Daha önce solunmadık bir hava

Daha önce solunmadık bir hava

AKP’nin Gezi Parkı eylemlerindeki tutumu, Kürt sorununun çözümündeki rolü, demokratikleşme paketinin çıkarılması, kürtaj yasağını getirmesi gibi birçok konu masaya yatırılıyor ve köküne kadar AKP haklı çıkarılıyor

İlayda Arya Yıldırım
Kayseri


Nereden başlanır bilinmez ama anlatacak çok şeyimiz var. Başörtüsü meselesi, kılık kıyafet, özel hayata müdahale, AKP politikalarının okul sıralarında ballandıra ballandıra anlatılması... Canlı kanlı yaşıyoruz bu sıraladıklarımı. Özel hayatımızdan tutun da siyasi görüşümüze kadar birçok müdahale söz konusu.
İmam hatip liselerine gönüllü gelen öğrenci bulmak zordur. Kimisi aile zoruyla, kimisi puanı yetmeyip açıkta kalma korkusuyla yazılmıştır çünkü. Bilimsel eğitimden tamamen uzak, din üzerine kurulu bir lisede, hocaların duymayacağı ses tonuyla tartışıyoruz politikayı. Kendi politikamızı... Kimisi MHP’liyim kimisi de AKP’liyim dese de biliyor sorunlarımızın, taleplerimizin, haklarımızın ve yapılan ihlallerin bir olduğunu. Sonra uzlaşıyoruz bir noktada. Mesela, “Sevgiliniz olursa hakkımı helal etmem.” diyen hocaya karşı hepimiz aynı duyguları besliyoruz. Kısıtlıyor bizi, baskı kuruyor üzerimizde. Öğrencileri koca bir yuh çekti. “Ne diyor bu kadın.”, “Neyin kafasında bu ya!”, “Ne içtiyse biz de içelim.” diye ti’ye aldık hocayı. Aynı hoca bir sonraki derste AKP’nin ne denli doğru bir politika izlediğini anlattı uzun uzadıya.

KEŞKE TEK O OLSA

AKP’yi anlatan, savunan, bizlere politikasını aşılamaya çalışan tek hoca o değil elbette. Her hoca siyaset meydanına çevirip sınıfı, dakikalarca AKP’nin ve politikalarının ne kadar doğru olduğunu anlatıyor. AKP’nin Gezi Parkı eylemlerindeki tutumu, Kürt sorununun çözümündeki rolü, demokratikleşme paketinin çıkarılması, kürtaj yasağını getirmesi gibi birçok konu masaya yatırılıyor ve köküne kadar AKP haklı çıkarılıyor. Masaya yatırılan en son konu ‘kızlı-erkekli aynı evde kalmak’ konusuydu. Hoca günahtır, ayıptır, zinadır yakıştırmasını yaptı. Özgürlük, hür irade, dış kapının dış mandalı rolünü oynadı tartışmasız. Bu konuda aynı evi paylaşan erkek ve kızları destekleyenlerin ise aynı günaha ortak olduğunu söyledi.

BAŞBAKANIN BAŞKA İŞİ Mİ YOK

Bu konu üzerinden bir sohbet gerçekleştirdik sınıftakilerle. Sohbet; kızlı erkekli aynı evde kalmak doğru mu, bir başbakanın böylesine özel bir konuya karışması doğru mu, Bülent Arınç “11 yıldır kimsenin hayatına karışmadık.” dedi, bu hayata karışmak değil de nedir soruları üzerinden yürüdü. 45 dakikalık öğle tatiline sığdırdığımız sohbetimizde bir öğrenci; “18, 19 yaşına gelmiş kime ne? Başbakanın başka işi kalmamış mı? Günahı sevabı bana. Özel hayatıma kimse karışamaz.” dedi. Orta sıradakilerden biri ise; “Lisede kısıtla, üniversitede kısıtla nereye kadar? Valla bir üniversiteyi kazanayım, ne babamı ne başbakanı dinlerim. Kimsenin haddi değil.” şeklinde konuştu. En arka sıradan kızlı-erkekli aynı evde kalmak sorusuna çok net bir cevap verdi bir başkası; “Kesinlikle doğru.” Sohbet derinleşti.
Sınıfta şimdiye kadar hiç duyulmadık, hiç solunmadık bir hava vardı. Arkadan birçok arkadaşımız kısa kısa düşüncelerini ifade etti.
“Ailesi onaylıyorsa doğrudur.” “Bence doğru. Çünkü inasanın kendi kararı”, “Reşit bir insana kimse karışamaz, doğru” cevapları yankı buldu sınıfta.

www.evrensel.net