33. Adana Altın Koza’da ikinci gün: ‘Günyüzü’, ‘Bir Arada Yalnız’ ve Farhadi
33. Adana Altın Koza Film Festivali’nin ikinci gününde Ulusal Uzun Metraj ve Ulusal Belgesel Film Yarışmaları kapsamında filmler gösterildi. Sinema yazarlığı üzerine atölyenin düzenlendiği günde Asghar Farhadi’ye Yaşam Boyu Onur Ödülü takdim edildi.
Bir Arda Yalnız adlı filmden bir sahne.
Ahmed Ziya Aydın
Merve Tur
[email protected]
Bu yıl 33’üncüsü düzenlenen Adana Altın Koza Film Festivali’nin ikinci gününde film gösterimlerinin yanı sıra sinema yazarlığı üzerine bir atölye ve festivalin onur konuğu Asghar Farhadi’nin katıldığı söyleşi gerçekleştirildi. Ulusal Uzun Metraj ve Ulusal Belgesel Film Yarışmaları kapsamında filmler izleyiciyle buluşurken, Farhadi’ye Yaşam Boyu Onur Ödülü takdim edildi.
Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması
Festival gösterimlerinin ikinci gününde Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması kapsamında iki film gösterildi.
Banu Sıvacı’nın “Günyüzü” filmi, yıllar sonra tahliye edilme kararı alınan köyüne dönen müzisyen Suna’nın, kız kardeşinin şüpheli ölümünün izini sürmesini anlatıyor. Suna, kız kardeşinin ölümünden sorumlu tuttuğu Bekir’le yüzleşmeye çalışırken, demans hastası olan Bekir’den aradığı cevapları alamıyor. Bu süreçte Bekir’in müziğe yetenekli kızı Fidan’la kurduğu bağ, Suna’nın geçmişe ve ailesine bakışını değiştiriyor. Film, geçmişle hesaplaşmayı taşranın suskunluğu ve aile ilişkileri üzerinden ele alıyor.
Ali Vatansever’in “Bir Arada Yalnız” filmi ise ölümcül bir hastalıkla mücadele eden 19 yaşındaki İzzet ile ailesinin hikâyesine odaklanıyor. Bursa’da bir toplu konutun 20. katında yaşayan aile, İzzet’in hastalığıyla birlikte giderek birbirinden uzaklaşıyor. Gerçek dünyadan kaçışı sanal dünyada bulan İzzet, burada tanıştığı kızı gerçek hayatına davet ediyor. Yaşananların ardından baba Abdi, oğluyla son bir yolculuğa çıkarken aile içindeki ilişkiler ve umut duygusu yeniden şekilleniyor. Film, hastalık, çaresizlik, aile bağları ve gerçeklikle sanal dünya arasındaki ilişkiyi ele alıyor.
Ulusal Belgesel Film Yarışması
Festival gösterimlerinin ikinci gününde Ulusal Belgesel Film Yarışması finalisti olan iki film de gösterildi. Gösterimlerin ilki olan “Stella ile 8 Mart” filmi, Türkiye’de 1980 sonrası kadın mücadelesinin bilindik isimlerinden olan Stella Ovadia ile gerçekleşen parçalı sohbetler, dışarıdan gelen slogan ve siren sesleriyle şekilleniyor. Filmin çekildiği sırada yapılan yürüyüşe katılmak için dışarı çıkan kamera, geçmiş mücadelelerin hafızası ile bugünün eylemliliğini aynı kadrajda görmeye çalışıyor.
Belgesel yarışması kapsamında gösterilen bir diğer film ise “Hızır7Gün” belgeseli oldu. Karadeniz’in İstefan (Çaylıoğlu) köyünde yaşayan balıkçıların hayatına odaklanan film, adını aldığı “Hızır7” teknesinin yedi günlük deniz döngüsüne eşlik ediyor. Türkiye’nin dört bir yanında doğa tahribatına karşı doğa savunucularının, köylülerin direnişlerinin bu kadar yaygın olduğu bir dönemde film de merkezine İstefan köyü sakinlerinin azalan balık, trol avcılığı, taş ocağının yarattığı tahribat ve bölgede kurulması planlanan balık çiftlikleri karşısında giderek daralan yaşam alanını alıyor.
Sinema yazarlığı atölyesi

Bu sene 33’üncü kez düzenlenen Adana Altın Koza Film Festivali gösterimlerinin ikinci gününde ilk etkinlik olarak “Eleştiri mi, etkileşim mi? İçerik çağında sinema yazarlığı” atölyesi yapıldı. Ekrem Buğra Büte’nin moderasyonunu yaptığı atölyeye Olkan Özyurt, Ece Vitrinel, Gözde Hatunoğlu ve gazetemizin yazarı Şenay Aydemir konuşmacı olarak katıldı. 2004’te çıkarılan sinema yasasının yarattığı dönüşümden bahsedildi. Sinema yazarlığının dijital medyanın yaygınlaşmasıyla geçirdiği dönüşüm ve mesleki değerleri anlatıldı. Sinema filmleri yapılmaya devam edildiği sürece sinema yazarlığının da devam edeceği belirtilerek sinema yazarlığının okura/izleyiciye olan sorumluluğuna vurgu yapıldı.
Asghar Farhadi’ye Yaşam Boyu Onur Ödülü
Günün en büyük etkinliklerinden birisi ise festivalin onur konuğu olan İranlı yönetmen Asghar Farhadi’nin “Kesişen Hayatlar” film gösteriminin ardından gerçekleştirilen Yaşam Boyu Onur Ödülü töreni ve masterclass etkinliği oldu. Film, sinemaseverlerden büyük ilgi gördü. Gösterim sonrası sinemaya sunduğu katkılardan dolayı Asghar Farhadi’ye Yaşam Boyu Onur Ödülü takdim edildi. Ödül töreninin ardından yönetmen, seyircilerin sorularını yanıtladı. Kendi filmlerinde izlediği sürece dair “Geçmiş (Le Passé)” filminin hazırlık sürecini örnek gösteren yönetmen, “Ben senaryolarımı Farsça yazıyorum ama ‘Farsça yazdım, gittim Fransa’da çektim’ gibi olmadı. Ailemle üç yıl Fransa’da yaşadım. Her gün sokağa çıkıp Fransızlar nasıl geziyor, ilişkileri nasıl, bunları gözlemledim. O hayatı solumadan yabancı bir ülkede film çekemezsiniz” ifadelerini kullandı.
Hikâyelerinin başlangıç aşamasına değinen Farhadi, sürecin hiçbir zaman büyük ya da net bir planla başlamadığını söyledi. Bazen bir video, bazen tek bir fotoğraf karesinin yeterli olduğunu ifade eden yönetmen, “Bir Ayrılık” filminin çıkış noktası için “Bir adamın yaşlı babasını banyoda yıkadığı bir fotoğraf vardı. Aylar geçmesine rağmen aklımdan çıkmadı. Üzerine abimin anlattığı bir hikâye eklendi ve senaryo tam olarak oradan doğdu. Yazarken nereye varacağını ben de bilmem. İlk taslağı bitirince kendime ‘Bu senaryo bana ne anlattı?’ diye sorarım ve seyirciye aktarmak istediğim şey için metni tekrar tekrar yazarım” dedi. Senaryo yazımına ilişkin de genç sinemacılara hislerini dinlemeleri çağrısında bulundu.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et