Topuklu ayakkabıyı önce kadınlar değil, savaşçılar giydi
Günümüzde çoğunlukla kadın modasıyla özdeşleştirilen topuklu ayakkabılar, tarihsel yolculuğuna at üzerinde denge sağlamaya yardımcı olan binicilik ayakkabılarıyla başladı.
Fotoğraf: Vlad Vasnetsov/Unsplash
Merve Tur
[email protected]
Günümüzde moda ve estetikle ilişkilendirilen topuklu ayakkabıların geçmişi, savaş alanlarına kadar uzanıyor. Pers süvarilerinin at üzerinde ayaklarını üzengide sabit tutmasına yardımcı olan yükseltilmiş topuklar, zamanla Avrupa aristokrasisinin giyim tarzında yer edindi.
Topuklu ayakkabıların erken örnekleri, 10. yüzyılda Pers coğrafyasında kullanılan binicilik ayakkabılarıyla ilişkilendiriliyor. At üzerinde ok ve yay kullanan süvariler için ayakların üzengide sabit kalması, savaş sırasında denge ve hareket kabiliyeti açısından önem taşıyordu.
Ayakkabının arka kısmındaki yükselti, binicinin ayağının üzengiden kaymasını zorlaştırarak at üzerinde daha sağlam durmasına yardımcı oluyordu. Böylece günümüzde estetik bir aksesuar olarak görülen topuk, başlangıçta pratik bir ihtiyaca karşılık veriyordu.
Bununla birlikte, topuklu ayakkabının tarihini tek bir tarihe ya da topluluğa bağlamak mümkün değil. Farklı dönemlerde çeşitli yükseltilmiş ayakkabı türleri kullanıldı; Pers süvarilerinin ayakkabıları ise modern topuklu ayakkabının gelişiminde öne çıkan örneklerden biri oldu.
Savaş alanlarından Avrupa saraylarına
Topuklu ayakkabıların Avrupa’da moda haline gelmesi, 16. yüzyılın sonları ile 17. yüzyılın başlarında Perslerle Avrupa sarayları arasındaki diplomatik ve ticari ilişkilerin yoğunlaştığı döneme denk geldi.
Safevi hükümdarı Şah I. Abbas döneminde Pers elçilerinin Avrupa saraylarını ziyaret etmesi, Pers kültürüne ve askeri gücüne yönelik ilgiyi artırdı. Pers süvarilerinin kullandığı topuklu ayakkabılar da Avrupalıların dikkatini çekti.
Avrupa aristokrasisi arasında yaygınlaşan bu ayakkabılar, zamanla işlevsel özelliklerinden çok temsil ettikleri anlamlarla öne çıktı. Topuklu ayakkabı giymek; askeri güç, erkeklik, zenginlik ve yüksek toplumsal konumla ilişkilendirildi.
Kral XIV. Louis’nin kırmızı topukları
Topuklu ayakkabıların Avrupa saraylarındaki yükselişinde Fransa Kralı XIV. Louis önemli bir yere sahipti. 17. yüzyılda hüküm süren ve gösterişli saray yaşamıyla tanınan XIV. Louis, yüksek topuklu ve kırmızı ayrıntılı ayakkabılarıyla dönemin moda anlayışının simgelerinden biri haline geldi.
Fransız sarayında kırmızı topuklar yalnızca estetik bir tercih değildi; soyluluğun ve saraydaki ayrıcalıklı konumun da göstergesiydi. Metropolitan Sanat Müzesi’nin koleksiyon kayıtlarında, XIV. Louis döneminde Fransız sarayında kırmızı topuklu ayakkabıların hem erkekler hem de kadınlar tarafından kullanıldığı belirtiliyor.
Böylece topuk, başlangıçtaki binicilik işlevinin ötesine geçerek kişinin toplumsal konumunu gösteren bir moda unsuruna dönüştü.
Topuklu ayakkabı ne zaman kadın modasıyla özdeşleşti?
17. yüzyılda hem erkekler hem de kadınlar topuklu ayakkabı giyiyordu. Ancak sonraki yüzyıllarda giyim anlayışının değişmesiyle erkek modası daha sade ayakkabılara yönelirken kadın ayakkabılarında yüksek topuklar daha belirgin hale geldi.
Fransız Devrimi sonrasında aristokrasinin gösterişli giyim tarzına yönelik tepki de erkek modasındaki dönüşümün etkenleri arasında gösteriliyor. Topuklu ayakkabılar erkeklerin gündelik ve resmi giyimindeki eski önemini kaybederken kadın modasıyla daha güçlü biçimde özdeşleşmeye başladı.
Bugün kadın modasının simgelerinden biri olarak görülen topuklu ayakkabının tarihsel serüveni, modanın toplumsal cinsiyetle ilişkisinin zaman içinde nasıl değiştiğini de ortaya koyuyor.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et