UNESCO adayı Karacadağ'da maden arama sondajları başladı: Bir yanda jeopark hedefi diğer yanda sondaj kuyuları
UNESCO Jeopark adaylığı sürecindeki Karacadağ’da maden arama sondajları başladı. Karacadağ’ı Koruma Platformu, çalışmaların su kaynakları, meralar, endemik türler ve kültürel varlıklar üzerinde tehdit oluşturduğunu belirtti.
Fotoğraf: Karacadağ Platformu
Özer Akdemir
[email protected]
Konya — Esan Eczacıbaşı Endüstriyel Hammaddeler San. ve Tic. A.Ş., 2024 yılının Ağustos ayında gerçekleştirilen ihalede 1 milyon 680 bin lira nihai teklifle Konya'nın Karapınar ilçesinde 4. grup maden arama ruhsatı almaya hak kazandı. Şirketin Konya'nın Karapınar, Ereğli ve Emirgazi ilçeleri sınırları içinde bulunan Karacadağ bölgesinde başlattığı maden arama ve sondaj faaliyetlerine karşı Karacadağ'ı Koruma Platformu bir açıklama yaptı.
Platform temsilcileri, ESAN Eczacıbaşı tarafından yürütülen sondaj çalışmalarının bölgenin doğal yapısını, su kaynaklarını, meralarını, kültürel dokusunu ve canlı yaşamını doğrudan tehdit ettiğini dile getirdi. Yapılan açıklamada, maden arama sürecinin sadece birkaç teknik işlemden ibaret görülmemesi gerektiği, bu durumun ileride tüm coğrafyayı kapsayan geniş bir madencilik ve ekolojik yıkım sürecine dönüşebileceği vurgulandı.
Fotoğraf: Karacadağ Platformu
Jeolojik miras mı maden ocağı mı?
Platform açıklamasında, Konya Jeopark Ön İnceleme Programı çerçevesinde Acıgöl, Meke Gölü, Çıralı Gölü ve Karacadağ'ın UNESCO Jeopark başvuru sürecine dahil edildiği hatırlatıldı. Bir yandan bu eşsiz jeolojik mirasın korunmasından söz edilirken diğer yandan aynı coğrafyada maden sondajlarının başlatılması kabul edilemez bir çelişki olarak değerlendirilirken, Karacadağ'ın endemik bitki türlerine, yaban hayatına ve bölgedeki hayvancılık faaliyetlerine ev sahipliği yaptığına dikkat çekildi.
Endemik türler ve yaban hayatı tehlike altında
Platform açıklamasında maden sondaj çalışmalarının yüklenici firma tarafından Ovacık mevkiinde sürdürüldüğü aktarılarak; arama sahasına yakın konumdaki doğal bir pınarın derinleştirilerek sondaj için su çekildiği ve alana borular bağlandığı kaydedildi. Eğimli karotlu sondaj yönteminin altın ve bakır gibi değerli maden damarlarını tespit etmeye dönük olduğuna işaret eden platform, kullanılan bentonit ve polimer içerikli sondaj sıvılarının yeraltı su akiferlerini tıkama ve tarım topraklarını sertleştirme riski taşıdığını ifade etti. Ayrıca aynı şirketin Eskişehir'de yürüttüğü madencilik faaliyetlerinin çevrede bıraktığı olumsuz izler de örnek gösterildi.
Akören Yeraltı Şehri ve sit alanları koruma kuruluna taşındı
Karacadağ bölgesindeki tarihi ve kültürel varlıkların korunması amacıyla kurumsal başvuruların da yapıldığını aktaran Platform, Yeşilyurtlular Derneği tarafından Konya Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu'na sunulan dilekçede, Akören Yeraltı Şehri ve çevresindeki sit alanları hatırlatılarak verilen sondaj izinlerinin iptal edilmesi talep edildi.
Şirket arkeolojik sit alanında sondaj yapmak istemiş!
Şirketin sondaj planladığı bölgenin Bağdaylı Yeraltı Şehri sınırları içerisinde kalması üzerine konu Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun gündemine taşındı. Kurul, 17 Mart 2025 tarihinde aldığı kararla bölgedeki inceleme raporlarını değerlendirerek alanın statüsünü 1. derece arkeolojik sit alanı olarak güncelledi ve bu sınırlar dahilinde maden arama faaliyetine kesin olarak ret yanıtı verdi.
Şirket sınırları değiştirerek onay aldı
Birinci derece sit alanı kararının ardından şirket, faaliyet yürütmek istediği alanın koordinatlarını daraltıp tarihi bölgenin dışına taşıyarak 21 Mart 2025'te yeni bir ruhsat başvurusu gerçekleştirdi. Kurul uzmanlarınca yapılan yeni saha incelemelerinde, güncellenen koordinatlar içerisinde 2863 sayılı yasa kapsamında korunması gereken herhangi bir kültür varlığına rastlanmadığı raporu düzenlendi. Bu gelişme üzerine maden arama faaliyetine mevzuat açısından onay verildi.
Bakanlık: Bize ulaşan bir ÇED başvurusu yok
Maden şirketinin bölgede yürüttüğü teknik ön hazırlıklar ve sahada yaşanan hareketlilik yöre halkının tepkisine neden oldu. Karapınar Yeşilyurt Mahallesi sakinleri, yerel muhtarlık ve sivil toplum kuruluşları, tarım arazilerinin ve yeraltı sularının zarar göreceği endişesiyle 2026 yılının Haziran ayında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğüne resmi itirazda bulundu. Kurumdan 10 Temmuz 2026'da yöre halkına gönderilen resmi yazıda, bakanlığın e-çed sistemi üzerinde ilgili bölgeye dair herhangi bir Çevresel Etki Değerlendirmesi başvurusunun henüz bulunmadığı açıklandı. Yazıda ayrıca, faaliyete konu olan Bağdaylı-Ovacık mevkiinde doğal sit alanı statüsünde bir bölgenin yer almadığı da vurgulandı.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et