20 Nisan 2014 20:25

Tatava Yapmalı

Çünkü bu seçim, yolsuzluğa karşı yolsuzlar, rüşvete karşı rüşvetçiler, savaştan yana olanlarla başka birileriyle savaştan yana olanların yarıştığı bir seçimdi. Birbirinden farksız bu iki seçeneğin varlığı pompalandı durdu. Ölüm yahut sıtma!

Paylaş

Burak YILMAZ-Hilmi MIYNAT
Pamukkale Üniversitesi


Düzen partileri seçim çalışmalarına milyonlarca lira ayırdı. Reklam ajansları, medya organları, billboardlar, seçim araçları, eşantiyon malzemeler vs... Bütün bu imkanlar ve daha fazlası onların kontrolünde. Ortaya çıkardıkları ürünler ise halka hitap etmek şöyle dursun bir öncekinin politik sığlığını tekrarlar nitelikte. Onların milyonlarca liralık harcamayla ortaya koyduğu propaganda faaliyetinin, bir kutu sprey boya (5 TL) maliyetindeki duvar yazısının özgünlüğü ve etkisini yakalayamaması elbette ki tesadüf değil! Türkiye’nin demokrasi mücadelesinin köşe taşlarından biri olan Haziran direnişinin özgünlüğünden dahi nasiplenmemiş olmaları, halkı anlatan-halkın anlattığı binlerce şeye kulak tıkamış olmalarının göstergesi. Belki de dertleri hiçbir zaman bu olmadı!

KAZ GELECEK YERDEN TAVUK ESİRGENMEZ

Yerel seçim çalışmaları, aday belirleme süreçleriyle kendini hissettirmeye başlamıştı. Bu süreçte muhtemel adaylar egemen siyasi anlayışın çeşitli partilerinden kesesine uygun olanına aday adaylık başvurularını yaptılar. Böylece işçiler, kamu emekçileri, kadınlar, gençler… sözüm ona yerel yönetimlerin dışına daha baştan itilmiş oldu. Adaylık süreçleri zenginler için düzen ve refah sağlama idealinden de ziyade reklam yapmak, piyasada görünür olmak adına bulunmaz bir fırsat oldu. Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmemeliydi. Adayın parti merkezi tarafından belirlendiği bu dönemde nice sanayiciler, patronlar, otel sahipleri… velhasıl burjuvazinin çeşitli kesimlerden temsilcileri başkan adaylığına seçildi.

DUY DA İNANMA!

En zengin partinin en önde ilerlediği yarışta sloganlar da afişler de manidardı. Kendi işçisini işten atan patron, seçildiği takdirde işsizliği çözme vaadinde bulunuyordu. Duy da inanma! Patatesin kilogram fiyatından habersiz adayımızın, yaşlı bir teyzeyle çekilmiş mutluluk pozunun şehrin her köşesinde sergilenmesine ne dersiniz? Üstelik milyonlarca emekçi  ‘demokrasi şenliği’, ‘milli iradeye saygı mitingi’ başlıklarıyla pazarlanan şatafatlı seçim mitinglerinde sembolik şiddete maruz kaldı. Etkisinin olmadığı seçim sürecinin bir biçimde sona ermesini aslında hemen herkes istiyordu. Çünkü bu seçim, yolsuzluğa karşı yolsuzlar, rüşvete karşı rüşvetçiler, savaştan yana olanlarla başka birileriyle savaştan yana olanların yarıştığı bir seçimdi. Birbirinden farksız bu iki seçeneğin varlığı pompalandı durdu. Ölüm yahut sıtma!

YIKILMAYACAK BİR HALK ÖRGÜTLEMEK

İşyerlerinde örgütlenme, üniversitelerde bilimsel-özerk eğitim, ana dilinde eğitim görme-hizmet alma mücadelesini kurmak için; mahallede, okulda, fabrikada birleşmenin-yönetmenin gerekliliğini, demokrasinin aciliyetini haykıran başka bir seçenek ise propaganda yaptığı hemen her yerde devlet destekli çetelerin saldırılarına maruz kaldı. Bayrağı, tabelası, bürosuyla sözünü söylemeye kararlı kesimlerin siyaset yapmaya başlaması, herkesi de buna davet etmesi burjuvazinin sistematik saldırılarından nasibini aldı.
En çok parası olanın en çok sözü söylediği seçim maratonunda en zengin parti en çok oyu aldı. Üstelik en yoksul çoğunluktan… Hilekar galip göğsünü gere gere yine balkondaydı. Sistemin mağlubu ise; AKP’yi şu ya da bu şekilde geriletmek sevdasıyla ortaya koyduğu omurgasız, sağlı-sollu ittifak beklediği sonucu vermeyince çareyi birkaç gün öncesine kadar      oy istediği halkı suçlamakta buldu. Egemenlerin kavgasından ortaya saçılanları görünür kılmak yetmez. Ezilenlerin, emekçilerin; birleşen, sözünü söyleyen ve yöneten en  geniş cephesini oluşturmak gerek. Amaç sadece AKP’yi yıkmak değil yıkılmayacak bir halk örgütlemek olmalı.
Tatava yapmalı!

ÖNCEKİ HABER

ROTA

SONRAKİ HABER

Menemen'de Milli Eğitim yaya bıraktı belediye sahip çıktı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa