Birikimlerini fonlarda kaybeden işçi ve emekçiler anlatıyor: ‘Havadan 2 milyonu çöpe atmak ister miyim? 10 yıllık birikimimdi’
Yüksek faiz ve eriyen alım gücü nedeniyle ev-araç sahibi olmak için "Evim" şirketlerine ve fonlara yönelen Kayseri’deki işçi ve memurlar, patlak veren kriz ve gözaltılar sonrası birikimlerini kaybetme korkusuyla baş başa kaldı.
Fotoğraf: Özge Elif Kızıl/AA
Uğur Can Kaya
İsimleri “evim” ve “ev” ile biten yapılar düşük faizle ya da dosya masrafı karşılığı ev ya da araba almanın seçeneği haline geldi. Kayseri’nin her merkezi noktasında çeşitli isimlerde ofisleri bulunuyor. Kayseri’de özellikle işçilerin tercih ettiği bu yerlere başvuru yapmış, temas etmiş işçilerle konuştuk.
Kayseri’de kamu işçilerinin tercihi bu alanlar oluyor. Özellikle son iki yıldır işçiler “yatırım amaçlı” diyerek yöneliyor. Kamu işçilerinin yönelmelerinin başında “banka faizlerinin yüksekliği” karşısında, buraların şartlarının cazip gelmesi temelini oluşturuyor. “Bugün alamadığımızı yarın alamayız” yaklaşımı çok yaygın. Elbette TL’nin değer kaybı, alım gücündeki düşüklük etkili. İşçilerin çoğunluğunun tercihi haline gelmesindeki en büyük etken faiz diye bir kavramın olmaması ya da sadece dosya masrafı alıyor olmaları. Kıyas bankalarla yapılınca tercih ediliyor.
Bugünlerde buralara yönelik bir operasyonun gündeme gelmesi işçilerde tedirginliği artırıyor. Çoğu işçi “bir yerde patlayacaklardı” diye düşünüyor. Bu yerlerden ikisine kayıt olmuş, ödeme yapmış iki kamu işçisi, birer milyonluk araba almışlar.
Memur: Arabamı satıp fona koymuştum, bir evim olsun istedim
On yıllık bir memur ise birikimlerini güvenli ve kârlı olduğu için onlarda değerlendirdiğini söylüyor. “Birikim yapmaya çalışıyordum. Yaklaşık bir ev parası olmaya yaklaşmıştı. Fonlarını satıp ev almak istiyordum. İzne çıktığımda satıp ev alacaktım. Şimdi Türkiye’deki birçok kişi gibi fon mağduru oldum. Sistemin ne olacağı belli değil. Fonları satıp satamayacağım belli değil. Satarsam ne kadar param olacak belli değil. Birkaç ay önce arabamı da satıp fonlara yatırım yapmıştım. Şimdi her şey tepetaklak oldu. Niyetim bir ev almaktı. Stresim her geçen gün artıyor” şeklinde konuştu. Yaklaşık 2 milyona yakın birikiminden olduğunu söyleyen genç memur, "Aile içinde sorun yaşadım. Babam ile sürekli tartışır hale geldik. Ben de bir ev almak için çabalıyordum. Havadan 2 milyonu çöpe atmak ister miyim? 10 yıllık birikimimdi" diye konuştu.
‘Riski göze almak zorunda kaldık’
İşçilerden ilki, 27 yıllık bir işçi. Uzun yıllardır AKP’ye oy verdiğini söylüyor. Aynı zamanda Türk İş’e bağlı bir sendikanın şube yöneticisi. İşçi, “İki yıl boyunca ödeme yaptım” diyor. “İki çocuğum var. Eşime araç almak üzere girelim diye düşündük. Bin bir telaşla, endişeyle girdik. Çevremizde kuraya katılıp araç alanları görünce ‘biz de şansımızı deneyelim’ dedik” diyor.
Kamu işçisi, “Çocuklardan biri üniversiteden mezun oldu. Aldığımız araç, ilerde çocuklara yatırım oluyor diye düşünerek aldık. Yoksa böyle bir yükün altına girmek zordu. Mesela benim kendi aracım yok. Eşimin adına aldık. Ailecek gittiğimiz bir tatilimiz olmadı. İş, ev dışında bir hayatımız yok diyebilirim. Tek derdimiz çocuklara bir şeyler bırakmaktı. Riski bu yüzden göze aldık” diye konuşuyor.
‘Şimdi alamadığını yarın alamıyorsun’ mantığı ile düşündük
18 yıldır kamu işçiliği yapan başka bir işçi, “İkinci araç almak için başvurduk” diyor ve ekliyor: “Eşimde memur olarak çalışmasına rağmen bir ev bir araba almıştık. Şimdilerde faize bulaşmadan ev araba almak mümkün değil. Tercih etmek zorunda kaldık. İki maaş ile öderiz diye düşündük. Arabanın iki yıl ödemesi var hala. Tek aklımızdan geçen ‘şimdi alamadığını yarın alamıyorsun’ dedik. Sorun yaşar mıyız bilmiyoruz” diye konuştu.
Mobilya işçisi: Hayalim araba almaktı, her gün tedirginlik yaşıyorum
Mobilya fabrikasında çalışan genç bir işçi de araba almak hayaliyle kayıt olanlardan. “Normalde hiç güvenim olmayan bu kurumlara yazılmak zorunda kaldım. Çünkü baktığımızda buraya sadece yüzde 7 dosya masrafı adı altında para ödeniyor. Diğer türlü kredi çekip alayım desem çektiğim para kadar faiz ödemek durumunda kalıyorum. Bu hayatta hayali sadece araba alabilmek olan bizleri bu kurumlara mecbur bıraktılar. Son dönemde yaşanan uçup giden firmalar, gözaltılar vs. burada da olur mu diye her gün tedirginlik yaşıyorum. Bu firmaları her gün reklamlarda gördüğümüz için güvenilir olduğunu düşünüyordum. Devlet güvencesi ile diye bir sürü yerlerde reklamları bulunuyor bu firmaların. Aynı işyerinde birkaç arkadaşım daha böyle firmalara yazılmak zorunda kaldı. Benim yaşadığım tedirginliğin aynısını onlar da yaşıyor. Bu firmalar bu sistemlerle kar edebiliyorsa bu sistemi neden devlet yapmıyor da bizi bankalara veya böyle firmalara mahkûm ediyor diye hemen hemen her gün sorguluyoruz” ifadelerini kullandı.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et