Yüzlerdeki gülümsemenin ortak adı: BARIŞ

Yüzlerdeki gülümsemenin ortak adı: BARIŞ

İnsanın neye ihtiyacı varsa, en çok neyi istiyorsa, yüreği en çok  ne için atıyorsa kimliğiymiş meğer. Onun için başta bölge insanı olmak üzere ülkenin dört bir yanında yükselen barış sesi kimliğimiz olmuş. Müzakere süreci ve getirdiği çatışmazlık ortamı henüz barışa evrilmese bile bö

Kader BAYRAM

İnsanın neye ihtiyacı varsa, en çok neyi istiyorsa, yüreği en çok  ne için atıyorsa kimliğiymiş meğer. Onun için başta bölge insanı olmak üzere ülkenin dört bir yanında yükselen barış sesi kimliğimiz olmuş. Müzakere süreci ve getirdiği çatışmazlık ortamı henüz barışa evrilmese bile bölge sokaklarına baharı getirmiş gibi. 30 küsur yıldır süren çatışmalı ortam yüzünden çil yavrusu gibi ülkenin dört bir yanına dağıldı bölge insanı...
Bölgeye yakınlığı, kültürlerin benzerliği, bir lokma ekmek kazancı ve bir tas sıcak çorbanın kaynadığı yer olduğu için insanların ilk tercih ettiği yerdir Antep. Bundan dolayıdır ki tek başına bölgenin toplamıdır. Belki isteyerek kucak açmadı ama yine de yoksul işçi mahallelerinde yer edindiler öbek öbek. Yüzünüz Siirt’se arkanız Urfa, sağınız Van’sa solunuz Adıyaman oldu Antep ilinde. Salt kendileri gelmedi. Acılarını da beraberinde getirdiler. Sokaklarda çok fazla çatışma olmadı ama bölgede sıkılan her kurşunun acısını birlikte duydular yüreklerinde. Sırt sırta vermiş evlerin dar dehlizlerinde nefessiz kaldılar.
Kürtlere karşı yürütülen inkârcı siyaset, kullanılan dil ilk başta ayrıştırsa da, düşmanlaştırsa da kapı komşuları peş peşe gelen cenazelerin yüreklerde bıraktığı acının aynılığı Antepli kadınların barışa duyduğu özlemlerini de filizlendirdi. Onun içindir ki çıkın mahallesine kim olduğunun hiçbir önemi yok; askerine de, dağda ölenine de sahiplenir kadın yüreği. Her ikisi de ana kuzusu der tüm anaçlığıyla. Barış sözcüğü şu sıralar tek Suriyelileri hatırlatsa da kim bilebilir ülkemizdeki savaşı yerin yedi kat altına mı gömmüşler de bir daha bu coğrafyaya uğramasınlar diye.
Kışa hazırlanan sokaklarda kadınlar temizledikleri salçalık biberin acısını unutur barış sözcüğünü duyduğunda; 30 yıllık komşusu tarafından öteki görülmenin yürek acısının biteceğine olan inancıyla gülümser sizlere. Süreci tüm içtenliğiyle bilmediğini söyleyen kadınların  gülerek “barıştan daha güzel ne var ki”, “barış olsun kimsecikler ölmesin” sözlerini duyarsınız. Konuşmayanlar ise barış istemediğinden değil, her gün gözlerinin önünde duran Kürtler ve taleplerinin yasaklı oluşunun sessizliğiydi.
Süreçle beraber sokaklarda duruldu, şimdi daha rahat polisler de gitti derken, yıllarca uygulanan baskının ve şiddetin bir işe yaramadığını barışla ancak sokakların huzur bulacağını, okul harçlığını çıkartmaya çalışan rengârenk balon satıcısı iki kardeşin sesinde yankılanır. Sürece güvenmediklerini de açık yüreklilikle söylerler size. Başbakana güvenmediğini, “hem hangi istek kabul oldu” derken, bunun olmaması durumunda savaşın tekrar başlayacağını korkulu gözlerle size anlatırlar.
Sokaklarda kadınlarla konuşurken “ahhh” dersiniz “ne çok beklemişiz, ne çok özlemişiz barışı” dersiniz. Herkes barış der, savaşı bildiklerinden. Onun için barış derler ama çözümlerinde farklılaşırlar. Ama yine de barış, yüzlerindeki gülümsemenin ortak adı olur. Yer yer sorunlar olsa da Antepli kadınları sokaklara barışı çoktan getirmişler. “Barış kadınlarla gelir” sözü, söz olmaktan çıkmış pratikte hayat bulmuş. Bu da biz kadınlara gösteriyor ki barış birilerine bırakılamayacak kadar biricik ve göz bebeğimiz. Seslerimizi birleştirdiğimizde barış, bu coğrafyaya kadınlarla gelecek. Biz mahalleli kadınlarla konuşurken inandık. Hepimiz inanalım.

www.evrensel.net