28.10.2026 00:20

Konteyner işçiye her mevsim ölüm kabini

İşçiler çalışırken de derme çatma barınaklarda dinlenirken de ölüyor. Önlenebilir yangınlar da öngörülebilir sel ve hortumlar da işçinin canını alıyor. Son acı haber, 'iklim zirvesi' COP31’e hazırlanan Antalya’dan: Hortum 4 işçiyi öldürdü.

Konteyner işçiye her mevsim ölüm kabini

Fotoğraf: AA

Murat Uysal
[email protected]


Pazartesi gecesi, saat 23.00. Antalya Kepez’in Fevzi Çakmak Mahallesi’nde, 6199 Sokak’taki site şantiyesinin bir köşesinde iki konteyner duruyor. İçlerinde demir ranzalar var. Gün boyu inşaatta çalışan işçiler, öğrenildiğine göre ekranda Galatasaray-Fenerbahçe derbisini izliyor. Mesai bitmiş; işçiler “evlerinde”, yani konteynerde.

Hortum beş dakika ya sürüyor ya sürmüyor. Şantiyenin karşısındaki sitede oturan Nedim Ünver, yağmurun sesini duyunca balkona çıkmak istiyor ama çıkamıyor: “Ben hayatım boyunca böyle bir gürültü duymadım. Sanki bir uçak gelmişti ve onun sesiydi.” Ses dindiğinde bağrışmalar başlıyor. Şantiyedeki 40 metrelik kule vinç yerinde yok. “Adeta mahşer yeri gibiydi. İşçilerin her gün orada çalıştıklarını görüyorduk” diyor Ünver.

Felaketin boyutu sabah ortaya çıkıyor. İşçilerin yattığı demir ranzalar 100 metre ötedeki bir sitenin bahçesine savrulmuş, konteyner parçaları Ünver’in balkonuna kadar gelmiş. Mahallede camlar patlamış, bir okulun çatısı zarar görmüş.

Ama o gece hayatını kaybedenler yalnızca konteynerde kalan işçiler oldu: İsa Elnevvaf, Aycan Kılınç, Salah Muhammet Elnaim ve Muhammet Emin Elnaim. Yaralanan bir işçinin tedavisi sürüyor.

"Çok enteresan bir doğa olayı"

Antalya Valisi Hulusi Şahin, olay yerinde gazetecilere “Çok enteresan bir doğa olayı ile karşı karşıyayız” dedi ve şöyle devam etti: “Şehrin herhangi başka bir yerinde fırtına, hortum ihbar edilmedi. Civarındaki binalarda bir şey yok ama sadece bu alanda iki konteyneri paramparça eden bir hortumla karşı karşıyayız.” Vali, ölümlerin devrilen vinçten kaynaklanmadığını da söyledi.

Valinin gerekçesi, aslında ölümlerin nedenini de ortaya koyuyor. Hortum bütün mahalleyi vurdu ama çevredeki binalarda kimse ölmedi; ölenler yalnızca sac konteynerin içinde yatan işçilerdi. Üstelik hortum ne habersiz geldi ne de Antalya için yeni bir şeydi.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) kent için sarı kodlu sağanak uyarısı yapmıştı. MGM’nin 26 Ekim tahmininde Batı Akdeniz için kuvvetli rüzgar, sel ve hortum riskine karşı uyarı da yer alıyordu. Uyarının ardından şantiyede işçiler için herhangi bir önlem alınıp alınmadığı ise bilinmiyor.

Antalya, Türkiye’de hortumun en sık görüldüğü kent. 1946’dan bu yana kentte yaklaşık her on yılda bir büyük hortum yaşandı; son olarak 2008, 2015, 2017 ve 2019’da. Bu yılın başında da art arda gelen sel, hortum ve fırtınalar 2 bin 519 çiftçinin 14 bin hektar arazisine zarar verdi. Mart 2024’te Kumluca’da turuncu kod uyarısının ardından çıkan hortumda 6 kişi yaralanmıştı.

Hortumun işçi konteynerini vurması da ilk değil. 9 Nisan 2012’de Elâzığ’ın Maden ilçesinde hortum, bir şantiyede işçilerin yemek yediği konteyneri 50 metre kadar savurdu; 6 işçi öldü, 6 işçi yaralandı. Çevre köylerde evlerin çatıları uçmuş ama orada kimse ölmemişti. Dönemin valisi de “Kayıp vatandaşımız yok, maddi hasarımız var” demişti. Aradan geçen 14 yılda tablo değişmedi.

İTÜ İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümünden Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, afetlerde tehlike ile kırılganlığın ayrı şeyler olduğunu vurguluyor. Kadıoğlu’na göre hortum bir tehlike; ama kimin zarar göreceğini yapıların dayanıklılığı, sığınağa ve uyarıya erişim belirliyor. Kepez’de hortumu kimse durduramazdı. Ancak işçileri uyarı verilmiş bir gecede, zemine sabitlenip sabitlenmediği bile bilinmeyen bir sac konteynerde yatırmak bir tercihti.

Afetin arkasına saklanan ilk ölüm de bu değil. 15 Ekim’de İstanbul Valiliği “Evinizden çıkmayın” çağrısı yaparken 52 yaşındaki Bekçi Faik Şentürk, Beykoz’daki Firuzbey İlkokulu şantiyesinde sel suyunu boşaltmaya gönderildi ve suyla dolu bodruma düşerek hayatını kaybetti. Şentürk’ün ölümü resmi sel bilançosuna bile yazılmadı.

Fotoğraf: AA

Fotoğraf: AA

Sac kutudan ev

Hayatını kaybeden işçilerden Aycan Kılınç 30 yaşındaydı ve Niğdeliydi; cenazesi memleketi Çiftlik’te toprağa verilecek. Suriyeli İşçiler İsa Elnevvaf, Salah Muhammet Elnaim ve Muhammet Emin Elnaim’in cenazeleri ise Suriye’ye gönderilecek. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisinin verilerine göre 2025’te en az 2 bin 105 işçi çalışırken hayatını kaybetti; bunların 521’i inşaat işçisi, 91’i göçmen ya da mülteci işçiydi.

Facianın yaşandığı yer bir site inşaatı; inşaatı yürüten firmanın adı henüz açıklanmadı. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı soruşturma kapsamında müteahhit, şantiye şefi ve iş güvenliğinden sorumlu iki kişi gözaltına alındı.

Soruşturmanın yanıt bulması gereken sorular ise ortada duruyor. Konteynerler zemine sabitlenmiş miydi? İki konteynerde kaç işçi kalıyordu? Vali, inceleme sürerken ölümlerin vinçten kaynaklanmadığını nasıl kesin olarak söyleyebildi? Uyarı geldiğinde işçileri daha sağlam bir yere taşımayı düşünen oldu mu? Suriyeli işçiler kayıtlı ve sigortalı mıydı; işverenleri ana firma mıydı, yoksa bir taşeron mu?

DİSK de olayın ardından yaptığı açıklamada kapsamlı bir soruşturma yürütülmesini, işçilerin çalışma ve barınma koşullarının derhal gözden geçirilmesini ve gerekli önlemlerin zamanında alınıp alınmadığının şeffaf biçimde ortaya konmasını istedi. Konfederasyon, aşırı hava koşullarında işi durduracak mekanizmaların kurulması gerektiğini belirterek “İşçi hayatının hiçbir suretle maliyet hesaplarına ve kâr hırsına feda edilemeyeceğini” vurguladı.

Tehlike de geçmiş değil. Meteoroloji 27 Ekim’de Antalya’yı da kapsayan yeni bir kuvvetli yağış uyarısı yaptı. Kentteki diğer şantiyelerde işçiler bu gece de konteynerlerde yatacak.

Konteyner her mevsim öldürüyor

İşçilere barınak diye verilen konteyner, çadır ve barakalar kışın sobayla yanıyor, zehirli dumanıyla boğuyor, fırtınada savruluyor. Kepez’deki ölümler bu zincirin son halkası.

Mart 2012, Esenyurt çadır yangını: Marmara Park AVM inşaatında, acil çıkışı bile olmayan naylon çadırlarda kalan 11 işçi yanarak öldü. Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi 2021’de Kayı İnşaat yöneticilerine yedişer yıl hapis cezası verdi; Yargıtay kararı bozdu. Kayı İnşaat, dava sürerken 9 kez başarı plaketi aldı.

Nisan 2012, Elâzığ Maden hortum: Esenyurt’taki yangından bir ay sonra hortum, bir şantiyedeki işçi konteynerini 50 metre savurdu; 6 işçi öldü, 6 işçi yaralandı.

Ocak 2024 bir ayda altı işçi: İSİG Meclisi verilerine göre yalnızca o ay 6 işçi, kaldığı konteyner ya da barakada yanarak öldü. Sultanbeyli’deki Tube Çelik Yapı’da Murat Çolak (23), Muhammed Şahin (17) ve Türkmenistanlı Vefa (17) hayatını kaybetti. Yangından yaralı kurtulan Ahmet Kama, “Yeni başlamıştım, sigortam yoktu” dedi. Komşu işletmenin Karslı bekçisi ise o geceyi şöyle anlattı: “Konteyner değil de dört tane duvar olsaydı bir dakika düşünmezdim, girerdim.”

Mart 2024 bir günde iki yangın: İTÜ Ayazağa Kampüsündeki ATR Yapı Şantiyesinde ve Antep İslahiye’deki deprem konutları inşaatında işçilerin kaldığı konteynerler yandı. İşçiler yangını erken fark ettiği için kimse ölmedi.

İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Gökhan Turan, o günlerde Evrensel’e yaptığı değerlendirmede patronun sorumluluğunun iş yeriyle sınırlı olmadığını vurgulamıştı: “Patron sadece iş yerinde değil, konaklaması için tesis ettiği yerde de işçinin eksiğini kontrol etmek, güvenliğini sağlamak zorundadır.”

"Maliyet düşük diye kullanılan konteyner, işçilere mezar oluyor"

Dev Yapı-İş Genel Başkanı Özgür Karabulut, Antalya’daki ölümlerin afet değil iş cinayeti olduğunu söyledi. Karabulut’un aktardığına göre şantiyelerde işçiler genellikle altı kişilik prefabrik konteynerlerde kalıyor; büyük şantiyelerde iki-üç katlı konteyner kampları kuruluyor. “Bu konteynerlerin yere sabitlenmesinin projelendirilmesi gerekiyor. Ama yönetmelikler ve standartlar yok sayıldığı için, maliyet düşük olsun diye kullanılmaması gereken basit malzemeler kullanılıyor. Sonuç da işçilerin ölümü oluyor” diyen Karabulut, standarda uygun yanmaz malzemeden yapılmış konteynerlerde yangınların tek bir odada, kimse ölmeden söndürülebildiğini, standart dışı konteynerlerde ise onlarca inşaat işçisinin yanarak can verdiğini anlattı.

Özgür Karabulut | Fotoğraf: MA

Özgür Karabulut | Fotoğraf: MA

Ölümlere afet denmesine tepki gösteren Karabulut şunları söyledi: “Afet ya da doğa olayları öldürmüyor; önlem almayan, tedbirleri uygulamayan sömürü düzeni öldürüyor. Antalya’da standartlara uygun barınma alanları kurulsaydı, yönetmeliğe uygun konteynerler kullanılsaydı bugün işçiler yaşıyor olurdu. Afet denilince suç ve sorumluluk doğaya atılıyor, suçlular temize çıkarılıyor.”

Karabulut’a göre konteynerlerin güvenliğinden taşeronla birlikte her şeyden önce ana firma sorumlu. Şantiyeye izin veren yerel yönetim ve denetim yapmayan bakanlıklar da sorumluluk taşıyor. Mevzuatın yetersiz olduğunu ama mevcut haliyle bile uygulansa işçilerin hayatta olacağını belirten Karabulut, “Davalar adil biçimde sonuçlanmadığı için patronlar adeta cezasızlık zırhıyla korunuyor, işçiler şantiyelerde şans eseri hayatta kalıyor” dedi.

Sarı kod gibi uyarılarda dış mekandaki işlerin genellikle durdurulduğunu, ancak bu kararı çoğunlukla patronların verdiğini söyleyen Karabulut, son yağışlarda durması gereken iş durmadığı için bir işçinin yağmur altında elektrik akımına kapılarak öldüğünü hatırlattı.

Karabulut, şantiyelerin ancak işçilerin örgütlü olduğu yerde içeriden denetlenebileceğini vurguladı; sendikaların da bu noktada eksik ve yetersiz kaldığını kabul etti. Patronlara ise şöyle seslendi: “Şirketlerinizin üç kuruş kârı için işçilerin hayatıyla oynamayın. İşçilerin canı sizin kârınızdan daha değerlidir.” İşçileri sendikalarda örgütlenmeye çağıran Karabulut, kötü hava koşullarında can tehlikesi doğduğunda çalışmama haklarını kullanmaları gerektiğini söyledi.

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
27.10.2026 15:10 / Güncelleme: 15:26

5 soruda Türkiye-Azerbaycan gerilimi: Bakü ile ilişkilerin Ankara için önemi ne?

Azerbaycan’da başörtüsü tartışmasıyla başlayan diplomatik gerilim, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın istifasıyla yeni bir aşamaya taşındı. Peki Ankara neden geri adım attı? Bakü’nün Türkiye için siyasi, askeri ve ekonomik önemi ne?

5 soruda Türkiye-Azerbaycan gerilimi: Bakü ile ilişkilerin Ankara için önemi ne?

Fotoğraf: AA

27.10.2026 12:31

Rusya’da askere gönderilen oğlundan 3,5 yıldır haber alamıyor

Mardin’in Kızıltepe ilçesinde yaşayan İzzettin Aydoğan, Rusya’da askere alındıktan sonra Ukrayna cephesine gönderildiğini ve esir düştüğünü öne sürdüğü oğlundan 3,5 yıldır haber alamadıklarını belirterek yetkililere çağrıda bulundu.

Rusya’da askere gönderilen oğlundan 3,5 yıldır haber alamıyor

Fotoğraf: DHA

27.10.2026 15:47 / Güncelleme: 15:59

Bakırköy Belediyesine operasyonun ardından Ovalıoğlu’ndan açıklama: 'Görevimizin başındayız'

Bakırköy Belediyesine yönelik operasyonda 68 kişi hakkında gözaltı kararı verilirken 57 kişi gözaltına alındı. Belediye Başkanı Ayşegül Ovalıoğlu, çalışma arkadaşlarına yönelik işlemleri eleştirerek görevlerinin başında olduklarını söyledi.

Bakırköy Belediyesine operasyonun ardından Ovalıoğlu’ndan açıklama: "Görevimizin başındayız"

Fotoğraf: ANKA

27.10.2026 13:46 / Güncelleme: 13:51

Duman, sevilen şarkılarıyla Harbiye Açıkhava’da

1999’da yayımlanan Eski Köprünün Altında albümüyle müzik kariyerine başlayan Duman, 28 Ekim’de Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak.

Duman, sevilen şarkılarıyla Harbiye Açıkhava’da
27.10.2026 19:34

Samsun Emek ve Demokrasi Güçleri: Gazetecilik suç değildir

Samsun'da gazetecilere yönelik sansür ve baskıyı protesto için yapılan açıklamada gazetecilerin yalnızca bir haber uğruna bedel ödemediği, halkın haber alma hakkı için de bedel ödediği belirtilerek, tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması istendi.

Samsun Emek ve Demokrasi Güçleri: Gazetecilik suç değildir

Fotoğraf: Evrensel

27.10.2026 21:00

HABAŞ limanındaki iş cinayetinde yaşamını yitiren Raif Çatan'ın davası görüldü

Aliağa HABAŞ Limanı'nda çalışırken denize düşerek yaşamını yitiren Raif Çatan'ın davası üst mahkemede devam etti. Duruşma 12 Ocak 2027'ye ertelendi.

HABAŞ limanındaki iş cinayetinde yaşamını yitiren Raif Çatan'ın davası görüldü

Fotoğraf: Metal İşçileri Birliği'nin Facebook paylaşımından alınmıştır 

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!