Roboski Katliamı yeniden UCM\

Roboski Katliamı yeniden UCM'ye taşınıyor

Roboski katliamına ilişkin yaptığı başvurusu, Türkiye'nin taraf olmaması sebebiyle daha önce Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından reddedilen BDP, askeri mahkemenin verdiği "takipsizlik" kararı üzerine dosyayı yeniden götürme çabası içine girdi.

Roboski katliamı hakkında askeri mahkemede verilen "takipsizlik" kararının ardından gözler iç hukuk ve uluslararası hukukta yargı sürecinin nasıl devam edeceğine çevrildi. Roma Statüsü'nün "toplu sivil katliam" ve "insancıl hukuk kurallarını" düzenleyen maddelerinin ihlal edildiği gerekçesiyle BDP'nin daha önce katliamı taşıdığı Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), Türkiye'nin taraf olmaması sebebiyle yapılan başvuruyu geçtiğimiz ay reddetmişti. Ancak "tamamlayıcılık" ilkesi uyarınca UCM'nin sadece ulusal mahkemelerin yargılama isteği ya da kapasitesi olmadığı durumlarda yargı yetkisini kullanabilmesi göz önünde bulundurulduğunda "takipsizlik" kararının ardından UCM'ye başvuru tekrar gündeme gelebilir.

Türkiye'nin UCM'ye taraf olması için bir çok kez çağrı yaptıklarını hatırlatan BDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş, takipsizlik kararı sonrası uluslararası hukuk alanında çalışan hukukçularla yapacakları değerlendirmenin ardından iç hukuk yolları ile birlikte Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AHİM) ve Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) de dahil katliamı tüm hukuk mercilerine taşıyacaklarını söyledi.

İlk olarak iç hukuk yollarında katliamın faillerinin ortaya çıkması için sürecin takipçisi olacaklarını belirten Beştaş, bu doğrultuda ilk olarak Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesi'ne takipsizlik kararı nedeniyle itirazda bulunacaklarını söyledi. Beştaş, "Buradan farklı bir karar çıkma beklentisi ile bu başvuruyu yapmayacağız. Sadece Anayasa Mahkemesi'ne başvuru yolumuzun açılması için yasal zorunluluklar gereği bunu yapıyoruz" dedi. Daha sonra ise Anayasa Mahkemesi'ne başvuracaklarını belirten Beştaş buradan da olumlu bir sonuç çıkmaması durumda uluslararası hukuku devreye sokacaklarını söyledi. Bu sebeple davayı AHİM'e taşıma ve UCM'ye tekrar başvurularının gündeme gelebileceğini ifade eden Beştaş, takipsizlik kararının ardından UCM'ye yeni bir değerlendirme sonrası bir başvuru olabileceğini söyledi.

Beştaş, "Hukukçularla yeni bir değerlendirme yapıyoruz. Daha önce de Türkiye'nin UCM'ye taraf olması için birçok kez hükümete çağrıda bulunmuştuk. Tekrar başvuru gündeme gelebilir" dedi.

UCM NEDİR?

UCM Roma Statüsü, soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları işlemekle suçlanan kişileri yargılama yetkisine sahip ilk daimi küresel mahkemenin kurulmasına olanak sağlayan anlaşma. 1 Temmuz 2002 tarihinde Roma Statüsü'nün yürürlüğe girmesiyle, Hollanda'nın Lahey kentinde kurulan UCM dünyanın ilk daimi ceza mahkemesi olma özelliğini taşıyor. Mahkeme, bu tarihten önce işlenmiş suçlarla ilgili yargı yetkisine sahip değil. UCM'nin yargı yetkisi Roma Statüsünü onaylamış ya da katılmış ülkelerin toprakları ve vatandaşları üzerinde geçerli. Bugüne kadar 97 üye ülkeye sahip olan UCM'ye Çek Cumhuriyeti hariç Avrupa Birliği üye ülkelerinin tamamı taraf. Ayrıca UCM, BM Güvenlik Konseyi'nin başvuru yaptığı olaylarla ilgili de yargı yetkisine sahip. Ancak, mahkemenin "tamamlayıcılık" ilkesi uyarınca UCM sadece ulusal mahkemelerin yargılama isteği ya da kapasitesi olmadığı durumlarda yargı yetkisini kullanabiliyor. UCM Haziran 2004'te Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde, Temmuz 2004'te ise Uganda'da resmi soruşturmalara başladığını duyurdu.

Türkiye ise UCM'yi tanıyor fakat taraf değil. Bu yüzden UCM'nin Türkiye'yi yargılama yetkisi yok. TCK'nin 76. ve 77. maddelerinde 2006 yılında yapılan düzenlemelerle insanlığa karşı işlenen suçlar için yargı yolunun var ve bu maddeler Roma Statüsüne atıfta bulunuyor. Daha öncede Dersim Soykırım UCM'ye taşındı. Fakat henüz bu dava konusunda da verilmiş kesin bir karar yok. (İstanbul/DİHA)

www.evrensel.net