Eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak: Fon krizinin faturasını 86 milyon ödeyecek
Eski MASAK Başkan Yardımcısı Dr. Ramazan Başak, fon vurgununa ilişkin "Bunun faturasını 86 milyon kişi ödeyecek" dedi.
Ramazan Başak
Eski Mali Suçlar Araştırma Kurulu (MASAK) Başkan Yardımcısı Dr. Ramazan Başak, fon vurgununa dair değerlendirmelerde bulundu. Söz konusu vurgunun boyutunun ve mağdur sayısının kamuoyuna yansıtılandan çok daha büyük olduğunu belirten Başak, bürokrasi, yargı ve siyaset üçgeninde koruma görmeyen hiçbir yapının bu ölçekte bir organizasyonu gerçekleştiremeyeceğini vurguladı.
Nefes gazetesine konuşan Başak, resmi kayıtlarda 456 bin mağdurdan söz edilmesine karşın tablonun çok daha ağır olduğunu ifade etti. Başak, “Hisse senetlerine ve bireysel emeklilik fonlarına yatırım yapanlar da dahil olmak üzere en az 2 milyon mağdur var. Bu sayı aileleriyle en az 5 milyon kişiye denk geliyor. Olayın boyutu da 20 milyar dolardan çok daha fazla” dedi. Krizin kamunun ağır ihmaliyle büyüdüğünü kaydeden Başak, dalga dalga yayılacak tahribatın faturasını 86 milyon yurttaşın ödeyeceğine dikkat çekti.
'Krizin kökü 2021'deki 350 milyon dolarlık para trafiğinde'
Krizin aylar öncesinden bilindiğini ve otoritenin gözleri önünde adım adım örüldüğünü savunan Başak, sürecin aydınlatılması için 2021 yılına bakılması gerektiğini söyledi:
“2021’de Kasım Garipoğlu’nun Türkiye’de SPK lisansı olmadan faaliyet gösteren GKFX isimli bir şirketi var. Lisansı olmamasına rağmen faaliyetlerine devam edebilmiş. Şirketi ABD ve Rus makamları kara para aklayan şirket olarak tanımlıyor. Garipoğlu gidip yöneticileriyle ilgili ‘30 milyon dolarımı çaldı’ diye şikâyette bulunuyor. Savcılık 2021’de inceliyor. Tera Yatırım, Azko ve Venbey gibi şirketlerle GKFX arasında çanta ve valizlerle gerçekleştirilen yaklaşık 350 milyon dolarlık para trafiği ortaya çıkıyor. Burada inceleme ilerletilmiş olsaydı Tera, fon krizinin baş aktörü olmazdı.”
O dönemde gerekli adımları atılmaması nedeniyle çarkın büyüdüğünü belirten Başak, söz konusu paraların fonlar üzerinden sisteme sokulduğunu öne sürdü: “524 katlık değerin yaratıldığı, bir anlamda orada kara para aklandığını düşünüyorum. 2021’deki soruşturma gerçekten yapılsaydı Tera 2022’de halka arz izni alamazdı. 2023’te de banka kurma iznini alamazdı. Muhtemelen 2021’deki kara paraları buraya soktular. Borsa kazancı gibi legalleştirdiler.”
‘Uyarıda bulundum, şikayet üzerine iki kez gözaltına alındım’
Fonlardaki şaibeli işlemleri tespit ettikten sonra resmi mercileri harekete geçirmeye çalıştığını açıklayan Başak, “Ben fonlardaki şaibeler ve dolandırıcılık işlemlerini gördüğüm için Temmuz 2025’te CİMER’e, MASAK’a başvurdum. Ama ben Kasım 2025’te Emre Tezmen’in şikâyetiyle gözaltına alındım. Sonra bilgilendirmeye devam ettim. Nisan 2026’da yine Emre Tezmen’in şikâyetiyle ikinci kez gözaltına alındım” ifadelerini kullandı.
Hisselerdeki fahiş artışların dönemin SPK Başkanı İbrahim Gönül tarafından ‘halkın teveccühü’ olarak nitelendirilmesine de tepki gösteren Başak, “Ne demek teveccüh? Bu insanlar o hisselerde ne buldu? Bu hisse sahipleri aşı mı buldular, fabrika mı kurdular, bir buluşa mı imza attılar? Bunlar hizmet sektörü. Bunlar bugün kapıya kilit vursa bir masadan, bir sandalyeden başka bir şey bulamazsanız” diye konuştu.
‘Faturayı çalanlar ödemeli’
Çözümün kamu kaynaklarında değil, haksız kazanç sağlayan odaklarda aranması gerektiğinin altını çizen Başak, mağduriyetlerin giderilmesine ilişkin şu formülü sundu:
“Fonzedelerin parasını Hazine’ye başvurmadan, kim çaldıysa onlardan alacaksınız. Çakılan hisseleri de tespit etmek gerekiyor. Burada birileri 100 milyarlarca lira kazandı. Şebeke bir araya gelmeden bu işlemlerin olması çok zordur. Şirket sahipleri ya da bu hisselerden fahiş kazançları sağlayanlar kim, bunlar hemen tespit edilir. Burada göz göre göre ciddi bir rant elde edildi. Buradan zenginleşenlerin parası alınıp kaybedenlere dağıtılabilir.”
'En geniş yetkiyle sorumlu kurum SPK'
Yaşanan tahribatta birincil sorumluluğun denetim makamlarında olduğunu belirten Başak, denetimi engelleyen siyasi ve idari engellerin üzerine Devlet Denetleme Kurulu (DDK) aracılığıyla gidilmesi gerektiğini kaydetti. Başak, açıklamasını şu sözlerle noktaladı:
“Burada en geniş yetkilerle sorumlu olan kurum açık ara SPK. Sonra BDDK, MASAK geliyor. Burada SPK’nın da görevini yapmasına izin verilmemiş olabilir. SPK ‘Biliyoruz’ deyip bu kadar uzun süre kenarda bekleyemez. Bu sürecin ortaya çıkmasını ya da denetimleri kimler engellediyse DDK üstüne kararlı giderse bunların hepsi ortaya çıkarılabilir. Yetki SPK’da kullanılmadıysa da yönetimi istifa etmeli.”
(Politika Servisi)Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et