26 Mart 2014 20:28

Katili devlet, şahidi milyonlarca insan

Penguen medyasından bir ses sordu Başbakana: ‘Berkin Elvan’ın ölümü üzerine bir kur hareketi oldu, borsa dalgalanması oldu?’ R.T.E’nin cevabı ise şuydu: ‘Mayıs’ta Haziran’da da aynı şeyi yaptılar, piyasa kendi kendini topladı, borsa akşama doğru yükseldi, faiz rayına oturdu.’

Paylaş

İrem KARABATAK
Ege Üniversitesi
İzmir


16 yaşına bir fısıltı kadar uzak şimdi; 14’ünde vurulan, 15’ine komadayken giren ve 16 kiloya düşen o kara çocuk. Çünkü ölüm onu bizden ayırdı. ‘Vefat etmiş’ diyor bazıları; bilin ki güzel adlandırma yok bu işte! Berkin göz göre göre öldürüldü çünkü. Yazın bunu; katili bu devlet, şahidi milyonlarca insandır!

Günlerdir yaşama tutunmak için direnen, küçücük bir çocuk öldü(rüldü). Bunun üzerine penguen –‘Alo Fatih’- medyasından bir ses sordu Başbakana: ‘Berkin Elvan’ın ölümü üzerine bir kur hareketi oldu, borsa dalgalanması oldu?’ R.T.E’nin cevabı ise şuydu: ‘Mayıs’ta Haziran’da da aynı şeyi yaptılar, piyasa kendi kendini topladı, borsa akşama doğru yükseldi, faiz rayına oturdu.’

‘İNSANLIĞI’ TOPLAYAMAMIŞ KENDİ KENDİNİ

Nasıl olur da böyle acı bir olayın ardından bu içler acısı değerlendirmeyi yapabilir bir insan? Kan ve nefret dolu söylemlerinin karanlığında boğulmuş beş para etmeyen vicdanı. Belli ki Başbakanın vicdanı konusunda bir şeyler rayına oturmamış, ‘insanlığı’ toplayamamış kendi kendini. Dindar ve kindar bir nesil istiyordu ya hani, mutlaka buna tecimsel soytarılığı da eklemeli!

Berkin’in ölümü üzerine gerçekleşen bu utanç verici diyalog, Hasan Hüseyin Korkmazgil’in ‘Haziran’da Ölmek Zor’ şiirinden bir parçayı hatırlatıyor bana:

‘Ne söyler bu radyolar / Gazeteler ne yazar / Kim ölmüş uzaklarda / Göçen kim dünyamızdan?’

Ve bir başka şiir her şeyi açıklıyor:

‘Çirkindiler, korkaktılar, yarınsızdılar. Geldiler, itilerek geldiler, irkilerek.
Kararttılar gecemizi, ısırdılar karanlıkta, kanattılar türkümüzü.
Kırdılar çiçekli dallarımızı, tükürdüler içine ekmeğimizin.
... ve çekip gittiler kanlı izler bırakarak göğümüzün merdivenlerinde.
Yoktu yarınları onların, çünkü onlar suç taşıyan sandık gibi karanlıktılar.’

Berkin’den geriye kara bakışları kaldı bende, bir de ölümünün sabahında yazdığım bu şiir.

Kara
Kirli sabah, bir kara çocuk, gözü kaşı isyan
Cebimde bir sapan ama her daim uçacak bu kuşlar!
Sonra alanlar, haykırdığımız meydanlar...
Yeni bir dil öğrensem sana, bakamam ki kelimelerin suretine.
Çünkü, o kara bir çocuk, gözleri derin kara
Çünkü bakışlarım onun bakışları, göz göze gelmek çok kara!
Bir türkü kitap ayracım olsa, evindar yok, hem hiç olmadı.
Dinlesem onu, harfleri söyletsem, karadır kaşların desem
Ferman yazdırır derken çatmasam ama kaşlarımı.
Yere değdirsem bakışlarımı, devlet desem, elini tutsam
Dostlarımı sığdırsam iki elimin çokluğuna.
Kara desem, çocuk çok kara, defteri henüz beyaz ama
Kara desem Berkin duysam, meydanlarda bağırsam:
On beş yaşında bir fidan!
Kara güzel renktir, demedim ki devlet karası!
Hem gözün hem kaşım...
Dokunur mu ellerime şimdi ellerinin değemediği ekmekler?
Bak işte meydanlardayız, milyon olduk
O zaman şiirdir bu, en karasından şiir!
Dile geldik milyon kere: Berkin dedik, ölümsüzdür o kara çocuk!


YÜRÜDÜK, YÜRÜDÜK, YÜRÜDÜK...

“Güzel günler gelmez bize, biz güzel günlere yürümedikçe.” demiş İşçi B.

Parasız, bilimsel, ana dilinde eğitim istedik, yürüdük. Kadın cinayetleri son bulsun dedik, yürüdük. Aşkın cinsiyeti olmaz dedik, yürüdük. Ağacımdan, yeşilimden, yaşam alanımdan çek elini dedik, yine yürüdük. İşçinin emekçinin binbir çile içinde alın teriyle harmanladığı emeğinin burjuvanın kaşıdığı göbeğine gitmemesi için yürüdük. Kardeşçe yaşamak için bütün renkleri kuşanıp yürüdük. Anlayacağınız, ‘insanca bir yaşam’ için daima yürüdük ve yürüyoruz biz.

Diren dedik, çapulcu duyduk, onurumuz bildik. Sesimizin çokluğu ve tokluğuydu onları bir yaprak gibi korkularından titreten. Hatta öylesine korktular ki, Mayıs’ı Haziran’a ulayıp kana bürüdüler meydanları. Kıydılar canlarımıza. Ethem, Mehmet, Abdullah, Medeni, Ali İsmail, Ahmet… Bilincimize birer birer kazındı isimleri. Ve son olarak, uyanamayan o kara çocuk. Dayanılmaz acısıyla öfkemizi bileyen Berkin Elvan.

ÖNCEKİ HABER

Çocuklar ölüm değil kitap okumak yakışır

SONRAKİ HABER

Sayıştay'dan rakamlara dair açıklama: 2018 raporu henüz tamamlanmadı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa