29.09.2026 15:35 / Güncelleme: 15:42

Tiyatrodan sinemaya Başar Sabuncu

Başar Sabuncu, tiyatro üzerine çalışmalar yapan, en karmaşık politik meseleleri tiyatronun ve güldürünün imkanlarıyla, sinemanın estetiğinden taviz vermeden sunabilen bir sanatçıdır. Tiyatronun imkanlarını sinema dilini zenginleştirmede kullanmıştır.

Tiyatrodan sinemaya Başar Sabuncu

Fotoğraf: Başar Sabuncu

Aydın Tan


Başar Sabuncu 1943’te İstanbul’da doğdu. Oyun ve senaryo yazarlığının yanı sıra yönetmenlik yapan sanatçı, 12 Mart darbesinden sonra Fransa’ya gitti. Burada tiyatro üzerine çalışmalar yaptı. Türkiye’ye döndükten sonra Muhsin Ertuğrul’un çağrısıyla İstanbul Şehir Tiyatroları'na geçti. Darbeden sonra 1402 ile görevine son verildi. Aydınlar Dilekçesi’nden dolayı askeri mahkemede yargılandı. 1988 yılında hukuk mücadelesini kazanarak Şehir Tiyatroları'na geri döndü. 2004 yılında belediye ile tiyatronun sanatsal bağımsızlığı konusunda yaşadığı ilkesel anlaşmazlık nedeniyle emekliliğe ayrıldı. 2015 yılında vefat etti. Tiyatroya büyük katkıları olan sanatçıyı bu yazıda kısaca tiyatrocu olarak sinema çalışmaları ekseninde değerlendireceğiz.

Türkiye’de sinema tarihi değerlendirilirken ilk dönem tiyatrocular dönemi olarak adlandırılır. Bu dönem başta Muhsin Ertuğrul olmak üzere sinema oyuncusuyla, yazarıyla, yönetmeniyle tiyatrocuların etkisindedir. Ancak Lütfi Akad gibi yönetmenlerin olgunluk dönemiyle sinema gerçek kimliğini oluşturabilmiştir. Bunun da etkisiyle sinema ve tiyatro arasında hep bir mesafe vardır. Başar Sabuncu bunun kırılma noktasını temsil etmektedir. Önce senaryo yazarlığı, ardından yönettiği filmler ve tiyatrodan yaptığı uyarlamalarla bu önyargıyı parçalamıştır. Bununla yetinmemiş, tiyatronun bazı teknik imkanlarını sinemayı politikleştirmede başarılı bir şekilde kullanmıştır. Güldürüyü seyirciyi rahatlatan bir unsur olmaktan çıkarmış, politik eleştirinin güçlü bir birleşeni haline getirmiştir.

Gerçeklik ve kurmacanın kesişimi

İlk senaryosu Atıf Yılmaz’ın yönettiği “Adak” filmidir. Bu film bir babanın çocuğunu kurban etmesi olayından yola çıkılarak yazılmıştır. Film boyunca gerçek olay hakkında verilen bilgiler ile kurgu eş zamanlı yürüyor. Gerçek kişinin ismi Müslim iken filmdeki kişinin ismi Mümin’dir. Bazı diyaloglar mahkeme tutanağından aynen alınırken olayın gelişiminde gerçeğe bağlı kalınmamış. Filmde gerçek olayla ilgili çalışmalar yapmış kişiler (Osman Şahin, Faruk Erem, Çetin Özek) ile toplumsal temsiliyeti olan köylüler, devlet memuru, orta sınıf mensubu bir kadın ve Mümin’in karısının görüşleri sahneler arası geçiş için kullanılmış. Bu görüşmelerde siyah beyaz tercih edilmiştir. Mümin’in taş kırmaktan Çukurova’ya uzanan çalışma hayatı dönemin Türkiye’sinin bir panoramasını çıkarıyor.

Böyle dramatik bir malzemeye böyle akılcılıkla ve soğukkanlı biçimde yaklaşım, sinemamızda hemen hiç görülmemiş bir tavır... Öncelikle biçimsel planda görülüyor bu yaklaşım. Film yer yer öykünün çizgisel gelişimini, öyküye karışmış gerçek kişilerin, hukuk ve ruh bilimi otoritelerinin olay üstüne tanıklıklarıyla kırıyor. Böylece göstermeci (epik) bir biçem (üslup) yaratıyor. Seyircinin, olayın en dramatik bölümlerinde birden ayılarak gerçeğe dönmesi, olayın çeşitli boyutlarıyla kavranmasını sağlıyor. Bu göstermeci tutumu, yalnızca aradaki bölümlerle sağlamıyor Yılmaz. Bunu tüm filmine sindirmiş. Dramatik gelişimin doruğuna ulaşır gibi olduğu bölümlerde filmi kesmesi, filmin (seyircinin) heyecanını, duygusallığını sürekli ve akılcı biçimde denetim altına alması çok ustaca.

Sabuncu’nun ikinci senaryosu yine Atıf Yılmaz tarafından çekilen “Talihli Amele”dir. Film bir güldürü çerçevesinde sınıf çatışmasını anlatmaktadır. İnşaata çalışan işçiye verilmiş gibi yapılan “reklam” gazete ile reklam ajansı arasındaki çatışma ile birleşir. Önce bu çelişki için ameleyi kullananlar işin toplumsal bir hal almasıyla sınıf çıkarlarında birleşirler. Ameleye verilecek ev polis zoruyla geri alınır. Amelenin “Ben bu inşaatın harcını taşıdım, duvarını ördüm, niye ben oturamıyorum?” sorusuna verilen yanıt şudur: “Biz evi zaten çekilişle birine vereceğiz ancak sen bu evi yaptığın için içinde oturamazsın.”

Tiyatrodan perdeye: Mesafeyi kırmak ve epik dil

Başar Sabuncu’nun kendisini yazıp yönettiği “Çıplak Vatandaş” yine gerçek bir olaydan kaynaklanır. Filmin kahramanı bu sefer bir devlet memurudur ve görünmeyen diğer kahraman Turgut Özal’dır. Yetinmek için çeşitli işlerde çalışan kahraman bir dizi komik olayın oluşmasını da sağlar ama sonuçta zamlara yetişemez. Sonuçta çıldırır ve yarı çıplak sokağa çıkar. Filmin ikinci bölümü “Talihli Amele” ile aynıdır. Bu olay reklamcılar için bir imkan olarak kullanılır. Ancak bu tepki toplumsal bir eylem biçimine dönüşünce kahraman tımarhaneye atılır. Şener Şen’in usta oyunculuğuyla yeniden doğuşunun da filmidir. Hem “talihli amele” hem de “çıplak vatandaş” tepki verdiklerinde deli olarak sistemde etkisiz hale getirilirler. Bu filmde Müjde Ar’ın küçük rolü ve ben yıllardır iyi kötü soyunurum ama bu adam kadar ünlü olmadım sözü hem bir güldürü öğesi hem de kurguyu hayatla ilişkilendiren bir etki yapar.

“Asılacak Kadın” ve “Şalvar Davası” ise sanatçının yazıp yönettiği iki uyarlamadır. İlki kadın sorununun trajedi, ikincisi komedi sınırları içinde sınıfsal çatışma bağlamında işlenmesidir. Ayrıca “Zengin Mutfağı”nda bir tiyatro metni değişikliğe uğratılmadan oyuncuların yeteneği ve yönetmenin ustalığıyla sinema filmine dönüşür. Oysa bu her sinemacının göze alabileceği bir iş değildir.

Yazının sınırları içinde ayrıntılarına inemediğimiz sonuç şudur. Başar Sabuncu, en karmaşık politik meseleleri tiyatronun ve güldürünün imkanlarıyla sinemanın estetiğinden taviz vermeden sunabilmiştir. Tiyatronun imkanlarını sinema dilini zenginleştirmede kullanmıştır. Yazar ve yönetmen olarak sinemaya değerli katkılarda bulunmuştur.

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
29.09.2026 12:57

Boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından öldürülen Buse'nin babası: 'Kızıma tehdit mesajları atmışlar'

Ankara’da boşanma aşamasında olduğu Bayram Gök tarafından katledilen Buse Akgün’ün babası Hasan Akgün, kızının daha önce tehdit edildiğini belirterek, “Planlanmış bir cinayet bu. Kadın cinayetleri, sokak cinayetleri artık son bulsun” dedi.

Boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından öldürülen Buse'nin babası: “Kızıma tehdit mesajları atmışlar”

Fotoğraf: DHA

29.09.2026 11:40 / Güncelleme: 11:58

Barış Akademisyeni Elçin Aktoprak 9 yılın ardından görevine iade edildi

Barış İçin Akademisyenler’in “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisini imzaladığı gerekçesiyle 2017’de KHK ile ihraç edilen Doç. Dr. Elçin Aktoprak, yaklaşık 9 yılın ardından Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ndeki görevine iade edildi.

Barış Akademisyeni Elçin Aktoprak 9 yılın ardından görevine iade edildi

Siyaset Bilimci Dr. Elçin Aktoprak| Fotoğraf: Elif Ekin Saltık

29.09.2026 10:20 / Güncelleme: 10:24

Odessa’ya hava saldırısı: 8 kişi yaralandı

Rusya’nın Ukrayna'nın Odessa bölgesine düzenlediği hava saldırısında 8 kişi yaralandı. Konutların yanı sıra lise, yurt, hayvan barınağı ve üretim tesisleri zarar gördü, saldırının ardından bazı bölgelerde yangın çıktı.

Odessa’ya hava saldırısı: 8 kişi yaralandı

Görseller: Pixabay | Kolaj: Evrensel

29.09.2026 10:58 / Güncelleme: 11:36

Adana Altın Koza’da dördüncü gün: Farhadi’nin filmi Türkiye prömiyerini yapacak

33. Adana Altın Koza Film Festivali’nde bugün Asghar Farhadi’ye Yaşam Boyu Başarı Ödülü verilecek, “Kesişen Hayatlar” Türkiye prömiyerini yapacak. Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda ise “Günyüzü” ve “Bir Arada Yalnız” gösterilecek.

Adana Altın Koza’da dördüncü gün: Farhadi’nin filmi Türkiye prömiyerini yapacak

Fotoğraf: "Parallel Tales" filminden bir kare

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!