Öcalan\

Öcalan'dan Ermeni halkına mektup

PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın Hrant Dink'in ölüm yıl dönümü vesilesiyle Ermeni halkına hitaben kaleme aldığı ve daha önce Adalet Bakanlığı'na takıldığı iddia edildiği mektubun tam metni bugün Agos Gazetesi'nde yayımlandı.

PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın Hrant Dink'in ölüm yıl dönümü vesilesiyle Ermeni halkına hitaben kaleme aldığı ve daha önce Adalet Bakanlığı'na takıldığı iddia edildiği mektubun tam metni bugün Agos Gazetesi'nde yayımlandı.

Mektubun tam metni şöyle:

"Mezopotamya ve Anadolu'nun kadim halkları arasında yüzyıllardan bu yana var olan toplumsal ilişkiler son üç yüzyıldır büyük bir altüst oluş içerisindedir. Özellikle kapitalist modernite ve onun tapınağı ulus devletlerin saçtığı zehir nedeniyle bu topraklar adeta halklar ve kültürler mezarlığına dönmüştür. Monolitik ulus yaratma projeleri Avrupa'dan Afrika'ya, Asya'dan Avusturalya'ya, oradan Amerika'ya kadar insanlığın bütün değerlerini alaşağı etmiş, binlerce yıllık kültürel mirasları ve değerleri yeryüzünden silip süpürmüştür. İnsanlığın ve medeniyetin ilk boy verdiği anavatanımız olan bu topraklar da bu felaketten fazlasıyla nasibini almıştır. Halklarımız arasına hançer gibi sokulan ırkçı-milliyetçi akımlar bu felaketin ideolojik alt yapısını oluşturmuştur. Onlarca dil ve kültür bu yangın yerinde yanıp kül olmuş, birer nostaljik öğe olarak bile günümüze kalmayı başaramamışlardır. Birçok halk soykırım gibi insanlık suçu nedeniyle yok edilirken birçok inanç ve kültür de baskılar sonucunda ortadan kaybolmuştur. Son yüzyıllarda yaşanan felaketler insanlığın başına gelmiş en büyük felaketlerdir. Tarih boyunca savaşlar ve çatışmalar hep yaşanagelmiştir ama hiçbir dönemde bugün olduğu gibi insanlığı ve doğayı yok etmeyi hedefleyen, büyük ölçüde başarılan bir yönelim olmamıştı.

İşte, Ermeni halkına yönelik geçen yüzyılın başında uygulamaya konulan soykırım planı da bu iğrenç politikaların en zalim olanlarındandır. Ermeni halkının içine düşürüldüğü durum tam bir soykırım gerçeğidir. Bu soykırıma rağmen Ermeni halkının trajedisiyle birlikte kendini bugüne taşıyabilmiş olması büyük bir mucizedir. Bu mucize, hiç şüphesiz mazlum Ermeni halkının büyük emekleri ve mücadelesi sonucu gerçekleşmiştir.

Günümüzde Ermeni halkının yaşadığı tarihsel gerçekle bütün dünyanın yüzleşmesi ve Ermeni halkının acısını paylaşarak yasını tutmalarının önünü açması gerekir. Türkiye Cumhuriyeti'nin de bu olgunlukla meseleye yaklaşması ve bu acılı tarihle yüzleşmesi kaçınılmazdır.

Ermeni halkının ise ırkçı-milliyetçi tuzaklara düşmeden, halklarımızı daha yüzyıllar boyunca çatıştırmayı hedefleyen uluslararası sermaye güçlerinin ve lobilerinin sinsi amaçlarından uzak durarak mücadelesini sürdürmesi naçizane önerim olabilir ancak. Kürt halkının özgürlük mücadelesi ile Ermeni halkının acılarının sağaltılması, eşit haklara sahip yurttaşlar olarak bu topraklarda yaşama mücadelesi iç içe geçmiştir. Demokrasiyle taçlandırılmış bir cumhuriyet hem geçmişiyle hesaplaşmış hem de farklı bütün kimliklerin özgürce yaşadığı bir cumhuriyet olacaktır.

Bizler, bu çerçeveden bakıldığında sadece Kürt halkının değil; bu kadim coğrafyanın bütün halklarının ve inançlarının özgürlüğü için mücadele ediyoruz, diyebiliriz.

Bu nedenledir ki, Kürt sorununun çözümsüzlüğü için iç ve dış bütün demokrasi karşıtı güçler her dönemde önümüze engeller çıkardılar. Barışçıl yolları denediğimiz her dönemde büyük provakasyonlarla süreçleri kesintiye uğrattılar. Bu kesimlerin dayandığı iki temel güç; para-kapital ve milliyetçiliktir. Araç olarak da büyük sermaye lobilerini ve son dönemlerde de cemaat türü yapıları kullandılar. Halklar arasında henüz görülmemiş hesapların olduğu propagandasıyla sürekli olarak kendilerine zemin oluşturma gayreti içerisinde oldular. Oysa bu topraklarda yaşayan bütün kadim halklar bu toprakların sahibidir ve paylaşamayacakları hiçbir şey yoktur. Kürt, Türk, Arap, Fars, Ermeni; hangi halktan olursa olsun, aralarındaki hukuk eşitliğe dayalı kardeşlik hukuku olmak zorundadır. Halklar arasında yaratılan düşmanlık bizim öz kültürümüzün bir parçası olarak kabul görmemelidir. Bunun gelecek nesillerimize sirayet etmesine engel olmak zorundayız. Bu da ancak gerçek bir adalet üzerine inşa edilmiş tarihi bir barışla olur.  İşte 2013 Newrozu'nda başlattığımız süreç de ancak bu anlayışla gelişirse kalıcı ve anlamlı olur.

Halkların gerçek dostu ve Ermeni halkının yiğit evladı Hrant Dink de işte bu kirli zihniyetin temsilcileri tarafından katledilirken, yukarıda izah etmeye çalıştığım aynı amaca hizmet için katledilmiştir. Bu amaçla katledilen son Ermeni de O'dur işte.

Zorlu koşullarıma rağmen sürdürmeye çalıştığım barış arayışının hiçbir halkın zararına ve aleyhine olmayacağı, olamayacağı 30 küsur yıllık mücadelemizin her anında saklıdır zaten. Bizler burada bütün halkların çıkarına amansız bir uğraş verirken bizi boşa çıkartmak için canla başla uğraşan bütün derin, açık, paralel yapılara, lobilere ve cemaat türü yapılara karşı herkesi daha dikkatli olmaya ve objektif bir bakış açısıyla meseleleri ele almaya davet ediyorum.

Politik ahlaki duruşumuz bugüne kadar yolumuzdan şaşmadan yürümemize yardımcı oldu, bundan sonra da aynı ferasetle bütün halklar için mücadele edeceğimden kimsenin kuşkusu olmasın.

Bu temelde bir kez daha sevgili Hrant Dink'i saygıyla anıyor, Ermeni halkı başta olmak üzere bütün halklarımıza selamlarımı iletiyorum.

Abdullah Öcalan, İmralı Cezaevi." (HABER MERKEZİ)


AGOS YAZARLARI MEKTUP İÇİN NE DEDİ

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın Ermenilere hitaben kaleme aldığı mektubu, Agos Yazarları Rober Koptaş, Yetvart Danzikyan, Ohannes Kılıçdağı ve Karin Karakaşlı değerlendirdi.

ROBER KOPTAŞ: SOYKIRIM VURGUSU ANLAMLI

Mektup önemli ve değerli. Sadece Ermenilere değil, aslında bütün Türkiye’ye hitaben yazılmış olan mektuptaki bu netliği takdir etmeli. Öcalan’ın Ermeni halkının 1915’te yaşadıklarını “soykırım planı, iğrenç, zalim” sözleriyle değerlendirmesi ve ayrıca Ermenilerin hâlâ hayatta olmasının mucizeviliğine, bu mucizenin de “Mazlum Ermeni halkının büyük emekleri ve mücadelesi sonucu gerçekleştiği” vurgusu da anlamlı. Öcalan’ın Ermenilerin ırkçı-milliyetçi tuzaklara düşmemek konusunda önerisine katılmamak mümkün değil. Aynı sorumluluğun her kesimde olduğunu unutmadan elbette. Mektupta eleştirilecek ve eksik bulunabilecek hususlar var şüphesiz. Kürtler ve 1915’teki rolleri konusunda eleştirel ifadelere yer verilmemesi bunların en başlıcalarından. Ayrıca, “lobi, cemaat, paralel yapı” kavramlarının, KCK yetkililerinin kullandığı kadar hoyratça olmasa da, bolca ve muğlakça kullanılması da sorunlu.

OHANNES KILIÇDAĞI: DÜZELTME VE DİYALOĞA DEVAM

Öcalan’ın mektubunda yaptığı, Batı’nın dünyanın geri kalanı üzerindeki etkisi konusundaki tarihsel analizi hakkında uzun uzadıya konuşulabilir ama şu kadarını söyleyeyim ki kolonyal süreçlerin Batı dışı toplumlarda yıkım yarattığı genel bir tespit olarak doğru olsa da Tükiye’de (ve Ortadoğu’da) yaşayageldiğimiz sorunları tamamen “Batı’nın oyunu” veya “Batı kaynaklı” olarak tanımlamak zannımca eksik bir okumadır. Yerel yapıları ve ilişkileri tamamen aklamak, bizi özeleştiri yapmaktan alıkoyabilir. Yine de, Öcalan mektubunda, Ermeni soykırımıyla yüzleşme bahsinde, ideal pozisyon nedir sorusu bir yana, Türkiye siyasetinin ortalamasının oldukça üstünde bir duruş sergilemiştir. Bu da zaten Kürt hareketinin şimdiye kadarki çizgisiyle uyumludur. “Ermeni halkı ırkçı-milliyetçi tuzaklara düşmemelidir” önermesi de doğru çünkü zaten kimse bu tuzaklara düşmemeli. Öte yandan, “uluslararası sermaye”, “lobi” gibi tanımlamalar söylenip geçildiğinde haddinden fazla soyut kalan kavramlar... Bu mektubun bir ‘düzeltme’ ve Türkiye Ermenileri ile Kürt siyasi hareketi arasındaki yapıcı diyaloğun devamı için asgari zemini muhafaza eden bir metin olarak okunmasının doğru olacağı kanaatindeyim.

KARİN KARAKAŞLI: BARIŞA TAMAMLANMA İHTİMALİ
Söz, ulaşmak içindir. Yoksa kendine saklarsın onu, telaffuz etmezsin. Kürt halkının lideri Öcalan’ın selamını da bunca yıldır varlığını sınırlandırmamak için mücadele verdiği tecrit koşullarında kaleme aldığı mektubu da bu ulaşmanın işareti olarak aldım. “Gerçek bir adalet üzerine inşa edilmiş tarihi bir barış” benim de en çok inanmaya ihtiyaç duyduğum, bu yola baş koymuş herkesle birlikte mücadelesini verdiğim şey. Ermeni halkının soykırım gerçeğini ve kendini bu trajediye rağmen bugüne taşıyabilmiş olma mucizesini bu topaklarda bir siyasiden işitmek nasip olmadı. Öcalan’ın Türkiye Cumhuriyeti’nin bu bilgi eşliğinde tarihle yüzleşmeye çağırması, her kesimi milliyetçilik tuzağına karşı uyarması kıymetlidir. Ancak bu kıymet Türkiyelilerin tarihi idrak ve bugünü inşa azmine ihtiyaç duyar. Çünkü hayli belirsiz tınlayan o uluslarası lobilerin aksine bu halklar bütün yaşanmışlıkları ile buradadır. Ve aslolan, devletçi refleksi anımsatmayan bir dille tam da AK Parti iktidarı, Gülen Cemaati ve de üçüncüler arasındaki iktidar mücadelesinin ortasında yeni bir ihtimal yaratabilmektir. Bu ihtimalse bizzat Öcalan’ın çizdiği bu hiza çizgisinde özellikle Kürt hareketinden tutarlılık talep eder... Kimlik politikalarının özgürleştirici değil kapana kıstırıcı haline denk gelen bu zamanda ben Türkler, Kürtler ve bu toprakların bütün halklarıyla birlikte o adalete ve barışa tamamlanmak istiyorum...

YETVART DANZİKYAN: DIŞ ODAKLAR SÖYLEMİ SORUNLU
Kendi adıma Öcalan’ın selamını alıyorum. Bütün bu tartışmaların ardından özel olarak bir mektup yazmasını da önemli ve saygı değer buluyorum. Öcalan’ın mektubun ilk bölümünde yaptığı çözümleme ile büyük oranda mutabık kaldığımı ve Türkiye’nin artık 1915 gerçeğiyle yüzleşmesi gerektiğini söylemeliyim. Öcalan’ın ve Kürt hareketinin Ermeni halkına, meselesine yaklaşımının elbette ki farkındayım, farkındayız. Ve bunu çok önemsiyorum. Keza Kürt siyasetinin bilhassa son 5-6 yıldır bölgede hayata geçirdiği kardeşlik pratiğini de daha önce de defalarca kaydettiğim gibi çok kıymetli buluyorum. Ama demeden, naçizane birkaç cümlem var elbette. Biz Türkiyeli Ermeniler, devlet tarafından yıllar boyunca kim olduğu bilinmeyen, belirsiz bir “dış güçler” ile terbiye edildik. Ve yine bize sürekli kötü diaspora, düşman Ermeni lobisi, iyi, uyumlu Türkiyeli Ermeniler denklemi sunuldu. Hatta dayatıldı. Bizden hep iyi Ermeniler olmamız istendi... Şunun anlaşılmasını rica ediyorum ben de: Bu adresi belirsiz, muğlak, çok genel bir dış güçler, kötü kalpli lobiler, Türkiye’nin düşmanı Ermeni odaklar söylemi bizi çok yoruyor ve aynı denklemin içinde sıkışıp kalmışız, oradan bir türlü çıkamıyoruz hissi yaratıyor. Ve ısrarla buna ikna edilmek istenmemiz, yeni bir resmi görüşe mi çağrılıyoruz duygusunu, sorusunu yaratıyor.
 

www.evrensel.net