Altın Portakal'da filmler vardı, tartışmalar da…
63. kez düzenlenen Altın Portakal, filmleri, ödülleri ve sinemacılara sunduğu olanakların yanı sıra Antalya Film Forumdaki değerlendirme sürecine ilişkin itirazlar, basının törenlerin dışında bırakılması ve organizasyon kararlarıyla da gündeme geldi
Merve Tur
[email protected]
Antalya Altın Portakal Film Festivali geride kaldı. Filmler gösterildi, ödüller sahiplerini buldu, sinemacılar ve izleyiciler bir araya geldi. Ancak festivalin ardından yalnızca filmler ve ödüller değil, organizasyon sürecinde alınan kararlar da tartışılıyor.
Festival boyunca özellikle uluslararası seçkiyi takip etme fırsatı buldum. Farklı coğrafyalardan, farklı anlatım biçimlerinden ve sinema dillerinden filmleri bir araya getiren seçkiyi oldukça başarılı buldum. Filmlerin temaları, ele aldıkları toplumsal meseleler ve sinemasal yaklaşımları festivalin ufuk açıcı tarafını oluşturdu. Uluslararası seçkinin, izleyiciyi farklı hikayelerle ve dünyalarla buluşturması Altın Portakal’ın en değerli yanlarından biriydi. Bu açıdan festivalin sinemaseverlere sunduğu programın hakkını da teslim etmek gerekiyor.
Antalya Film Forumda şeffaflık tartışması
Bu yıl festivalin gündeme gelen başlıklarından biri, sinema projelerine destek sunan Antalya Film Forumun değerlendirme süreciydi. Foruma başvuran 18 sinemacı, ön değerlendirmelerde eşit koşulların sağlanmadığını belirtip ortak bir bildiri yayımladı. Başvuru materyallerinin incelenmediği, değerlendirme ölçütlerinin ortaklaştırılmadığı ve yönetmeliğe uygun olmayan bir projenin finalistler arasında yer aldığı yönündeki itirazlar, destek mekanizmasının işleyişini tartışmaya açtı.
Festival yönetimi bazı eksiklikleri kabul ederken kayırma iddialarını reddetti. Ancak özellikle bağımsız sinemacılar ve ilk filmini gerçekleştirmek isteyen yönetmenler açısından önemli bir destek mekanizması olan Film Forumda değerlendirme ölçütlerinin açık ve denetlenebilir olması gerekiyor. Çünkü bu tür platformlar yalnızca finansman değil, sinemacıların üretim ve görünürlük olanakları açısından da belirleyici.
Sansür hafızası
Altın Portakal’ın tartışmalı geçmişinde 2014’te Reyan Tuvi’nin Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek belgeselinin yarışma dışı bırakılması ve 2023’te Kanun Hükmü belgeseli etrafında yaşanan kriz sonucunda festivalin iptal edilmesi önemli yer tutuyor.
2014’te Gezi direnişini konu alan belgeselin yarışmadan çıkarılmasına tepki gösteren yönetmenler filmlerini çekmişti. 2023’te ise Kanun Hükmü belgeselinin seçkiden çıkarılması ve sonrasında yaşanan gelişmeler festivalin iptaliyle sonuçlanmıştı.
Basın törenlerin dışında kaldı
Festivalin dikkat çeken kararlarından biri de basının açılış ve kapanış törenlerinde yer almamasıydı. Açılış töreninde Onur Ödülü alan Menderes Samancılar, ödülünü basın emekçilerine adadı ve özgür basının önemini vurguladı. Ancak gazeteciler Samancılar’ın konuşmasını salonda dinleyemedi. Konuşmaya ilişkin haberler, sonradan sosyal medyaya düşen görüntü ve içerikler üzerinden hazırlanabildi.
Gazetecilerin bir töreni yerinde takip edememesi ve haberini sosyal medyaya düşen içeriklerle yapmak zorunda kalması, basının etkinliklerden dışlanmasının somut bir sonucu. Gazeteciliğin kamusal denetim ve doğru bilgiye erişim işlevinin giderek daha fazla baskı altında olduğu günümüzde, basına alan açılması her zamankinden daha önemli. Tam da gazeteciliğe en çok sahip çıkılması gereken bir dönemde, kültür-sanat etkinliklerinin basını dışarıda bırakması tepki çekti.
Festival gazetesi de tasarruf gerekçesiyle kaldırıldı
Festivalin bir diğer kararı, fiziksel katalog ve festival gazetesi baskılarının kaldırılmasıydı. Festival Direktörü Deniz Yavuz, Sinefil Atak’a verdiği söyleşide bu yıl fiziksel katalog ve festival gazetesi basılmadığını belirtti. Yavuz, kararı festivalin karbon ayak izini azaltmaya yönelik çalışmalar kapsamında değerlendirirken konaklama, ulaşım, atık yönetimi ve kağıt tüketiminin ölçüleceğini, sonuçların gelecek yılın verileriyle karşılaştırılacağını anlattı.
Kağıt tüketimini azaltmak ve çevresel etkileri ölçmek önemli bir hedef. Ancak festival gazetesi ve katalogların kaldırılmasının tasarruf olarak da sunulması, kültürel belleğin ve bilgiye erişimin nasıl korunacağı sorusunu beraberinde getiriyor. Festival gazetesi yalnızca bir yayın değil; söyleşilerin, yönetmenlerin değerlendirmelerinin ve festivalin bir bellek aracı. Sürdürülebilirlik politikalarının kültürel erişimi ve kamusal hafızayı gözeterek yürütülmesi gerekiyor. Ancak festivalin 136 milyon TL’lik bütçesi düşünüldüğünde festival gazetesi dijital ortamda hazırlanıp okurlara sunulabilirdi; böylece hem kağıt tüketimi azaltılabilir hem de Altın Portakal’ın kültürel belleğine katkı sağlanabilirdi.
Antalya Altın Portakal Film Festivali, bütün bu tartışmaların yanı sıra sinemanın farklı alanlarından üretimleri izleyiciyle buluşturması, yeni projelere alan açması ve sinema emekçilerini bir araya getirmesi bakımından da önemli bir buluşma oldu.
Bununla birlikte festivalin gerçekleşmesi için emek veren çalışanları, teknik ekipleri, gönüllüleri, sinema emekçilerini ve organizasyonun farklı aşamalarında görev alan herkesi de unutmamak gerekiyor. Filmlerin izleyiciyle buluşmasını sağlayan, yoğun bir çalışma sürecini yürüten ve sinemanın bir araya getirici gücüne katkıda bulunan tüm emekçilere teşekkür etmek gerekiyor.
Altın Portakal’ın geleceği açısından beklenti, bu emeğin sanatsal özgürlük, şeffaflık ve basın özgürlüğü ilkeleriyle birlikte büyümesi. Çünkü bir festivalin niteliğini yalnızca gösterdiği filmler ve dağıttığı ödüller değil, nasıl bir kültür ortamı yarattığı da belirliyor.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et