Toroslar EDAŞ 15 yıllık işçisini DMD hastası oğlunun bakımına rağmen işten çıkardı: 'Oğlumun bakım masrafları için çalışmak zorundayım'
Adana'da Toroslar Elektrik Dağıtım bünyesinde yaklaşık 15 yıl çalışan Selahattin Doğan, DMD kas hastası olan oğlunun tedavi masrafları için çalışmak zorunda olduğunu ancak işten çıkarıldığını söyledi.
Fotoğraf: Evrensel
Volkan Pekal
[email protected]
Adana'da yaşayan iki çocuk babası Selahattin Doğan, yaklaşık 15 yılını Toroslar Elektrik Dağıtım bünyesinde çalışarak geçirdi. 2011 yılında taşeron işçi olarak başladığı işte önce endeks okuma, ardından sayaç işlemleri, kesme-açma, kaçak kontrol ve arıza gibi farklı bölümlerde çalıştı.
Elektrik dağıtım faaliyetlerinin 2013’te özelleştirilmesinin ardından Enerjisa bünyesinde çalışmayı sürdüren Doğan, yıllarca sahada emek verdi. 2023 yılında emekli olmasına rağmen geçinemediği için işine devam etti.
DMD kas hastası oğlunun bakımını ve ailenin geçimini sağlayabilmek için çalışmak zorunda olan Doğan'ın iş sözleşmesi 19 Şubat 2026'da feshedildi. Doğan bir süredir Toroslar EDAŞ’ın taşerin firmasında çalışıyor. Aynı işi yapıp asgari ücretin biraz üzerinde maaş aldıklarını ifade eden Doğan, oğlu için işe dönmek istiyor.
“Çalışmaya mecburum”
Emekli olduktan sonra da çalışmak zorunda kaldığını ifade eden Doğan, “Emekli olduğumda aldığım maaş evimin geçimine yetmiyordu. Şu anda aldığım emekli maaşı 24 bin lira, ev kiram 18 bin lira. Kızım Çukurova Üniversitesi Balcalı'da üçüncü sınıfta okuyor. Oğlum kas hastası. Medikal ihtiyaçlarımız, elektrik, su, kira ve diğer zorunlu giderlerimiz var. Ben mecbur çalışmak zorundayım” dedi.
“Oğlumun durumunu bildikleri halde işten çıkardılar”
Doğan'ın 17 yaşındaki oğlu Duchenne Musküler Distrofi (DMD) kas hastası. Hastalığın ilerlemesiyle önce tekerlekli sandalyeye bağımlı hale gelen oğlu, bugün yatağa bağımlı yaşıyor. Türkiye'de hastalığın kesin tedavisinin bulunmadığını belirten Doğan, oğlunun bakımının ve ihtiyaçlarının aile açısından ağır bir ekonomik yük oluşturduğunu söyledi.
Oğlunun hastalığına ilişkin raporların işyerindeki özlük dosyasında bulunduğunu ifade eden Doğan, çalışma hayatı boyunca oğlunun ihtiyaçlarına göre görev yeri konusunda yöneticilerinden talepte bulunduğunu dile getirdi. Şirketin çalışma düzeninde yaptığı değişikliklerin ardından araçlarda iki kişiyle yürütülen sayaç okuma çalışmalarının tek kişiye düşürülmesiyle bazı işçilerin başka bölümlere gönderildiğini ifade eden Doğan, "Beni arızaya gönderdiler. Hatay'a, Kadirli'ye gönderiyorlardı. Benim merkezde çalışmam gerekiyor. Oğlumun bana ihtiyaç duyduğu zaman yanında olmam lazım. İş yeri doktoru da merkezde çalışmamın uygun olduğuna ilişkin yazı gönderdi. Ben de endeks bölümünde çalışabileceğimi, gerekirse yürüyerek Yenidoğan Mahallesi'ni alabileceğimi söyledim. Tamam dediler. Üç ay sonra başka birini endekse gönderdiler, beni işten çıkardılar" diye konuştu.
İşten çıkarılmadan önce kendisine uygun bir kadro bulunamadığının söylendiğini belirten Doğan, sürekli bölümünün değiştirilmesini de bir baskı yöntemi olarak değerlendirdi. 19 Şubat 2026'da iş sözleşmesinin feshedildiğini anlatan Doğan, SGK çıkışının 04 koduyla yapıldığını, kendisine yazılı bir fesih gerekçesi bildirilmediğini söyledi.
“Sendika da devlet kurumları da yanımda durmadı”
İşten çıkarılmasının ardından işverenin farklı kademelerine ve Sabancı Holding yöneticilerine ulaşmaya çalıştığını anlatan Doğan, herhangi bir sonuç alamadığını ifade etti. İnsan Kaynakları Daire Başkanlığına ve şirket yöneticilerine e-postalar gönderdiğini, CİMER'e başvurduğunu ve Adana Valiliği bünyesinde de girişimlerde bulunduğunu belirten Doğan, bu başvurulardan sonuç alamadığını söyledi.
Doğan, sendika yöneticilerinin de kendisini yalnız bıraktığını belirterek, "Sendika temsilcilerine gittim, hakkımı aramalarını istedim. Ama kimse arkamda durmadı. Benim hiçbir yüz kızartıcı suçum, disiplin cezam yok. İşimi yaptım, yıllarca emek verdim. Benden ne gördüler de beni çıkardılar?" diye sordu.
“Bakım maaşım bez parasına yetmiyor”
Doğan'ın işsiz kalması, yalnızca ailenin gelirini değil, oğlunun bakım koşullarını da doğrudan etkiledi. Doğan, Enerjisa'da çalıştığı dönemde oğlunun bakım maaşının kesildiğini, işten çıkarılmasının ardından yeniden başvuru yaptığını ve yaklaşık sekiz-dokuz aylık sürecin ardından bakım maaşını tekrar almaya başladığını anlattı.
Ancak aldığı bakım maaşının oğlunun temel ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediğini vurgulayan Doğan, "Devletin verdiği 15 bin 700 lira bakım maaşı sadece bez parasına yetmiyor. Ben aylık 20-30 bin liralık bez almak zorunda kalıyorum. Kalitesiz bez kullandığımızda yaralar oluşuyor. Çiğneme özelliğini kaybettiği için yemeğini ayrı hazırlıyoruz. Etini dövüyorum, et suyu yapıyorum, ek gıdalar ve mama almak zorundayım. Bunların hepsi ciddi masraf" dedi.
Oğlunun ihtiyaçlarının bez ve gıdayla sınırlı olmadığını belirten Doğan, sürekli klima çalıştırmak zorunda olduklarını, elektrik ve su faturalarının da aile bütçesini zorladığını söyledi. Elektrik faturasının 10 bin lirayı, su faturasının ise 3 bin lirayı geçtiğini ifade eden Doğan, medikal malzemeler, kremler, losyonlar ve bakım ekipmanlarının da önemli bir gider oluşturduğunu anlattı.
Engelli çocuğu olan ailelerin yalnızca ekonomik değil, sosyal ve psikolojik açıdan da ağır bir yük taşıdığını belirten Doğan, "Bu ailelerin hayatı eve bağlı hale geliyor. Çocuğun bakımını yapmak, ihtiyaçlarını karşılamak zorundasınız. Bunların hepsi ailelerin omuzlarında. Devlet her şeyi karşılamıyor. Belediyelerin de desteği sınırlı kalıyor. Geri kalan her şeyi kendi imkanlarımızla karşılamaya çalışıyoruz" diye konuştu.
“Mavi yaka şirketi ayakta tutuyor, ezilen yine işçi oluyor”
Sabancı Holding ve Enerjisa'nın kamuoyuna yönelik sosyal sorumluluk çalışmaları arasında özellikle engelli çocuklar ve depremden etkilenen çocuklar için yürüttüğü faaliyetlere dikkat çeken Doğan, “Enerjisa deprem bölgesindeki çocuklara yardım ediyor, çocuklar için etkinlikler düzenliyor. Peki benim çocuğum çocuk değil mi? Benim de kas hastası bir oğlum var. Yıllarca bu şirkete emek vermişim. Oğlumun bütün raporları, ihtiyaçları özlük dosyamda var. Şirket benim durumumu biliyor. Buna rağmen beni işten çıkardı. Önce kendi çalışanının çocuğuna sahip çıksın" dedi.
Sahada çalışan işçilerin şirketin bütün işleyişini ayakta tuttuğunu ancak en fazla mağdur edilen kesim olduğunu söyleyen Doğan, "Sizin çöpünüzü döken, tuvaletinizi temizleyen, her işinizi yapan biziz. Şirketi ayakta tutan mavi yaka. Ama yılbaşı yemeklerinde, etkinliklerde beyaz yakalılar ön planda. Mavi yaka her şeyi karşılıyor ama ezilen yine biz oluyoruz" ifadelerini kullandı.
Doğan, yıllarca emek verdiği işyerine dönmek ve kendisinden sonra benzer durumda olan işçilerin aynı sorunları yaşamaması için sesini duyurmak istediğini belirterek, "Benim elimde oğlumun raporları, çalışma belgelerim var. Hırsızlık mı yaptım, birine hakaret mi ettim? Yıllarca işimi yaptım. Benim tek isteğim hakkımı aramak. Benden sonra bu hayatta yaşayan insanlara da böyle davranılmasın. Müdürlerin egoları tatmin olacak diye insanlar ve aileleri mağdur edilmesin" dedi.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et