Her 10 yerli türden 4’ü yok oluşun eşiğinde
İklim değişikliği, kuraklık, kirlilik, baraj yapıları ve akarsu müdahaleleri canlıları yok olmanın eşiğine getiriyor. Yerli tatlı su balık türlerinin durumuna dair yapılan bir araştırmaya göre 359 yerli türün yüzde 39’u yok oluş tehdidi altında.
Özer Akdemir
[email protected]
Çanakkale – Türkiye genelindeki yerli tatlı su balık türlerinin korunma durumunu ele alan geniş kapsamlı araştırma bilimsel bir dergide yayımlandı. Çalışma kapsamında değerlendirilen 359 yerli türün yüzde 39’u yok oluş tehdidi altında yer alıyor. Bu oran, tatlı su balıkları için küresel çapta tespit edilen yüzde 26’lık risk seviyesinin oldukça üzerinde kalıyor. Sadece Türkiye’ye özgü olan endemik türlerde ise tehlike boyutu yüzde 58 seviyesine kadar ulaşıyor. Yapılan incelemeler, altı türün geçmişten günümüze tamamen yok olduğunu gösteriyor.
Araştırma sonuçları, yok oluş riskinin belirli ailelerde yoğunlaştığına işaret ediyor. Özellikle Aphaniidae (dişlisazancıklar), Gobionidae ((derekayaları), (cüce kayabalıkları) ve Cobitidae (taşısıranlar) gibi aileler, dar yayılış alanlarına ve özel habitat gereksinimlerine sahip olmaları nedeniyle yüksek risk grupları arasında yer alıyor. Avrupa yılan balığı ile mersin balığı türlerinin tamamı da en yüksek tehdit kategorisinde bulunuyor. Geçmişte kaybolan altı türden en az üçünün yok olmasında ise ortama sonradan giren istilacı balık türleri ana etken olarak öne çıkıyor.
Su çekimi ve iklim değişikliği ekosistemleri zorluyor
Çalışmaya göre; tatlı su balıkları üzerindeki insan kaynaklı baskıların başında su çekimi geliyor. Bu durum iklim değişikliği, kuraklık, kirlilik, baraj yapıları ve akarsu müdahaleleriyle birleşerek canlıların yaşam alanlarını daraltıyor. Tehlike altındaki türlerin yüzde 91’i birden fazla tehdit faktörüyle aynı anda mücadele ederken tür başına ortalama üçten fazla tehdit unsuru düşüyor.
Çalışma, toplam tür sayısının yüksek olduğu alanlar ile tehdit altındaki türlerin yoğunlaştığı bölgeler arasında belirgin bir fark bulunduğunu ortaya koyuyor. En yüksek tür çeşitliliği Karadeniz havzası ile Fırat ve Dicle nehir sistemlerinde görülüyor. Buna karşın yok olma riski taşıyan türler ağırlıklı olarak Güneybatı Anadolu Göller Yöresi, Aşağı Asi Havzası ve İç Anadolu’nun kapalı havzalarında toplanıyor. Bu durum, sadece toplam tür sayısına bakarak koruma önceliği belirlemenin yanıltıcı sonuçlar vereceğini gösteriyor.
Havza bazlı bütüncül koruma adımları önem taşıyor
Uzmanlar, balık türlerinin ve sulak alanların geleceğini güvence altına almak için tekil alan koruması yerine havza ölçekli planlamayı öneriyor. Çevresel akışların korunması, su çekimlerinin sıkı denetim altına alınması ve istilacı türlerle mücadele edilmesi öncelikli adımlar arasında sayılıyor. Sınır aşan sular ve endemik canlılar dikkate alındığında, bölgesel iş birlikleri ve düzenli izleme çalışmaları kritik bir rol oynuyor.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et