Murat Mengirkaon'un işine iadesi ve sosyal demokrat belediyeciliğin emek karşısındaki sorumluluğu
"Murat Mengirkaon'un işine iadesi yönünde adil, vicdani ve hukuka uygun bir karar alınmasını; başvurumun gerekçeli biçimde değerlendirilerek tarafıma yazılı yanıt verilmesini talep ediyorum."
Lütfiye Bozdağ
Sayın Emine Helil İnay Kınay,
Karabağlar Belediye Başkanı
Bu mektubu yalnızca bir belediye çalışanının işine iadesini istemek için değil; emeğin onurunu, demokratik hakları ve sosyal demokrasinin tarihsel sorumluluğunu hatırlatmak amacıyla yazıyorum.
Karabağlar Belediyesinde 15 yıl sosyolog olarak görev yapan Murat Mengirkaon'un, temmuz 2026'da imzalanan toplu iş sözleşmesine yönelik eleştirilerinin ardından rotasyon gerekçesiyle Temizlik İşleri Müdürlüğüne görevlendirildiği; gerçekleştirdiği oturma eylemi ve basın açıklamalarından sonra disiplin soruşturması açılarak 29 Eylül 2026'da işten çıkarıldığı belirtilmektedir.
Bu süreç, işten çıkarma kararıyla çalışanın demokratik itirazları arasında ilişki bulunup bulunmadığı sorusunu doğurmaktadır. Bu sorunun yanıtlanması, yalnızca ilgili çalışana değil, Karabağlar halkına ve sosyal demokrat belediyeciliğin ilkelerine karşı da bir sorumluluktur.
Sosyal demokrasi, itiraz eden işçinin susturulması üzerine kurulamaz.
Sosyal demokrasi, tarihsel olarak emeğin korunması, eşitsizliklerin azaltılması ve çalışanların yönetime katılması mücadelesinden doğmuştur. Eduard Bernstein'ın demokratik reform anlayışından Rosa Luxemburg'un özgürlük vurgusuna uzanan bu geleneğin temelinde, emekçinin hakları ve itirazları olan özgür bir yurttaş olduğu düşüncesi vardır.
Luxemburg'un, “Özgürlük, her zaman farklı düşünenin özgürlüğüdür” sözü, demokratik yönetimin ahlaki ölçütünü ortaya koyar. Demokrasi, yalnızca yönetime katılanların değil, ona karşı çıkanların da haklarını koruyabilmektir.
Bir çalışanın toplu iş sözleşmesini eleştirmesi, sendikal süreçleri sorgulaması veya çalışma koşullarına ilişkin görüşlerini açıklaması, tek başına disiplin yaptırımını haklı kılamaz. Kurumların hukuka uygun disiplin yetkileri bulunmakla birlikte bu yetkiler demokratik hakların cezalandırılmasına dönüşmemelidir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 25. ve 26. maddeleri düşünce ve ifade özgürlüğünü, 36. maddesi hak arama hürriyetini, 51. maddesi sendikal örgütlenmeyi, 53. maddesi toplu iş sözleşmesi hakkını güvence altına almaktadır. Türkiye'nin taraf olduğu ILO'nun 87 ve 98 sayılı sözleşmeleri de sendikal özgürlükleri ve toplu pazarlık hakkını korumaktadır.
Bu güvenceler her eylemin koşulsuz hukuka uygun olduğu anlamına gelmez. Ancak işten çıkarma kararının demokratik hakların kullanılmasıyla bağlantılı olup olmadığının titizlikle araştırılmasını gerektirir.
Hukuka uygunluk yönetimin asgari yükümlülüğüdür; adalet ise ahlaki sorumluluğudur.
Türkiye’de emek mücadelesi aynı zamanda demokrasi mücadelesidir. 1961 Anayasası'yla güçlenen sendikal haklar önemli kazanımlar sağlamış; 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında bu hakların sınırlandırılması demokratik yaşamda ağır yaralar açmıştır. Günümüzdeki bir personel işlemiyle darbe dönemini özdeşleştirmek doğru değildir. Ancak bu tarihsel deneyim, itirazın susturulmasının demokratik kültürü zayıflattığını göstermektedir.
Sosyal demokrat belediyecilik yalnızca sosyal yardım ve kamusal hizmet üretmek değildir. Kendi çalışanlarına adil davranmak, sendikal özgürlükleri korumak ve eleştiriye açık olmak da bu anlayışın ayrılmaz parçalarıdır.
Murat Mengirkaon'un 15 yıllık hizmeti, yalnızca çalışma süresinden ibaret değildir. Sosyal hizmet alanındaki mesleki birikimi, kurumsal hafızaya ve toplumun kırılgan kesimlerine sunduğu katkılarla birlikte değerlendirilmelidir. Görev yerinin değiştirilmesi ve ardından işten çıkarılması; idari yetkinin yanında hakkaniyet, ölçülülük, mesleki saygınlık ve kamu yararı açısından da incelenmelidir.
Hannah Arendt'in kamusal yaşamda çoğulluk ve farklı görüşlerin birlikte var olmasına ilişkin düşünceleri, eleştirinin demokratik yönetim için taşıdığı önemi hatırlatmaktadır. Güçlü yönetim, eleştiriyi ortadan kaldıran değil, eleştiri karşısında adalet duygusunu koruyabilen yönetimdir.
Sayın Başkan,
Karabağlar halkına yönelik kullandığınız “Kimse kendini yalnız hissetmeyecek” sözü, sosyal belediyeciliğin insani özünü yansıtmaktadır. Ancak bu söz, yalnızca hizmet alan yurttaşlar için değil, o hizmetleri üreten belediye emekçileri için de geçerli olmalıdır.
Sosyal adalet, belediye binasının kapısında sona eremez.
Burada mesele, Murat Mengirkaon'un bütün görüşlerini veya eylemlerini onaylamak değildir. Mesele, bir çalışanın yönetime itiraz ettiği için mesleki geleceğini kaybetmemesi gerektiği ilkesini savunmaktır.
Kadınların eşitlik, temsil ve özgürlük mücadelesinin kazanımları da yönetim anlayışında karşılık bulmalıdır. Eşitlikçi siyasetin değeri, yöneticinin kimliğinden çok, kullandığı yetkinin adalet üretip üretmediğiyle ölçülür. Bu beklenti kadın kimliğinize yüklenen özel bir sorumluluktan değil, sosyal demokrat değerlerin evrenselliğinden kaynaklanmaktadır.
Sayın Başkan,
Murat Mengirkaon'un işine iadesini talep ediyorum.
Bu talep, 15 yıllık emeğin hakkaniyetle değerlendirilmesi, ifade ve itiraz özgürlüğünün korunması ve sosyal demokrat bir belediyenin kendi ilkelerine bağlılığını göstermesi bakımından önemlidir.
Sizden beklentim, fesih kararının gerekçelerini tarafsız biçimde yeniden inceletmeniz, çalışanın savunma ve itirazlarını değerlendirmeniz ve işe iadesini sağlayacak hukuka uygun yolları işletmenizdir. Gerekirse sendika temsilcilerinin, hukukçuların ve tarafların katılımıyla şeffaf bir değerlendirme süreci oluşturulmalıdır.
Böyle bir adım yönetim otoritesini zayıflatmaz; gerektiğinde kararlarını yeniden değerlendirebilen bir yönetimin demokratik olgunluğunu gösterir.
Tarih, yöneticileri yalnızca gerçekleştirdikleri hizmetlerle değil, yetkileri altındaki insanların hakları karşısında aldıkları tutumlarla da değerlendirir.
Çünkü emekten yana olmak, yalnızca işçinin yanında konuşmak değil, işçi itiraz ettiğinde de onun haklarını savunabilmektir.
Çünkü demokrasi, bize karşı çıkanların haklarını koruyabildiğimizde gerçek anlamına kavuşur.
Çünkü sosyal demokrasi, en çok da emeğin karşısında sınanır.
Murat Mengirkaon'un işine iadesi yönünde adil, vicdani ve hukuka uygun bir karar alınmasını; başvurumun gerekçeli biçimde değerlendirilerek tarafıma yazılı yanıt verilmesini talep ediyorum.
Saygılarımla...
Lütfiye Bozdağ
Çağdaş sanat eleştirisi alanında üniversitede dersler vermektedir. 1997-2000 yılları arasında Genç Sanat, Türkiyede Sanat, 2009-2012 yılları arasında Birgün gazetesi, Evrensel Kültür dergisinde sanat eleştirisi yazıları yazmıştır. Halen kolajart.com, Eleştirel Kültür, mikroscope dergilerinde sanat eleştirisi yazıları yazmaktadır. 12 Sanatçı 12 Söyleşi ve Mine Sanat Galerisi 30. Yıl Kitabının editörlerindendir. Birçok ulusal ve uluslararası sempozyum ve kongrelerde yayınlanmış bildirileri ve makaleleri bulunmaktadır. Barış İçin Akademisyenler bildirisi imzacılarındandır.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et