Altın Koza’da Ashgar Farhadi’ye yoğun ilgi: 'O hayatı solumadan yabancı bir ülkede film çekemezsiniz'
Asghar Farhadi, Altın Koza’daki söyleşisinde senaryolarının küçük ayrıntılardan doğduğunu anlattı. Farklı bir ülkede film çekebilmek için “önce o hayatı yaşamak gerektiğini” söyleyen Farhadi, “Mutlak gerçek diye bir şey yok” dedi.
Fotoğraf: Volkan Pekal/Evrensel
Ahmed Ziya Aydın
Rojda Ferda Yılmazoğlu
[email protected]
Adana Altın Koza Film Festivali kapsamında gösterimi yapılan “Kesişen Hayatlar” (Parallel Tales) filmi, sinemaseverlerden büyük ilgi gördü. Salonda yer kalmazken festivalde, bu yıl sinema sanatına sunduğu katkılardan dolayı Ashgar Farhadi’ye Yaşam Boyu Onur Ödülü takdim edildi. Alkışlar eşliğinde ödülünü alan usta yönetmen, film bitiminde gerçekleştirilen söyleşide seyircilerin sorularını yanıtladı ve sinema pratiğine dair samimi değerlendirmelerde bulundu.
Söyleşide öne çıkan başlıklar ve Farhadi’nin değerlendirmeleri şöyle:
“Farklı bir ülkede film çekmek için önce o hayatı yaşamak gerekir”
Karakterlerini kafasında oluşturduktan sonra yönetmen için mekânın (Fransa ya da İran) çok fark etmediğini, set ekibiyle her yerde bir aile haline gelindiğini belirtti. Ancak yazma sürecinin bambaşka olduğunu vurgulayan usta yönetmen, Geçmiş (Le Passé) filminin hazırlık sürecini anlattı:
“Ben senaryolarımı Farsça yazıyorum ama ‘Farsça yazdım, gittim Fransa’da çektim’ gibi olmadı. Ailemle üç yıl Fransa’da yaşadım. Her gün sokağa çıkıp Fransızlar nasıl geziyor, ilişkileri nasıl, bunları gözlemledim. Çevirmenler ‘Bunu Fransızcada söylemenin 5 yolu var, hangisini seçersin?’ diyerek alternatifler sundu. O hayatı solumadan yabancı bir ülkede film çekemezsiniz.”
Fotoğraf: Volkan Pekal/Evrensel
“Senaryo net bir fikirle değil, küçük bir detayla başlar”
Hikâyelerinin başlangıç aşamasına değinen Farhadi, sürecin hiçbir zaman büyük ya da net bir planla başlamadığını söyledi. Bazen bir video, bazen tek bir fotoğraf karesinin yeterli olduğunu ifade eden yönetmen, Oscar ödüllü Ayrılık filminin çıkış noktasını paylaştı:
“Bir adamın yaşlı babasını banyoda yıkadığı bir fotoğraf vardı. Aylar geçmesine rağmen aklımdan çıkmadı. Üzerine abimin anlattığı bir hikâye eklendi ve senaryo tam olarak oradan doğdu. Yazarken nereye varacağını ben de bilmem. İlk taslağı bitirince kendime ‘Bu senaryo bana ne anlattı?’ diye sorarım ve seyirciye aktarmak istediğim şey için metni tekrar tekrar yazarım.”
“Görüntüler çağında gerçek diye bir şey yok”
Medyanın ve modern görselliğin yarattığı algı yanılsamalarına dikkat çeken Farhadi, izleyicinin perdeye yansıyanı mutlak doğru kabul etmesini eleştirdi:
“Medya bize sürekli ‘gerçek budur’ diye bir şeyler dayatıyor. Hayvanların rol yapamayacağı BBC belgesellerinde bile montaj var; kesip yapıştırarak bir gerçeklik kurguluyorlar. Aslında mutlak gerçek diye bir şey yok, sadece farz edişler var. Ben de bir şeyi ilk gördüğümde yargılayabiliyorum ama hemen kendime ‘Belki de gerçeğin bir kısmını bilmiyorumdur’ diye hatırlatıyorum.”
“Eksik kalanı hayal gücümüz tamamlıyor”
İnsan ilişkilerinde ve bireysel hafızada hayal gücünün rolüne değinen Farhadi, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Bir yerde ‘Hayal gücü zayıf olan insanlar âşık bile olamazlar’ cümlesini okumuştum. Çok doğru. Biz gerçekleri görünce eksik olan kısımları hayal gücümüzle tamamlıyoruz. Tıpkı çocuklarıma kendi çocukluğumu anlatırken hatırlamadığım yerleri hayal gücümle kurgulayıp anlatmam gibi. Biz aslında gerçekte yaşamıyoruz; gerçeği kafamızda kurduğumuz biçimiyle yaşıyoruz.”
Söyleşi, salonu dolduran sinemaseverlerin alkışlarıyla sona erdi.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et