TİP 'Kurtuluş Bildirgesi'ni duyurdu: 'Kurtuluşun seçim matematiğine sıkıştırılmasını reddediyoruz'
TİP Genel Başkanı Erkan Baş, "Bu iktidara teslim olmayacak toplumsal kuvvetin büyütülmesi için bir örgütlenme çağrısı yapıyoruz. Moral çağrısı yapmıyoruz, örgütlenme çağrısı yapıyoruz" dedi.
Fotoğraf: Dicle Sezen Öz/Evrensel
Dicle Sezen Öz
[email protected]
Türkiye İşçi Partisi (TİP), Parti Meclisi kararıyla hayata geçirilen 'Kurtuluş Bildirgesi' çalışmasını TİP Genel Merkezinde düzenlediği basın toplantısıyla duyurdu. TİP MYK Üyesi Meltem Kolgazi, PM Üyesi Nazır Kapusuz, Kadın Büro Sorumlularından Arzu Özçelik ve Gençlik Sekreteri Atakan Özsan’ın yer aldığı buluşmada Genel Başkan Erkan Baş uluslararası koşullar ve bunların Türkiye’ye yansımalarıyla beraber muhalefetin çalışmalarını değerlendirdi. Baş, parti olarak yürüttükleri çalışmaya dair, "Bu iktidara teslim olmayacak toplumsal kuvvetin büyütülmesi için bir örgütlenme çağrısı yapıyoruz. Moral çağrısı yapmıyoruz, örgütlenme çağrısı yapıyoruz" dedi.
'Kurtuluş Bildirgesi' çalışmasının nasıl bir zeminde doğduğunu açıklayan Baş, "uluslararası düzlemde bir karşı devrim sürecinden" geçildiğini belirterek, Türkiye’deki siyasal sürecin de özgünlükleriyle beraber bu uluslararası durumun bir yansıması olduğunu belirtti.
“İktidar değişikliği mi tartışacağız yoksa sistemi mi?”
Türkiye’de derinleşen yoksulluğun nedeni olarak belirli bir kesimin zenginliğini işaret eden Baş, tartışılması gereken noktanın bu olduğunu vurguladı. Muhalefet cephesinde tartışmaların olası bir iktidar değişikliği ekseninde ele alındığını belirten Baş, bunun yanı sıra Türkiye ve dünyanın içinde bulunduğu sistemin de tartışılması gerektiğini belirtti.
Baş, şöyle konuştu: "Yoksulluğu, açlığı, sefaleti konuşuyoruz; pazarı, marketi konuşuyoruz. Ama bunun nedeni olan o zenginleşmeyi, küçük bir azınlığın büyük servet sahibi olduğu denklemi konuşmadığımızda yoksulluğun nedenlerini tartışamaz hale geliyoruz. Otoriterleşmenin, baskıcı rejimin ve yargının bir sopaya dönüştürülmesinin temelinde bu sistemin sürdürülebilmesi arayışı var. Bu uçurum oluştuğu andan itibaren toplumdaki öfkeyi bastırmak için kollukla, yargıyla, medyaya dönük ablukalarla, kayyım atamaları ve gazeteci tutuklamalarıyla sopayı devreye sokuyorlar. Dolayısıyla önümüzdeki soru şudur: Sadece basit bir iktidar değişikliği mi tartışacağız, yoksa bir sistem sorgulamasına da ihtiyacımız var mı?"
Fotoğraf: Fatih Polat/Evrensel
“Önemli olan muhalefetin öreceği mücadele hattı”
Fon vurgunu gibi gelişmelerin yaşandığı bir siyasi iklimde sorumlu olarak iktidari işaret eden Baş, siyasi koşulların değişmemesi noktasında muhalefetin rolünün de tartışmaya açılması gerektiğini söyledi. Baş, “'Seçim gününe kadar bekleyelim, sandıkta 50+1 alırız' anlayışının muhalefeti paralize ettiğini düşünüyoruz” diyerek şu ifadeleri kullandı:
“İktidar artık bu topluma bir umut vadedemiyor, yarını anlatamıyor. Eskiden 2023, 2071 diyerek hayal kurdurabiliyordu, bu bitti. Artık bütün enerjisini muhalefeti sindirmeye, etkisizleştirmeye ve 'İnsanlar yalnız kalırsa bana mahkum olurlar' anlayışına ayırıyor. Muhalefet ise tüm meseleyi seçim tartışmasına ve sabırla 50+1 beklemeye indirgemiş durumda. Biz seçimleri önemsiz görmüyoruz ancak Türkiye'nin kurtuluşunun yalnızca seçim matematiğine sıkıştırılmasını reddediyoruz. Seçimler bir sonuç olacaktır. Asıl önemli olan, seçime kadar olan süreçte muhalefetin nasıl bir mücadele hattı ördüğüdür.”
“Muhalefet halktaki enerjiyi değiştirici bir kuvvete dönüştüremiyor”
Baş, toplumsal tepki ile örgütlülük düzeyi arasında bir uçurum olduğuna da dikkat çekti. Toplumda büyük bir öfkenin olduğunu belirten Baş, buna karşın “kendisini ifade edebilecek kanallar bulamadığını” belirtti. Baş, “Muhalefet zemini, o büyük enerjiyi etkin bir güce, değiştirici bir kuvvete dönüştüremiyor” diyerek 'Kurtuluş Bildirgesi'nin “halkın kendi kaderini kendi eline alması ve bunun yol ve yöntemlerini tartışma çabası” olduğunu ifade etti. Baş, “Türkiye'de siyaset maalesef yurttaşı seçmene, taraftara, mitingde kalabalığa indirgemiş durumda. Oysa emekçilerin, kadınların, gençlerin siyasetin öznesi olduğu ve tamamen kurtuluşumuzu kendi ellerimize almamız gereken bir süreçteyiz. Bir moral çağrısı yapmıyoruz, bir örgütlenme çağrısı yapıyoruz" ifadelerini kullandı.
Kapı kapı dolaşma kararı
Parti olarak 15 gündür Türkiye genelinde kapı kapı dolaşmaya başladıklarını aktaran Baş, "Kararımız bu. Türkiye'de ne kadar kapı varsa onların her birisine en az bir kere Türkiye İşçi Partisi uğrayacak. Vatandaşın derdini dinleyecek, onunla çözüm önerilerimizi paylaşacak, onun çözüm önerilerini dinleyecek ve kayıt altına alacak. Sadece bizim konuştuğumuz ve vatandaşın dinlediği tablonun yerine kapısına kadar gidip yurttaşı dinlemek, onun sorunlarını, kaygısını, talebini öğrenmek ve o sorunlar karşısında birlikte ne yapacağımızı tartışmak istiyoruz” şeklinde konuştu. Baş, “Bir taraftan uluslararası antifaşist kongreden Almanya seçimlerine kadar dünya çapında bir hatta dururken, diğer tarafta Bağcılar'da, Esenyurt'ta, Sarıgazi'de, Sultanbeyli'de kapı kapı geziyoruz" dedi.
Bildirgeden başlıklar: Ücretsiz yemek, MESEM ölümleri, sendikal örgütlenme
Somut mücadele başlıklarına da değinen Baş, "Bir öğün yemek kampanyası, partimizin temel çalışmalarından bir tanesi. Yani okullarda çocukların aç kalmasını kabul etmeyeceğiz ve bu değişene kadar biz bu konuda mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu iktidar, bu çocukları okulda aç bırakmayacak bir kanun düzenlemesi, bir altyapı hazırlığını yapana kadar bu işin takipçisi olacağız” dedi.
Konuşmasında MESEM’lerde çalışırken ölen çocuklara da dikkat çeken Baş, konunun üzerinin örtülmesine izin vermeyeceklerini vurguladı. Baş, gazetemizin manşetine taşıdığı MESEM haberine de değindi: "İkincisi MESEM'ler meselesi. Bugün yine Evrensel'de var haber. MESEM'de çocuklarımız ölmeye devam ediyor ve bunun normal, alışılmış, tartışılmayan, 'Bu işin fıtratında var' deyip geçiştirilen bir şey olmasını Türkiye İşçi Partisi olarak kabul etmeyeceğimizi bir kez daha ifade edelim. Bu bizim açımızdan ölüm kalım meselesi. Bu mücadeleyi o ciddiyetle ele alıyoruz."
TİP olarak bu alanların yanı sıra işçi hakları, sendikal örgütlenme başlıklarının da mücadelelerinin birer gündemi olduğunu belirten Baş, “Türkiye zenginleşiyor, Türkiye üretiyor. Türkiye'de insanlar geçmişe göre daha uzun yıllar, daha uzun saatler, daha fazla gün çalışıyor. Ama çalışanlar, üretenler yoksullaşırken bir grup azınlık, bir azgın azınlık da servetlerine servet katıyor. Bu tabloyu kabul etmeyen bir siyasal çıkış aslında Kurtuluş Bildirgesi ile beraber yapmaya çalıştığımız" sözleriyle konuşmasını tamamladı.
Bildirgenin tamamına buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et