Bölgesel asgari ücret fiilen devrede: ‘Yaşamıyoruz, kısarak ömrümüzü bitiriyoruz’
İktidar ve sermaye çevrelerinin krizin faturasını işçi ve emekçilere yıkmak için gündeme getirdiği bölgesel asgari ücret bölge kentlerinde çoktan fiili olarak uygulanıyor.
Elif Ekin Saltık
[email protected]
İktidar ve sermaye çevreleri tarafından dillendirilen bölgesel asgari ücret tartışmaları, krizin faturasını işçi ve emekçilerin sırtına yıkmanın yeni bir formülü olarak gündeme taşınıyor. Sermayenin maliyetleri kesmenin en kestirme yolu olarak gördüğü işçi ücretlerini en asgariye çekme hedefi bu tartışmalarla paralellik gösterirken, bölgeyi ucuz emek cennetine çevirmeyi amaçlayan bu yaklaşım, en çok da kadınları ve çocukları sömürü çarkının içine çekmeyi hedefliyor.
Bölge illerinde, özellikle de Diyarbakır, Batman, Mardin, Urfa gibi kentlerde işçiler aslında bölgesel asgari ücretin fiili olarak zaten uygulandığını dile getiriyor. Giderek ağırlaşan çalışma koşulları, kayıt dışı, güvencesiz çalışma ve düşük ücret kıskacındaki işçiler, bölgede yaşamanın ucuz olduğu yönündeki iddiaların da gerçeği yansıtmadığını vurguluyor.
Urfa’da bir güzellik merkezinde çalışan, ismini Zeynep olarak değiştirdiğimiz 21 yaşındaki genç bir kadın, bu alandaki sömürüyü tüm açıklığıyla gözler önüne seriyor. Bekar olan ve altı kişilik ailesiyle birlikte yaşayan Zeynep, çalışma koşullarını şu sözlerle anlatıyor: “Sabah 09.30-10.00 arası işe başlıyorum, akşam 18.00 gibi bırakıyorum. Ancak bazen yoğunluğa göre değişiyor, çok yoğun olunca bir saat daha geç çıkıyorum. Daha geç çıkınca ücretim biraz daha fazla oluyor. Ne kadar ücret aldığım ise değişiyor, çünkü güzellik salonunda müşteri üzerine çalışıyorum. Bazen günlük 1000 lirayı buluyor, bazen daha az. Ancak aya vurduğumuzda aldığım ücret asgari ücretin altında kalıyor.”
Sigorta yapılmadığını belirten Zeynep, “Sigortam yok. bu sektöre biraz iş öğrenmek için girdim. Herhangi bir eğitim almadan işe girdim ama şu an her türlü şeyi biliyorum diyebilirim” diyor.
‘Bölgede hayat ucuz algısı yanılgı, kiralar 15 bin lira’
İktidarın ve sermayenin büyük şehirlere göre bölge illerini yaşamı daha ucuz göstererek düşük ücret dayatmasını eleştiren Zeynep, Urfa’daki gerçek yaşam maliyetlerine dikkat çekiyor: “Eğer tek kişiysen asgari ücretle geçinebilirsin bir ihtimal ama kalabalık aileysen geçinmek asla mümkün değil. Evimiz kendimize ait. Evde 6 kişiyiz, babam, kardeşlerim çalışıyor, öyle geçiniyoruz. Ben de aldığım ücretin lazım olan kısmını kendime ayırıp, geri kalanını onlara veriyorum. Ailede nüfus çok olunca insanın üstüne de çok sorumluluk yükleniyor. Anne babalar sürekli ‘Hepsini halledeyim, eksik kalmasın, çocukların gözü kalmasın’ diye uğraşıyor. Buralarda hayat sanki çok ucuzmuş gibi gösteriliyor ama kesinlikle öyle değil. O evlerde nasıl yaşandığı, nasıl emekler verildiği hiç göz önüne gelmiyor. Sadece dışarıdan uygun gösteriliyor. Urfa gibi bir yerde asgari ücret inanın çok az. Düşünsenize, burada kira en düşük 15 bin lira. Size tutup bölgesel asgari ücretle 18-20 bin lira verirlerse nasıl yaşayacaksınız? 15 bin lira kiraya gittikten sonra, elektrik, su, yeme içme, gıda, pazar derken ortada hiçbir şey kalmıyor.”
‘Sosyal hayatımız yok, kısarak ömür bitiriyoruz’
Düşük ücretlerin insanları sadece hayatta kalmaya zorladığını, her türlü sosyal ve kültürel yaşamdan kopardığını ifade eden Zeynep, bölge halkının yaşantısına dair şu çarpıcı ifadeleri kullanıyor: “Bu maaşlar sana ‘Hiçbir lüks yapma’ diyor. ‘Bir sigara içme, bir sinemaya gitme, misafirliğe gitme, evine misafir gelmesin, hiçbir hayatın olmasın’ diyor. Sonuçta bunların hepsi masraf. Biz misafirperver insanlarız, evimizde her daim misafir vardır ve misafirliğe de eli boş gidilmez. Zaten burada başka sosyal yaşam alanı yok. Sürekli kısıyoruz. ‘Yok tatile gitmeyelim, yok buraya gitmeyelim’ diyerek her şeyden, her türlü giderimizden sürekli kısıyoruz. Sonra bir bakıyoruz ki ömür bitmiş gitmiş. Yaşayarak değil, kısarak ilerliyoruz. Bütün bu ortamda da kimseye ‘Yoktur, yetmiyor’ diyemiyorsun, içine atıp yaşamaya devam ediyorsun. Kimse burada dört dörtlük bir hayat yaşamıyor.”
Zeynep son olarak bu gidişatın değişmesinin ancak ortak bir ses çıkarmakla mümkün olabileceğini belirterek, “21 yaşındayım, bu zamana kadar hep böyle gördüm. Belki insanların ortaklaşması, emek vermesi, çaba göstermesi ve hep birlikte ses çıkarmasıyla bir şeyler değişebilir. Tek bir insanla olmuyor, birçok insanın yapması lazım. Ancak Urfa gibi bir yerde bu da pek kolay olmuyor” diyor.
Diyarbakır’da üniversite mezunu bir kadının isyanı: Bir insan sadece kira vermek için çalışıyor
Bölgesel asgari ücretin yarattığı fiili sömürü sadece Urfa’da değil, Diyarbakır’da da işçilerin karşısına en ağır şekliyle çıkıyor. Diyarbakır’da yaşayan üniversite mezunu genç bir kadın ise eğitimli olmasına rağmen karşılaştığı sefalet ücretlerini ve iş bulma sürecindeki çaresizliği şu sözlerle özetliyor: “Diyarbakır’da iş bulmak gerçekten çok zor. Üniversite mezunu olsam bile bana verecekleri para en fazla 20 bin lirayla sınırlı kalıyor. Örneğin rehabilitasyon merkezlerinde çalışmak istesem, teklif edilen rakam 14 bin lira. Bölgesel asgari ücreti uygulamaya kalksalar durum ne olur düşünemiyorum, çünkü buralarda zaten fiili olarak verilen ücret, asgari ücretin çok çok altında. Bunu bir de yasal olarak bölgesel uyguladıklarında ücretler daha da diplere inecek. Dışarıdan bakıldığında bölgede kiralar uygun gibi görünse de Diyarbakır’da kiralar en az 20 bin liradan başlıyor. Yani bir insan sadece kira parasını çıkarabilmek için çalışıyor. Bölgede yaşamın ucuz olduğu insanlar arasında gerçekten çok büyük bir yanılgı. Diyarbakır’da yaşam aşırı pahalılaştı. Artan kiraları karşılamak, faturaları ödeyebilmek ve sadece ‘sağlıklı beslenme’ ihtiyacını karşılayabilmek için bir evde en az 3 kişinin çalışması şart hale geldi.”
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et