‘Hangi çocuk şantiyede 6’ncı kata gönderilir?’
Antep’te Şehitkamil ilçesindeki filesiz şantiyede baretsiz halde çalıştırılan MESEM’li Halil İbrahim Yağız MESEM’deki ilk gününde gönderildiği 6. Kattan düşerek hayatını kaybetti.
Nisa Sude Demirel
[email protected]
İstanbul – İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisinin 2026 yılında tespit edebildiği, hayatını kaybeden 71 çocuk işçiden 65’incisi 17 yaşındaki Halil İbrahim Yağız’dı. 28 Eylül’de Antep’in Şehitkamil ilçesindeki filesiz şantiyede baretsiz halde çalıştırılan MESEM’li Halil’in MESEM’deki ilk günüydü. İşin henüz ilk saatinde, inşaatın altıncı katına aşağı tel atması için gönderildi. MESEM’de henüz bir saatini bile tamamlamadan aşağı düşerek hayatını kaybetti. Üstelik Halil’in ölümünden sorumlu Milli Eğitim Bakanlığı ise aileye taziye ziyaretine geldi. Halil’in ölümünü, kendisi de PVC atölyesinde usta olan 20 yaşındaki ağabeyi Eyüp Yağız anlattı.
‘Yeter ki okusun dedik’
Halil, 7 çocuklu bir ailenin çocuğu. Mehmet Akif Ersoy Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde 11. sınıf öğrencisiydi. Ailenin itirazlarına rağmen ağabeyinin deyimiyle ‘Elinin iş tutması’ hevesiyle bu sene MESEM’e kaydolmuştu, tesisat bölümündeydi.
Evin geçimini büyük oranda sırtlayan Eyüp Yağız’ın, Halil’in MESEM’e yazılmasına ilişkin temel itirazı kardeşinin okumasını istemesiydi: “Yazın kardeşimin canı sıkılınca ‘al yanına’ dedi, ona bile kıyamadım. İşimiz ağır olduğu için ‘İboş çalışmasın okusun, yeter ki okusun’ dedim. Dersleri de iyiydi, bu sene onur belgesiyle takdir belgesi getirdi. Daha çocuk... Bana gelip deseydi ‘Ben inşaata gideceğim’, ben o kapıdan onu göndermezdim. Ama bana tesisatçılık dedi. Benim bildiğim sucular tamirata gider, dükkanda oturur. Nereden bileyim ben koca inşaata gidecek, ustası 6. kata gönderecek, düşecek?”
28 Eylül’de, MESEM’deki ilk iş gününde Halil, saat 07.00’yi geçerken işe gitmek üzere çıkıyor. Ağabeyi Eyüp’ün telefonu kırık olduğundan kendi telefonunu ona veriyor, “Benim telefonuma bir şey olmasın, akşam senden alırım” diyor. Beykent Mahallesi’ndeki şantiyeye doğru yola çıkıyor.
Teli atarken hayatını kaybetti
Halil, MESEM kapsamında bir tesisat ustasının yanında çalışıyor. Yani gittikleri şantiyede taşeron. Halil’i altıncı kata tel almaya gönderiyorlar. Eyüp Yağız, Halil’in hayatını kaybettiği anları şöyle anlatıyor: “Çocuk inşaatı bilmiyor, nereden bilsin? Hayatında ilk defa inşaata gidiyor. İşe başlıyorlar, ‘Bismillahirrahmanirrahim’ diyor, hemen çocuğu 6. kata gönderiyor. 6. kattan ‘O teli at’ diyorlar. O telle beraber kardeşim düşüyor.”
Eyüp Yağız’ın anlattığına göre, Halil saat 08.30’da hayatını kaybediyor. Ancak Halil’in babası Mehmet Yağız ancak 11.30’da aranıyor: “Babamı arayıp diyorlar ki ‘Oğlun düştü ama...’ Hayatını kaybettiğini söylemiyorlar. Hastaneye gittiğini söylüyorlar. Ancak ortada hastane filan yok, Halil düştüğü yerde canını veriyor. Biz herhalde ayağı ya da kolu kırıldı dedik. Sonra defalarca ustasını aradık, açmadılar.”
‘Hastane hastane kardeşimi aradık’
Ardından aile önce Başpınar’daki organize sanayi bölgesindeki hastaneye gidiyor. Saatlerce hastane, karakol geziyorlar. Ancak Halil’i bulamıyorlar. 08.30’da hayatını kaybeden Halil’i, saat 13.30’a doğru adli tıpta buluyorlar: “Ben daha sonra inşaata da gittim. ‘Madem ölmüş niye bize haber vermiyorsunuz?’ dedim. Usta ‘Ben korkuyorum, ailesine haber vermek istemiyorum. Ailesini aradım, düştüğünü söyledim, öldüğünü söyleyemedim’ demiş. Orada biz iki üç saat boyunca hastanede bekledik. Gelen bütün ambulansları, sedyeleri açıyoruz acaba Halil mi diye.”
Halil’in kıyafetleri ortada yok
Ardından baba Mehmet Yağız, kendi imkanlarıyla Halil’in naaşının adli tıpta olduğunu öğreniyor. Ailenin haberi olmadan otopsi yapılıyor. Ancak otopsinin ardından Halil’in kıyafetlerini almak için gittiklerinde bulamıyorlar: “Taziye bitip misafirlerimiz dağıldıktan sonra adli tıbba elbisesini almaya gittik. Elbiseleri cenazeyle beraber gönderdiklerini söylediler. Yıkama yerine gittik, yine böyle bir elbise olmadığını söylediler. Kamera kaydına baktık, elbise yoktu. Belki ayakkabısını değiştirmiş olabilirler, giysisini değiştirmiş olabilirler... Her şey olabilir. Biz şu an elbisesini bulamıyoruz.”
‘Çalışmak istiyordu’
Eyüp Yağız, kardeşini “Hiçbir kötü yönü yoktu. Bu zamanki gençleri anlattıkları gibi değildi. Ne bir kötü huyu vardı ne sigara kullanırdı. Annem ekmek almaya yollamaya bile kıyamazdı” diye anlatıyor. Halil’in ileride ne yapmak istediğini sorduğumuzda ise şöyle diyor: “Çalışmak istiyordu, bir de bizim babamız hayvancıydı önceden. Bizim Siverek’te ahırımız vardı. Ben askere gidecektim bu sene. Geldiğimde birlikte yapacaktık. Allah kısmet etmedi işte.”
‘Ne file var ne baret’
Halil’den esas sorumlu olan Milli Eğitim Bakanlığı sadece taziyeye geldi.
Derinleşen yoksulluk çocuk işçiliğini artırırken MESEM’e dair pek çok tartışmada, programı yerine aileler hedef haline geliyor. Eyüp Yağız, kardeşinin ölümüne ilişkin kimi haberlere gelen yorumlarla da duruma tepki gösteriyor: “Parasında gözümüz yoktu tabii ki bizim. MESEM’e para için gönderseydik... Siz Türkiye ekonomisini biliyorsunuz; aylık 8 bin TL vereceklerdi. Benim kardeşim otobüsle gidip gelecekti. Zaten bunun 200 lirası günlük gidiş geliş oluyor. Hayatını kaybeden çocuklara yazılanlara bakıyorum, millet diyor ki para için göndermişler. Bu çocuklar neredeyse günlük sadece 200 TL alıyor.”
Eyüp Yağız, anne ve babasının vekaletini alarak sorumlulardan şikayetçi oldu: “Kim vesile olmuşsa, mesela o inşaata kim file takmamışsa, kim kardeşimi baretsiz yukarıya göndermişse ben hepsinden şikayetçi oldum. Eğer file olsa kurtulma şansı vardı. Hâlâ içim yanıyor. Benim babamın, annemin kıymetlisiydi. Sesi hâlâ kulağımızda. İstediğimiz bizim canımız yandı, bari milletin canı yanmasın” diyor.
MEB: 2025 ve 2026’da MESEM’de 37 öğrenci yaşamını yitirdi
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in eylül ayında Mecliste verdiği yanıta göre, 2025 ve 2026 yıllarında MESEM’e kayıtlı 9 bin 950 öğrenci iş kazası geçirdi, 37 öğrenci yaşamını yitirdi.
MEB’in haziran ayında verdiği başka bir yanıtta ise 2016’dan bu yana MESEM kapsamında 3 bin 80 iş kazası yaşandığı, bunların 13’ünün ölümle sonuçlandığı açıklanmıştı. Bakanlığın farklı tarihlerde paylaştığı veriler arasındaki büyük fark dikkat çekti.
İSİG Meclisi 2025-2026 eğitim öğretim yılında en az 95 çocuk işçinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Sadece 2026 yılının ilk 9 ayında ise 66 çocuk işçi yaşamını yitirdi. Yalnızca eylül ayında yaşamını yitiren 8 çocuk işçinin 5’inin 14 yaş ve altında olduğu belirtildi.
MEB verilerine baktığımızda 2025-2026 eğitim öğretim yılı için 509 bin 85 MESEM öğrencisinin 224 bin 346 işletmede, 254 bin 60 MTAL öğrencisinin ise 111 bin 578 işletmede çalıştığı görülüyor. Yani toplamda 2 milyon öğrenciden 765 binden fazlası, eğitim adı altında işçi olarak çalıştırılıyor.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et