‘Ulaşım kesintisiz ve güvenli bir ağ olarak planlanmalı’
Yğışlarla birlikte ortaya çıkan ulaşım aksaklıkları, altyapı ve kent planlamasındaki sorunları bir kez daha görünür hale getirirken, ulaşım politikasını ve yaşanan sorunları Şehir Plancıları Odası 2. Başkanı Özgürgün Gürbüz ile konuştuk.
Irmak Su Timur
[email protected]
Kent içi ulaşım, yalnızca bir noktadan diğerine ulaşmayı sağlayan hizmet değil; eğitim, sağlık, çalışma ve sosyal yaşama erişiminin temel koşulu. Özellikle yağışlarla birlikte ortaya çıkan su baskınları ve ulaşım aksaklıkları, altyapı ve kent planlamasındaki sorunları bir kez daha görünür hale getirirken, ulaşım politikasını ve yaşanan sorunları Şehir Plancıları Odası 2. Başkanı Özgürgün Gürbüz ile konuştuk.
Ulaşım politikasında bugünkü durum nedir, nasıl olmalı?
Ulaşım, kentte yaşayan herkesin eğitim, sağlık, çalışma, barınma ve sosyal yaşama erişimini sağlayan temel bir kamusal hizmettir. Halkçı bir ulaşım politikası, ulaşımı piyasa koşullarına ve bireysel araç sahipliğine bağımlı bir hizmet olmaktan çıkararak herkes için erişilebilir, güvenli, ekonomik ve nitelikli bir kamusal hak olarak ele almalıdır.
Bugün kentlerimizde ulaşım yatırımlarının önemli bir bölümü özel araç hareketliliğini kolaylaştırmaya, yol kapasitelerini artırmaya ve kara yolu altyapısını genişletmeye odaklanıyor. Oysa yeni yollar ve kavşaklar üretmek, tek başına ulaşım sorunlarını çözmediği gibi özel araç kullanımını teşvik ederek trafik talebinin yeniden artmasına da neden olabiliyor. Bu nedenle ulaşım yatırımlarında öncelik sıralamasının değiştirilmesi gerekiyor. Raylı sistemler, deniz ulaşımı ve otobüs ağları toplu taşımanın omurgasını oluşturmalı; yaya ve bisiklet ulaşımı ise bu sistemleri tamamlayan, kesintisiz ve güvenli bir ağ olarak planlanmalıdır.
Toplu taşımanın yalnızca belirli merkezleri birbirine bağlayan ana hatlardan oluşması yeterli değildir. Kent çeperlerinde ve düşük gelirli mahallelerde yaşayan yurttaşların da istihdam, eğitim ve sağlık hizmetlerine makul sürelerde erişebilmesi sağlanmalıdır. Aktarma süreleri, sefer sıklıkları, hat bütünlüğü ve ücret politikaları birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle öğrenciler, emekliler, engelliler ve düşük gelirli yurttaşlar açısından ulaşım maliyetlerinin hane bütçesi üzerindeki etkisi gözetilerek sosyal tarifeler geliştirilebilir.
Yağışla birlikte ulaşımın felç olması neden kaynaklanıyor?
Yağış sonrasında kent içi ulaşımda yaşanan aksaklıkları yalnızca meteorolojik koşullarla açıklamak mümkün değildir. Aynı yağış miktarının farklı kentlerde ve hatta aynı kent içerisindeki farklı bölgelerde çok farklı sonuçlar doğurması, sorunun önemli ölçüde mevcut kentsel altyapı ve mekansal planlama kararlarıyla ilişkili olduğunu gösteriyor.
İstanbul’un kentleşme sürecinde geçirimsiz yüzeylerin artması, doğal su toplama alanlarının yapılaşmaya açılması, dere yataklarının daraltılması veya üzerlerinin kapatılması yağış sularının doğal yollarla toprağa sızmasını ve tahliye edilmesini zorlaştırıyor. Asfalt ve beton yüzeylerin yaygınlaşması, yağış suyunun kısa sürede düşük kotlu alanlarda birikmesine neden oluyor.
Alt geçitler, tünel girişleri, kavşaklar, viyadük altları ve düşük kotlu yollar yağış sonrasında en fazla risk taşıyan alanlar arasında bulunuyor. Bu alanlarda yetersiz drenaj ve su tahliye sistemleri ulaşımın kısa sürede kesintiye uğramasına yol açıyor.
Burada dikkat çekilmesi gereken bir diğer husus, ulaşım ve altyapı yatırımlarının birbirinden bağımsız ele alınmasıdır. Yeni yollar, kavşaklar ve yoğun yapılaşma kararları üretilirken bu kararların havza ölçeğindeki su dengesi ve drenaj sistemi üzerindeki etkileri yeterince bütüncül ele alınmayabiliyor.
Ulaşım ve altyapı politikalarında nasıl bir değişime ihtiyaç var?
Kentlerin ulaşım ve altyapı politikalarında ihtiyaç duyulan değişim, tek tek projelerin iyileştirilmesinden daha kapsamlı bir yaklaşımı gerektiriyor. Kentsel ulaşım, yağmur suyu yönetimi, iklim değişikliğine uyum ve afet risklerinin azaltılması birbirinden bağımsız yatırım ve hizmet alanları olarak değerlendirilmemelidir. Bu başlıkların ortak bir mekansal planlama yaklaşımı içerisinde, havza ölçeğinden mahalle ölçeğine uzanan bütüncül bir sistemle ele alınması gerekir.
Yerel yönetimlerin öncelikli sorumluluğu, ulaşım ana planlarını iklim projeksiyonları ve afet risk analizleri doğrultusunda yeniden değerlendirmektir. Geçirimsiz yüzeylerin azaltılması, yeşil altyapı sistemlerinin geliştirilmesi, dere yataklarının ve doğal su koridorlarının korunması temel planlama araçları arasında yer almalıdır. Özel araç kullanımını artıran yatırımlar yerine toplu taşımanın, yaya ve bisiklet ağlarının, afet dirençli altyapının güçlendirilmesi öncelik kazanmalıdır.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et