Tıp dergisi The Lancet: LGBTİ’lere yönelik kötü tutum ülkedeki HIV’le mücadeleyi olumsuz etkiliyor
The Lancet’te yayımlanan yazıda, Türkiye’de LGBTİ’lere ve HIV alanında çalışan derneklere yönelik operasyonlar ele alındı. Yazıda, HIV bildirimlerinin son 10 yılda 4,5 kat arttığı ve HIV ile yaşayanların yüzde 51’inin tanı aldığı belirtildi.
Ankara— Dünyanın saygın tıp dergilerinden The Lancet’te, Türkiye’deki LGBTİ örgütleri, aktivistlerine dönük iktidar saldırısına dair eleştirel bir yazı yayımlandı. Yazıda, “Hükümetin LGBTQ+ bireylere yönelik tutumunun, ülkedeki HIV mücadelesinin son derece kötü durumda olmasında kuşkusuz önemli bir payı bulunuyor. Azınlık gruplarını hedef almak, susturmak ve onları daha fazla marjinalleştirmek, Türkiye'de HIV'in kontrol altına alınmasını yalnızca zorlaştıracaktı” denildi.
18 Eylül’de yayımlanan yazıda, 13 Eylül’de güvenlik güçlerinin Türkiye genelindeki çeşitli eğlence mekanları, LGBTİ’li aktivistler ve savunucularının ofis ve evlerine baskınlar düzenlediği, bunun yanı sıra LGBTİ aktivistlerin sosyal medya hesapları ile internet sitelerine erişimin yasaklandığı belirtildi: “Bu operasyonlar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın LGBTQ+ bireylere yönelik yaklaşık on yıldır sürdürdüğü düşmanca politikaların son örneği. Bu uygulamalar yalnızca insan hakları açısından kınanabilir olmakla kalmıyor; HIV ve AIDS vakalarının arttığı bir ülkede bu tür adımlar salgının daha da büyümesine yol açacaktır”
Ankara, Aydın, İstanbul, İzmir ve Mersin'de gerçekleştirilen operasyonlarda 50’den fazla kişinin gözaltına alındığının bilgisinin paylaşıldığı yazıda, “Yazının kaleme alındığı sırada kesin sayı henüz netleşmemişti. Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, 162 şüpheli, dokuz dernek ve 13 işletme hakkında ‘çocukları, aile kurumunu ve kamu düzenini korumak' amacıyla soruşturma başlatıldığını belirtti ve operasyonları “Ailem Güvende” olarak adlandırdı. Hükümet, ülkede bir yıl içinde genel seçim yapılabileceğine ilişkin tartışmaların sürdüğü bir dönemde, muhafazakâr seçmene seslenmek amacıyla ayrımcı, çağdışı ve damgalayıcı bir dili yeniden kullanıyor. Avrupa'daki Uluslararası Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve İnterseks Birliği'nin (ILGA-Europe) verilerine göre gözaltına alınanlar arasında, ülkede LGBTQ+ hakları için mücadele eden en büyük örgütlerden biri olan Kaos GL'nin yanı sıra HIV alanında çalışan Pozitif Yaşam ve Pozitif-iz gibi yasal olarak kayıtlı derneklerin yönetim kurulu üyeleri ve denetçileri de bulunuyor” denildi.
“Saldırılar HIV’in giderek büyümesine katkıda bulunuyor"
Türkiye'de HIV'e ilişkin verilerin yetersiz olduğunun ifade edildiği yazının devamında, “Ülkede HIV yaygınlığının düşük olduğu varsayılsa da HIV ile yaşayan ve durumundan haberdar olmayan kişilerin yüksek oranı, salgının giderek büyümesine katkıda bulunuyor. Hükümet verilerine göre, yeni HIV bildirimleri son on yılda 4,5 kat arttı. Yeni vakaların sayısı, eksiksiz verilerin bulunduğu son yıl olan 2023'te 6 bin 329'a yükseldi” denildi.
Daha önce yine The Lancet’te yayımlanan yazılardan alıntı yapılan yazıda, “Deniz Gökengin'in belirttiği üzere, Türkiye'nin HIV tedavi programı başarılı olsa da asıl sorun HIV ile yaşayan kişilerin tespit edilmesinde yaşanıyor. Emine Yaylalı ve Zikriye Melisa Erdoğan tarafından yapılan modelleme çalışmasına göre, Türkiye'de HIV ile yaşayan kişilerin yalnızca yüzde 51'inin tanı aldığı, yüzde 43'ünün ise tedavi gördüğü tahmin ediliyor. Bu oranlar, salgının kontrol altına alınması için belirlenen UNAIDS 95-95-95 hedeflerinin oldukça gerisinde. Gökengin'in de belirttiği gibi, burada kilit gruplarla işbirliği büyük önem taşıyor” ifadelerine yer verildi.
“Türkiye insan haklarından giderek uzaklaşıyor”
Yazıda ayrıca, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, operasyonları hükümet tarafından doğum oranlarındaki düşüşe karşı başlatılan ve kısa süre önce ilan edilen “Aile ve Nüfus On Yılı” kampanyasıyla açıkça ilişkilendirdiğine yer verilerek, “Oysa ülkede eşcinsel ilişkiler yasadışı değil. Buna rağmen Erdoğan hükümetinin LGBTQ+ topluluğunu hedef alan uzun bir geçmişi bulunuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, eşcinsel bireyleri ‘sapkın' olarak nitelendirdi ve 2015'ten bu yana yetkililer İstanbul ve diğer kentlerdeki Onur Yürüyüşlerinin düzenlenmesini engelledi. Bu yıl, daha önce birçok kez Türkiye'de duraklayan bir LGBTQ+ gemi turunun ülkeye yanaşmasına izin verilmedi. Eşcinsel olmak ülkede ciddi biçimde damgalanıyor ve insanlar çoğu zaman cinsel yönelimlerini iş yaşamında gizlemek zorunda kalıyor. Türkiye, hem kendi yurttaşlarının hem de çevresindeki ülkelerde yaşayan insanların insan haklarından giderek uzaklaşıyor. Hükümetin LGBTQ+ bireylere yönelik tutumunun, ülkedeki HIV mücadelesinin son derece kötü durumda olmasında kuşkusuz önemli bir payı bulunuyor. Azınlık gruplarını hedef almak, susturmak ve onları daha fazla marjinalleştirmek, Türkiye'de HIV'in kontrol altına alınmasını yalnızca zorlaştıracaktır” diye belirtildi.
Yazıda uluslararası ülkelere uyarı yapıldı
Yazının devamında HIV’i kontrol altına alma sözü veren ülkelere çağrı yapıldı: “Yaylalı ve Erdoğan'ın tahminlerine göre Türkiye'deki HIV vakalarının yüzde 41'i erkeklerle seks yapan erkekler arasında görülürken, yüzde 38'i heteroseksüel kişilerden oluşuyor. Ancak bu iki grup birbirinden yalıtılmış değil ve salgın her iki grup arasında da büyüyor. Yeni bildirimlerdeki artış karşısında Türkiye'nin HIV programını güçlendirmesi, test ve tedavi hizmetlerine herkesin erişimini genişletmesi gerekiyor. Ancak bu hedef, ülkede kilit gruplara yönelik düşmanca tutumla bağdaşmıyor.
Türkiye, batısında Avrupa, güneyinde ve doğusunda Doğu Akdeniz, kuzeyinde ve doğusunda ise Orta Asya'nın bulunduğu Avrasya'nın kesişim noktasında yer alıyor. Bu üç bölgedeki ülkelerin HIV salgınları birbirinden farklı ve HIV'e yönelik mücadeleleri toplumsal değerler ve siyasi öncelikler tarafından şekillenen çok farklı yaklaşımlar içeriyor.
Ancak çok iyi bildiğimiz üzere, bulaşıcı hastalıklar sınır tanımıyor. Türkiye halkının sağlığı, Avrasya bölgesindeki LGBTQ+ bireylerin hakları ve HIV ile mücadele açısından, HIV'i kontrol altına almanın önemini kabul eden hükümetlerin, Türkiye hükümetine LGBTQ+ bireyleri ve HIV'den etkilenen insanları destekleyen örgütlere yönelik saldırılarını geri çekmesi yönünde nasıl baskı uygulayabilecekleri konusunda ciddi biçimde düşünmeleri gerekiyor. En azından insan haklarına ve HIV programlarına zarar veren gerici tutumların daha fazla yayılmasının önüne geçilmesi gerekiyor.”
(Evrensel)Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et