Pusulanın fonu çöktü, BİST 100 yüzde 5 değer kaybetti
Pusula Portföy'ün "PRY" kodlu fonunda nakit iade taleplerini karşılayamayarak temerrüde düşmesi ve fonun TEFAS'ta alımlara kapatılması, piyasada sert düşüşe yol açtı.
Fotoğraf: Arturo Añez/Unsplash
Borsa İstanbul'da BİST 100 endeksi, belirli aracı kurumlar ve portföy yönetim şirketleri ekseninde patlak veren likidite krizinin genele yayılmasıyla yüzde 5'in üzerinde değer kaybederek güne sert bir düşüşle başladı. Pusula Portföy'ün Para Piyasası Fonu'nda (PPF) temerrüde düşmesi, Katılımevim hisselerindeki sert dalgalanmalar ve Tera Yatırım üzerinden gerçekleştirilen işlemler BİST 100 endeksinde büyük düşüşlere sebep oldu. Finans kulislerine yansıyan detaylara göre; geçmişte kapalı devre kurulan fonlardaki sığ hisselerin suni olarak şişirilip ardından halka açılmasıyla büyüyen sistem, uluslararası endeks şirketlerinin (MSCI) uyarıları sonrası Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) getirdiği kısıtlamalarla çöktü. Güvenli liman olarak bilinen para piyasası fonlarının, yüksek riskli hisse senedi fonlarını finanse etmek için kullanıldığının ortaya çıkması piyasadaki paniği artırırken, Oluşması muhtemel milyarlarca liralık zararın kamu bankaları üzerinden yurttaşlara fatura edilme riski bulunuyor.
Fon alıma kapatıldı ve Pusula Portföy temerrüde düştü
Piyasalardaki satış dalgasının ana tetikleyicisi, Pusula Portföy'ün yönettiği "PRY" kodlu Para Piyasası Fonu'nda (PPF) yaşanan likidite krizi oldu. Yatırımcıların yoğun çıkış talepleriyle karşılaşan fon, Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu'nda (TEFAS) yeni alım işlemlerine kapatılarak sadece satışa açık statüye getirildi. Yoğun nakit talebini karşılayamayan Pusula Portföy, Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) yaptığı açıklamada, kurucusu oldukları bazı yatırım fonlarının katılma payı iade ödemelerinde temerrüt durumunun oluştuğunu resmi olarak duyurdu. Şirket, fonlar hesabına işlem yapılan aracı kurumlarla mutabakat ve likidite yönetim sürecinin devam ettiğini bildirse de fon yatırımcılarının nakde dönememesi piyasadaki panik havasını başlattı. Para piyasası fonundaki geri çekilme, hisse senedi piyasasına Katılımevim tahtası üzerinden yansıdı. Pusula Portföy tarafından yönetilen fonların Katılımevim'deki toplam payının yüzde 33 seviyelerine kadar ulaşmış olması, fonlardaki likidite ihtiyacının hisse senedi piyasasında yüklü satışlara dönüşmesine neden oldu.
Kredili işlemler patladı, BİST 100 genelinde satışlar hızlandı
Süreç, Tera Grubu'nun Pusula Holding'i devralma görüşmeleriyle aynı döneme denk gelirken, Tera Yatırım konuya ilişkin resmi bir açıklama yayımladı. Açıklamada, devre konu payların mülkiyeti ile yönetsel hakların henüz Tera Grubu'na geçmediği vurgulanarak, söz konusu fonların likidite yönetiminin ve katılma payı alım-satım süreçlerinin şu aşamada Tera'nın sorumluluğunda olmadığı belirtildi. Pusula Portföy'ün fon iadelerini yapamaması ve kilitlenen tahtalar nedeniyle nakde ulaşamayan yatırımcılar ise aracı kurumlardan gelen teminat tamamlama çağrılarıyla karşı karşıya kaldı. Kredili pozisyon taşıyan birçok yatırımcı, teminat açıklarını acilen kapatabilmek için ellerindeki bankacılık ve sanayi hisselerinde satışa geçti. Tek bir fon grubunda başlayan bu nakit sıkışıklığı, piyasanın genelindeki hacimsizlik ve derinlik eksikliğiyle birleştiğinde BİST 100 endeksini aşağı çeken bir zincirleme reaksiyona dönüştü.
Vurgunun arka planı: Fiktif kârlarla şişirilen fonlar halka açıldı
Aracı kurumlar tarafından başlangıçta sadece sınırlı sayıdaki kendi yatırımcılarına yönelik kurulan kapalı hisse senedi fonları, borsanın sığ hisselerinde kendi aralarında yapılan işlemlerle suni olarak şişirildi. Nominal değeri düşük hisselerin fiyatlarının kısa sürede astronomik oranlarda artırılmasıyla, fonların değeri kâğıt üzerinde katlandı. Ardından, SPK onayıyla TEFAS üzerinden halka açılan bu fonlar, yüksek getiri vaatleriyle geniş halk kesimlerine pazarlandı.
Pusula Portföy'ün bünyesindeki Katılımevim hisselerinde 2025 yılı sonundan Ağustos sonuna kadar yaşanan yüzde 1100'lük olağandışı artış ve sonrasında yaşanan yüzde 60'lık çöküş, bu suni fiyatlamanın en belirgin örneği olarak öne çıkıyor.
Yabancı sermaye uyarısı ve SPK müdahalesi çöküşü tetikledi
Uluslararası endeks sağlayıcısı MSCI, Borsa İstanbul'daki bazı şirketlerin değerlerinin suni olarak şişirildiği ve halka açıklık oranlarında problemler bulunduğu uyarısını yaparak, Türkiye'nin gelişmekte olan piyasalar statüsünden çıkarılabileceğini bildirdi. Yabancı sermaye çıkışını engellemek amacıyla SPK, ağustos ayının sonunda fonların portföylerinde bulundurabilecekleri hisse miktarlarına ve oranlarına yönelik kısıtlamalar getirdi. Bu yasal düzenleme, piyasada mecburi bir satış baskısı yaratarak hayali fiyatlamalar üzerine kurulan sistemin çöküşünü hızlandırdı.
Para piyasası fonlarında repo oyunu
Sistemin temerrüde düşmesine ve yatırımcıların mağdur olmasına neden olan asıl usulsüzlüğün ise para piyasası fonlarının (PPF) kullanımıyla ortaya çıkmakta. “Mevduata alternatif”, “risksiz” ve “güvenli yatırım aracı” olarak bankalar üzerinden geniş kitlelere pazarlanan para piyasası fonlarındaki milyarlarca liralık birikim, fon yöneticileri tarafından riskli işlemlerde kullanıldı. SPK düzenlemesi sonrasında hisse senedi fonlarından para çekmek isteyen yatırımcıların taleplerini karşılamak için nakit sıkışıklığına düşen şirketler, ellerindeki şişirilmiş hisse senetlerini para piyasası fonlarına teminat olarak verip (ters repo) karşılığında bu fonlardaki vatandaşın nakit parasını aldı. Borsadaki hisselerin değer kaybedip taban fiyatlara inmesiyle birlikte, para piyasası fonları elindeki satılamayan hisselerle baş başa kalarak kilitlendi. Bu döngü, borsayla ilgisi dahi olmayan ve sadece parasını güvende tutmak isteyen on binlerce yatırımcının birikimlerine ulaşamamasına yol açtı.
Fatura kamuya ve vatandaşa kesilebilir
Katılım Evim gibi tasarruf finansman şirketlerinde ev ve araç sahibi olmak için para biriktiren yurttaşların birikiminin, fon piyasalarındaki bu işlemlerde kullanılmış olması onbinlerce yurttaşı tehlikeye itiyor. Geçmiş dönemlerde büyük şokların yaşandığı dönemlerde olduğu gibi, sürecin sonunda piyasayı rahatlatmak amacıyla değeri düşen fonların ve hisselerin kamu bankalarınca alınması ihtimali ortada duruyor. Böylesi bir kurtarma operasyonunda oluşacak on milyarlarca liralık zararın "görev zararı" adı altında kamu bilançosuna ekleneceğini ve faturanın yine yurttaşa kesilmesi riski bulunuyor.
(Ekonomi Servisi)Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et