Altın Koza’dan notlar: Almodóvar’ın sineması, bir ailenin çıkmazı, Thomas Mann’ın dönüşü
Buruk Noel ve Fatherland ile Dünya Sineması seçkisi; Karanlıkta Islık Çalanlar ve MUTTER: Bir Annenin Hatıra Defteri ile Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması'ndan notlar.
Karanlıkta Islık Çalanlar adlı filmden bir sahne.
Ahmed Ziya Aydın
Merve Tur
[email protected]
26 Eylül-4 Ekim tarihleri arasında düzenlenen 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, Türkiye ve dünya sinemasından pek çok filmi izleyiciyle buluşturuyor. Festivalin Dünya Sineması ve Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması seçkilerinden izlediğimiz filmlere dair notlarımızı derledik.
Buruk Noel
Festival Dünya Sineması seçkisi kapsamında Almodovar'ın son uzun metraj filmi Buruk Noel gösterildi. Filmde 2004 yılında reklam yönetmeni Elsa'nın panik atak geçirmesi üzerine hayatını gözden geçirmesi ve 2025 yılında film yönetmeni Raul Rossetti'nin yeni senaryosu üzerine çalışması paralel olarak ilerliyor. Almodovar için "kısmen otoportre kısmen özeleştiri" olarak tanımlanan film iddiasını yerine getiriyor diyebiliriz. Sanatçının ilham kaynağı olarak gerçekliği ve çevresini ele alması sonucu çeşitli sınırların ortadan kalkması, ihlal edilmesi meselesi ele alınıyor. Oyunculuklar, hikayeler arası geçiş, Almodovar imzası görsellik filmi seyir zevki yüksek hale getiriyor. Almodovar'ın filmlerinin ayırt edici unsurlarından olan doygun renk kullanımı burada da hikâyenin duygusunu ve karakterlerini destekleyen bir işleve sahip. Ağır meselelerin arasına yerleştirdiği mizah ise filmin tonunu dengeliyor.
Karanlıkta Islık Çalanlar
Yönetmen Pınar Yorgancıoğlu'nun Toprak karakterine hayat veren İnci Sefa Cingöz'e 2026 İstanbul Film Festivali'nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandıran "Karanlıkta Islık Çalanlar" filmi Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması kapsamında gösterilen ilk film oldu. Filmde ister çevremizden, ister kendimizden aşina olduğumuzdan bir aile tablosuyla karşı karşıyayız. Geçmişi tam bırakamayan bir baba, geleceği kurtarmaya çalışan, çevresindekilerin "hayalperestliğinin" yanında gerçekçi kalan bir anne, şimdiden çıkamayan, ailenin "başarız sayılabilecek ama aynı zamanda bir şeyler için çabalamaktan vazgeçmeyen" genç kızı. Film boyunca her karakterle hem yakınlaşıyor, hem aramıza mesafe koymak istiyoruz. Filmdeki fantastik öğeler de destekleyici gücüyle hikayeyi başka bir boyuta taşıyor. Kurgu açısından başarılı bir iş ortaya koyulduğu söylenebilir.
Fatherland
Paweł Pawlikowski’nin 2026 Cannes’da En İyi Yönetmen ödülünü kazanan Fatherland filmi, 1949’da sürgünden Almanya’ya dönen yazar Thomas Mann ile kızı Erika’nın yolculuğunu anlatıyor. Bölünmüş Almanya üzerinden aidiyet, aile, suçluluk ve geçmişle hesaplaşma meselelerini ele alan film, Pawlikowski’nin Ida ve Soğuk Savaş filmlerinde de gördüğümüz siyah-beyaz sinema dilini sürdürüyor. Kontrollü görüntü yönetimi ve oyunculuklar filmin atmosferini güçlendirirken, baba-kız arasındaki gerilim hikâyenin merkezinde yer alıyor. Fatherland, tarihsel bir dönemi anlatırken kişisel ve politik olan arasındaki ilişkiyi de sorguluyor.
MUTTER: Bir Annenin Hatıra Defteri
Başrolünde Hazar Ergüçlü'nün olduğu, sıradışı bir doğum ile dünyaya getirdiği yaratığı korumak için her şeyini feda etmeyi göze alan bir annenin hikayesini anlatan filmin yönetmenliğini Alphan Eşeli üstleniyor. Karadeniz'de geçen bir gerilim-dram filmi olan Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri filmi iddiasının altında kalıyor diyebiliriz.
Hikayede yer yer açıkta kalan noktalar ve karakter gelişimindeki sınırlılıklar, karakterlerle kurulan bağı etkileyebiliyor. Annenin çocuğunu koruma motivasyonunun daha çok içgüdü üzerinden ele alınması da filmin bu çatışmayı farklı katmanlarıyla geliştirmesini sınırlıyor. Buna rağmen film, annelik, koruma ve fedakârlık ekseninde karanlık bir hikâye kuruyor.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et