Asgari ücretli için eğitim neden rüya?

Asgari ücretli için eğitim neden rüya?

Okul çağı gelmiş çocukların olduğu her evde bir koşuşturma yaşanıyor şimdilerde. “Benim çocuğun okulu var, derdim yok” diyen kadın neredeyse yok. Her yeni yıl değişen eğitim sistemini anlamak zaten başa bela iken bir de üstüne yeni yeni sorunlar ekleniyor. Okulların kapatılması ve başka okullara dönüştürülmesi,

Pınar YAVUZ- Buket GÜÇLÜ

Okul çağı gelmiş çocukların olduğu her evde bir koşuşturma yaşanıyor şimdilerde. “Benim çocuğun okulu var, derdim yok” diyen kadın neredeyse yok. Her yeni yıl değişen eğitim sistemini anlamak zaten başa bela iken bir de üstüne yeni yeni sorunlar ekleniyor. Okulların kapatılması ve başka okullara dönüştürülmesi, evlere yakın okullardan uzağa sürülen çocuklar, bu çocukların o okullara nasıl gidecekleri, servis paralarının nasıl karşılanacağı... Kadınlar ne yapsa çocuklarına hayal ettikleri eğitimi sağlayamıyor, bu cümle parası olmayanlar için geçerli tabi. Parası olana olanak da çok, gelecek de güzel! Ne ifade etmek istediğimizi siz de kendi koşuşturmanızdan biliyorsunuz tabi. Sizinkine benzer bir hikayeyi anlatacağız size şimdi. Pendik’te yaşayan Fatma Karabulut’un eğitim sisteminin sorunlarıyla mücadelesi yeni değil. Aslında onun mücadelesi sadece eğitimle sınırlı değil! Sağlık, istihdam, eğitim, ulaşım... Bütün bu sorunların birbiriyle ne kadar ilintili olduğunu gösteren bu hayat hikayesi zorluklara zorluk katan yeni eğitim sistemiyle neden mücadele etmemiz gerektiğini de ortaya koyuyor aslında...

4+4+4 YOKSUL KADININ YENİ SORUNU DEĞİL

23 yaşında anne oluyor Fatma. Çocuğu 5 yaşına geldiğinde onu anaokuluna yazdırarak artık çalışabileceğini düşünüyor. Ama başvurular sonuçsuz, çünkü mahalledeki okul uzunca süredir tadilatta giriyor, Fatma’ya hani nerdeyse dağın öte ucunda bir okula gitmesini söylüyorlar. Ne yapsın Fatma, gidiyor tabi. Çalışmak şart çünkü. Ama o okulda anasınıfı olmadığı için ve sistemdeki ay farkından dolayı 1. sınıfa alıyorlar 5 yaşındaki çocuğu. “4+4+4’ün annelere nasıl zorluklar yaşattığını ben ta o zamandan deneyimledim” diyor sinirle. “Çocuğum  kalem bile tutamıyordu. Zorla okula gönderiyorduk.  Günlerce sınıfta yanında oturmak zorunda kaldım. Şimdiki aklım olsaydı ne kadar cezası olursa olsun asla göndermezdim” diyor. Mahalledeki okulun tadilatı bitince çocuk yine okul değiştiriyor, hiç olmazsa karda kışta uzun süre yol yürümesin diyerek.

BİR İŞ YETER Mİ SANDIN?

Aradan geçti 4 yıl, çocuk başladı 5. sınıfa. Rahat yüzü var mı Fatma’ya? Nerdeee... Yine okul dönüşümü, yine sıkıntılar... “Evimin dibindeki okulun ilkokul olmasıyla çocuğumu  daha uzak bir yere göndermek zorunda kalıyorum.  Gittim okul idaresiyle görüştüm, ‘ister servis tut ister yürüsün’ gibi bir mantıkla karşı karşıya kaldım.   Daha 10 yaşında olan oğlum uzak bir yere gidecek. Öğlen 12 den akşam 7 buçuğa kadar derse girecek. Hani o dersler işe yarasa iyi. Devlet ücretsiz kitap vermekle övünürken kitapların içeriğini de boşaltarak hurafelerle dolduruyor. Etkinlikleri yapılamaz hale getiriyor. Öğretmenler yardımcı kitaplar istiyor, maddi yükümüz daha da artıyor. Üstüne bir de okul aidatı, temizlik, hizmetli parası, sınıfın perdesi, bilgisayarı tahtası... Biter mi, bitmez tabi! Şimdi bir de en yakın mesafe 100 liradan başlayan servis ücretleri de eklenince asgari ücret gitti. Hatta birden fazla  çocuk varsa ikinci bir ek iş bulmak gerekiyor”. O da şimdi bunun derdinde. Çocuğuna servis ve yemek parası çıksın diye iş arıyor Fatma. Pek çok komşusunun da bu dertte olduğunu anlatıyor. Eğitim meselesi kadınlar için iş bulma sorununa dönüşmüş durumda. İş bulup bulamayacağı da kesin değil ya, yine de soruyor Fatma bizim aracılığımızla bakanlara, başbakana: Asgari ücretliye çocuk okutmak neden rüya?                                                                                                        

www.evrensel.net