Arif Ahmet Denizolgun'un doktoru gözaltına alındı
Süleymancılar cemaatinin eski lideri ve eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında Denizolgun'un doktoru olduğu iddia edilen Nurettin Demirkol, 'yalan tanıklık' suçundan gözaltına alındı.
Süleymancılar cemaatinin eski lideri ve eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 2016 senesindeki ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında Denizolgun'un doktoru olduğu iddia edilen Nurettin Demirkol 'Yalan tanıklık' suçundan gözaltına alındı.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında Denizolgun'un doktoru olduğu iddia edilen Nurettin Demirkol 'Yalan tanıklık' suçundan gözaltına alındı. Daha önce tanık sıfatıyla ifade veren Demirkol'un, emniyetteki işlemlerinin ardından, yarın adliyeye sevk edileceği öğrenildi.
İfadesi ortaya çıktı
Nurettin Demirkol'un 26 Ağustos'ta savcılıkta 'tanık' sıfatıyla verdiği ifade ortaya çıktı.
Nurettin Demirkol ifadesinde, "Arif Ahmet Denizolgun'u birkaç kez muayene etmem sebebiyle tanırım. Benim Denizolgun'un özel doktoru olduğuma dair iddialar doğru değildir. Sadece hastaneye geldiğinde birkaç kez kendisini muayene ettim. Benim bildiğim sadece hipertansiyonu vardı. Başka hiçbir rahatsızlığı yoktu. Olay günü hariç çiftliğe hiç gitmemiştim. Hatta çiftliği olduğundan dahi haberim yoktu. Olayın üstünden çok zaman geçtiği için beni kimin aradığını hatırlamıyorum. Saati tam hatırlamamakla birlikte hava kararmıştı, geceydi. Beni aradıklarında ne söylediklerini tam olarak hatırlamıyorum. Tek başıma çiftliğe gittim. Muhtemelen bana konum yollamışlardır. Gittiğimde Denizolgun çekyatta yarı yatar gibi şekildeydi. Gittiğimde Denizolgun'da ölü katılığı başlamıştı. Darp edilmesine ilişkin bir morluk ve vücudunda herhangi bir çizik görmedim. Yüzünde ve vücudunun hiçbir yerinde kan görmedim. Olay günü ölüm nedeniyle mideden gelen koyu renkli sıvıyı kan olarak değerlendirmiş olabilirim. Ben Adli Tıp uzmanı değilim. Olay günü bize verilen evrakı olduğu şekliyle imzaladım. Tutanaklara yanlış geçmiş olabilir. Maktulün yüzünde kesinlikle kan yoktu. Vücudunun ön bölgesinde ölü morlukları vardı. Ben gittiğimde maktul koltukta oturur vaziyetteydi. Polisler geldiğinde de aynı yerdeydi. Daha sonra polisler maktulü yere indirdi. Ben olay yerine gittiğimde sadece şahsın vefat ettiğini söyledim. Şüpheli gibi bir değerlendirme yapmadım" dedi.
“O gün ölüm sebebiyle mideden gelen sıvıyı kan olarak yorumlamış olabilirim”
Demirkol, "Ben olay yerine gittiğim saati tam olarak hatırlamıyorum. Ancak gittikten yaklaşık 1 saat sonra polis ekipleri olay yerine geldiler. Daha sonra sabaha yakın olay yerine gelen savcı, Denizolgun'un Bakırköy'de bulunan Adli Tıp Kurumuna gönderileceğini söyledi. Ben olay günü çiftliğin içindeyken savcıya ifade verdim. Ancak ağzında kan geldiğini söylediğim kısımdan emin değilim. Belki o gün ölüm sebebiyle mideden gelen sıvıyı kan olarak yorumlamış olabilirim. Ben cemaatin içerisinde olan hiçbir şeyi bilmiyorum. Alihan Kuriş'in liderliğini ilan edip etmediğini bilmiyorum. Maktule ait cenaze polisler tarafından götürüldü. Benim bildiğim kadarıyla cenaze Hisar Hastanesine getirilmedi. Ben olay günü cenazenin çiftlikten çıkarılarak Adli Tıp Kurumu'na götürüldüğünü biliyorum. Polislerin benim gitmem gerektiğini söylemesi üzerine ben de şu an hatırlamadığım bir araçla Adli Tıp Kurumu'na gittim. Öncesinde kesinlikle hastaneye götürülmedi. Olayın saati itibariyle uykusuz ve yorgundum. Maktul ile özel hasta doktor ilişkim yoktur" dedi.
(DHA)Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et