20 Mayıs 2014 10:00

Türkiye’de madenlerin hiçbiri güvenli değil!

Maden Teknikeri Erol Merdim toplam 19 yıl maden teknikeri olarak çalışmış. Merdim’le faciayı meydana getiren etkenleri sorduk. O anlattıkça Türkiye’de maden sektöründe işlerin ahbap çavuş ilişkisi ile sürdüğünü, hiçbir madenin de güvenli olmadığını bir kez daha anladık.

Paylaş

Emine UYAR
Soma

Maden Teknikeri Erol Merdim, 16.5 yıl eski ismi Hüstaş şimdiki adı İmbat AŞ olan madende, yaklaşık altı ay kadar da Soma Kömürcülükte çalışmış. Merdim, güvenlikle ilgili ciddi zaafiyetler olduğu için 12 Kasım 2013’te Soma Kömürcülükten ayrılmış.
Kınıklı olan Erol Merdim, toplam 19 yıl maden teknikeri olarak çalışmış. Merdim’le faciayı meydana getiren etkenleri sorduk. O anlattıkça Türkiye’de maden sektöründe işlerin ahbap çavuş ilişkisi ile sürdüğünü, hiçbir madenin de güvenli olmadığını anladık. Hiçbir madende grizuya dayanıklı malzeme yok. Hiçbir ocakta yanmaz bant bulunmuyor.

Bu kaza neden meydana geldi?
Sürekli yangın olan bir ocak. TKİ burayı 20 yıl işletti. Özelleştirme kapsamında rödövans usulü ile Ciner Grubu aldı. İki yıl kadar çalıştırdı. TKİ’nin işlettiği zamandan kalan yangınlar alevlendi. Çünkü özel sektörde üretim önemlidir. Üretim için de bazı riskleri göze alırsınız. Örneğin yangının altında çalışmak gibi. Nereye dokunsanız yangın. Ciddi bir rezerv kalmamış. Ciner Grubu bu işi başaramayınca, çok da yasal olmayan bir sistemle burayı Soma Holding’le, Alp Gürkan’la anlaşarak burayı devrediyor. 6-6.5 yıldır Soma Grubu çalışıyordu. 6 ay da ben çalıştım. Birincisi idari anlamda çok boşluk var. Patronla alakalı demiyorum çünkü siz patrondan ne isterseniz cevap verir vermez tutanak tutarsınız teknik eleman olarak dersiniz ki benim şu ocağımda şu eksiktir. Oradaki teknik müdür ve müdür pozisyonunda olan insanlar başmühendis konumundaki insanlar tespit etmeli. Ben Ramazan Doğru ile eski ismi Hüstaş yeni ismi İmbat olan madende uzun yıllar çalıştım. Akın Çelik’le madenciliğe ilk başladığımda aynı evde kalıyor, aynı madende çalışıyorduk. 12 Kasım 2013’te oradan ayrıldığımda Akın Bey’le vedalaşmaya gittim. ‘Siz emniyetten gelen birisiniz emniyetle ilgili de çok tecrübelisiniz. Burada ciddi zafiyetler var, yangınla mücadele noktasında’ dedim.

Bu mücadele nasıl yapılır?
Bizim bu bölge için en ucuz ve en iyi yöntemlerden bir tanesi kül. Kömür üretimi yapılmış noktaları biz külle izole ederiz. Kömürün hava ile temasını keseceksiniz. Çalışmayı bitirdiğiniz noktalarda, kızışmanın olduğu noktalarda irtibatı keseceksiniz, kesmezseniz bu size yangın olarak döner. Bu aynı uyuyan sobaya benzer. Altını açarsanız oksijeni alınca yanar. Keserseniz bekler, uyuyan soba nasıl beklerse o da o şekilde bekler. Bunları yapmak için külleme yapmak gerekiyordu. Bunlarda aksama oluyordu.

Niye aksama oluyordu?
Oradaki en büyük etken şu; ben İmbat’ta da çalıştım, orası da özel sektör. Mesela orada ısınma olasılığı olan bir yere dahi kül verilir. Ben üretimde üç vardiya amiri idim. Ben orada 16.5 yıl çalıştıktan sonra Akın Çelik’in yanına geçtim. İlk olarak emniyet başmühendisi faciada öldü allah rahmet eylesin Mehmet Efe’ye gidip, ‘Buralara kül verelim’ dedim. Bana ‘Sen üretimci değilsin herhalde’ dedi. ‘Burada üretimciler bizi şikâyet ediyor’ dedi. İsmail Adalı var orada iki numara. Esas ocağın teknik sorumlusu oydu. Bu ocak bu hale geldiyse emin olun Akın Bey’den daha fazla sorumlu o vatandaştır, teknik müdürdür ve her gün ocağa iner. Üretim Başmühendisi diye geçer. ‘Bizim burada üretimciler şikâyet eder, kül veriyorlar üretim yapamıyoruz diye. Biz de külü keseriz’ dedi.

Kaçak işçi çalışıyor muydu, eğitim nasıldı?
Kaçak işçi yok. Mesut Çiftçi eğitimi veriyordu ama şu soru işareti bunlar ne kadar yer altında uygulanabiliyor. Pratik eğitim yok, teorik eğitim var. Zaten sorun bu? Ben Ramazan Bey’e yakıştıramadım televizyonda gördüm altyazıyı trafo patlaması diye. Bunlar Siemens’in malları, TKİ’den kalmış mallar. Üçüncüsü bunlar grizuya duyarlı malzemeler. Dışına kıvılcım vermez, kabloları yanmaz. Trafo ile elektrik ile ilgisi yok. Ramazan Doğru’nun tecrübesi çok yüksek, onunla birlikte çalıştım. ‘Kömür bir anda kızıştı’ dedi, ben bu lafı ona yakıştıramadım. Kömür bir anda kızışmaz. Kömür üç dönemde kızışır. Birincisi ısınma, ikincisi kızışma, üçüncüsü yanma. Isınma döneminin sonunda ortama karbonmonoksit vermeye başlar. Yangın bu boyuta gelmişse en az 15-20 gün ya da en az bir hafta önceden belli olur. Bunun başka açıklaması yok.

Havanın ters çevrilmesi ile ilgili ne diyorsunuz?
Yangın devam ediyor, yangına müdahale edemiyorsun insanlar kalmış bir hamle yapman gerekiyor havayı terse çevirdiler. Çevrilmese idi bugün o 80 kişi kurtulmamış olurdu. Bugün o cesetlerin hiçbiri alınmamış olurdu.
Yangına müdahale ediyorlar bir daha göçüyor. 9 metrekarelik bir alanda ana galeride meydana geliyor. Ana değil de tali bir galeride olsaydı, bu kadar büyük olmazdı. Orada neler yapılıp yapılmayacağı konusunda uyuşamadık.  

İŞÇİNİN BURNUNU SIKTIĞIMDA AĞZINDAN ZİFT ÇIKTI
Bunların yaşanmaması içim neler yapılmalı?
Siyaset buradan elini çekmeli bağımsız denetleme olmalı. Eğer siz tavşana kaç tazıya da tut derseniz. Orada ahbap-çavuş ilişkisi başlar. Önceden haber verilen denetleme, denetleme olmaz. Ansızın gelinmeli. Buradaki denetleme askerdekine benziyor. Komutan gelecek bir ay önceden mıntıka temizliği boya badana... Denetimci ansızın gelmeli ve ‘Ben giyindim ocağa inelim’ demeli. Kağıdı kalemi alıp eksikleri tespit etmeli. Grizuya dayanıklı malzemenin metresi 150 milyon. Yanmaz bandın metresi 300 milyon. Hangi ocakta var yanmaz bant? Ateş, bandın üzerine düştü, petrol türevi olan bant yandı. Zehirli gaz ve duman çıktı. Zayiatın büyük olmasının sebeplerinden biri de bu. İşçinin burnunu sıktığımda ağzından zift çıktı.
Müfettişin geleceği bir ay önceden haber veriliyor. İzmir Bölge Çalışma Müdürlüğünden İrfan isminde bir müfettiş var. Duyarız İrfan Bey gelecek. İrfan Bey gelir, iki gün yer üstünde dolaşır, bir gün ocağa girer, her şey müthiş. Seninle benimle dolaşmaz zaten. Müdür ve müdür yardımcısı ile iner dolaşır. Akşam Dikili’de güzel bir restaurant... Çünkü otuz tane açığını yakalasa, 100’er bin lira ceza yazsa 3 milyon. Siz patronsunuz 200 bin lira onun cebine sıkıştırırsınız, 50 bin lira da masraf yaparsınız 250 bin. 3 milyon nerede 250 bin nerede.

DEVLETTEYKEN BACALAR BÖYLE DEĞİLDİ
Kaza ocağın neresinde meydana geldi?
K Panosu civarında, 2 bin 200 mt. mesafede. Havanın giriş noktası tarafında. Havanın Kat ettiği yolu çıkardığımızda 5-6 km yol yapar. Temiz hava girişi madenin ağzından. Oradan aşağıya, sağında solunda üretim yapılmayan taş bacadan gider. Hava ocağı dolaşıyor, diğer galeriden dışarı çıkıyor. Oraya da pis hava çıkışı derler. Düz galeriden çıkıyor. Normalde bunun düz galeri değil de en az 45 derece eğimli bir ‘başyukarı’ olması lazım. Niye? Hiç evlerde yatık baca gördünüz mü, bacalar diktir. Çünkü bir an önce dumanı gazı dışarı atsın diye. Devlet zamanında bu böyle idi. Sonra oralar kapandı bunlar düz galeri verdiler dışarı. Bu işin mali boyutları var, siz 500 metre taş baca sürdüğünüzde bunun maliyeti 2.5 milyon. Siz bir işverensiniz onu mu tercih edersiniz yoksa düz galeriyi mi?

ÖNCEKİ HABER

El Kaideliyi geçirip Rojavalıyı öldüren sınır

SONRAKİ HABER

Çerkes Soykırımının 155. yılında yaşamını yitirenler anıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa