İklim zirvesinin ev sahibi Türkiye'de petrol arama için acele kamulaştırma
Türkiye, COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanırken Akdeniz’deki petrol ve doğal gaz arama projesi için acele kamulaştırma kararı aldı. Fosil yakıt yatırımlarının sürdürülmesi, ülkenin 2053 net sıfır emisyon hedefiyle çelişiyor.
Fotoğraf: Özer Akdemir/Evrensel
Özer Akdemir
[email protected]
Çanakkale - Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) ev sahipliği yapmaya hazırlanan Türkiye'de, fosil yakıt odaklı enerji adımları hız kesmeden devam ediyor. Resmî Gazete'nin 10 Ekim 2026 tarihli sayısında yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) tarafından yürütülen Akdeniz Petrol ve Doğal Gaz Arama ve Üretim Projesi için acele kamulaştırma kararı alındı. Karar kapsamında, Akdeniz'deki ruhsat sahalarında ihtiyaç duyulan lokasyon alanları, idari kampüsler, enerji nakil hatları ve depolama tesisleri için mülkiyet ya da irtifak hakkı kuruldur. Küresel ölçekte iklim değişikilğine yol açan fosil yakıtlardan çıkış tartışılırken yayımlanan bu karar, Türkiye'nin bu soruna karşı izlediği yönteme dair soru işaretlerini yeniden gündeme taşıyor.
Fotoğraf: Özer Akdemir/Evrensel
Acele kamulaştırma kararları Akdeniz'den Trakya'daki sahalara yayılıyor
Fosil yakıt arama ve üretim faaliyetleri yalnızca Akdeniz ile sınırlı kalmayıp Trakya bölgesindeki yeni ruhsat sahalarında da benzer acele kamulaştırma uygulamalarıyla sürüyor. Oysa Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) raporları, küresel sıcaklık artışını 1,5°C sınırında tutabilmek için emisyonların acilen zirve yapması ve fosil yakıt bağımlılığının sonlandırılması gerektiğini bilimsel olarak ortaya koyuyor. Türkiye TBMM'de kabul edilen İklim Kanunu ile 2053 net sıfır emisyon hedefini yasal zemine kavuşturduğunu beyan ederken, sahada petrol ve doğal gaz sahalarının acele kamulaştırma kararlarıyla genişletilmesi büyük bir uyumsuzluk sergiliyor. Yerli üretim gerekçesiyle atılan bu adımlar, emisyon azaltım stratejileriyle açıkça çelişiyor.
Fotoğraf: 11862 sayılı Cumhurbaşkanı kararının eki harita
Plastik atık ithalatı ve maden projeleri iklim hedeflerini zorluyor
Türkiye, 9 Temmuz 2025'te yürürlüğe giren ilk İklim Kanunu ve 27 Ağustos 2026'da yayımlanan Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi (TR ETS) Yönetmeliği ile karbon fiyatlandırma altyapısını kurduğunu açıkladı. Aynı zamanda kasım 2025'te sunulan İkinci Ulusal Katkı Beyanı (NDC 3.0) kapsamında 2035 yılı için emisyon sınırlandırma hedefleri belirlendi. Ancak kağıt üzerindeki bu hukuki düzenlemelere rağmen, Avrupa'dan yapılan yüksek miktardaki plastik atık ithalatı, korunan alanlardaki madencilik faaliyetleri ve yeni fosil yakıt yatırımları ekolojik tahribatı derinleştiriyor. Karbon piyasaları ve emisyon izni süreçleri işletilmeye çalışılırken, fosil yakıt altyapılarına kamusal kaynak ve kolaylık sağlanması mevzuatın iklimi koruma amacından uzaklaştığını gösteriyor.
Fotoğraf: Özer Akdemir/Evrensel
“Dostlar alışverişte görsün” yaklaşımı
COP31 ev sahipliğinin Antalya'ya getirilmesi ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'un COP31 Başkanı sıfatıyla diplomasi yürütmesi uluslararası kamuoyunda geniş yer bulurken, Climate Action Tracker (CAT) gibi bağımsız izleme kuruluşları, Türkiye'nin sunduğu iklim hedeflerini mutlak azaltım içermediği ve referans senaryodan artış esasına dayandığı için "Kritik Derecede Yetersiz" olarak derecelendiriyor. Bir yandan uluslararası zirvelerde iklim liderliği söylemi öne çıkarılırken, diğer yandan Resmî Gazete kararlarıyla petrol ve gaz aramalarına ivme kazandırılması iklim politikalarının gösterişten ibaret kaldığı eleştirilerini doğruluyor.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et