Faşizmin inşasında Trump’ın gözü kulağı: Palantir
Bugün ICE’ın operasyonel hazırlığı, Palantir’in sağladığı kitlesel fişleme ile yapılıyor. Faşist rejimler için kullanılan Big Brother alegorisini düşünürsek Palantir, faşizmin gözü kulağı görevini görüyor.
Hasan Mert
ODTÜ
Geçtiğimiz ay Ankara’da gerçekleşen NATO Zirvesi sırasında öne çıkan gündemlerden birisi savaş teknolojileri oldu. Bu alanda en gözde firma da Amerikan asıllı Palantir’di. Palantir,kitlesel gözetim ve operasyonel planlama gibi kilit askeri ve istihbarat görevleri için yapay zekâ entegrasyonu sunmasıyla biliniyor. NATO, kendi yapay zekâ savaş sistemi için bu Mart’ta Palantir ile anlaşmıştı. Zirvede ise bu sistemin geliştirilmesine birçok ülkenin “yerli” firmalarının da dahil olmasına dair anlaşmalar imzalandı. Şu an için ASELSAN, ROKETSAN, STM ve TÜBİTAK kurumlarının Palantir ile aynı projede çalışacağı kesin durumda.
Nedir bu Palantir?
Palantir, Silikon Vadisi’nde CIA’in ebeliği ile dünyaya gelen özel bir şirket. O dönemler şirketin vizyonu, bireyler hakkında farklı kurumlarda ve internet mecralarında dağınık halde bulunan bilgileri bir araya getirerek her bir vatandaşın “profilini” çıkartmaktı. Bunu “fişlemek” gibi düşünebiliriz. Yalnızca bu fişleme işlemi hedefli değil kitlesel bir biçimde gerçekleştiriliyor. Bu kulağa nasıl geliyor? Kulağa nasıl geldiği bir yana, gerçeğe yansıması epey bir korkunç. Şirket hakkında ilk skandallar, ICE ile iş birliği üzerinden 2018-2019 senelerinde ortaya çıkıyor. Biz ICE’ı Trump hükümetinin bir yıldır devam eden operasyonlar için kullandığı bir çeşit gizli polis kuvveti olarak biliyoruz. İşte bu gizli polis kuvvetinin operasyonel hazırlığı, Palantir’in sağladığı kitlesel fişleme ile yapılıyor. Faşist rejimler için kullanılan Big Brother alegorisini düşünürsek Palantir, faşizmin gözü kulağı görevini görüyor.
Şirketin ABD’deki “başarısının” dikkatleri çekmesiyle birçok ülke benzer görevler için şirketle anlaşmaya başlıyor. Bunların içinde en göze çarpanı ise İsrail. İsrail, Palantir ile anlaşırken sadece toplu bir veritabanı hedeflemiyor. Ablukaya aldığı Gazze ve Batı Şeria bölgelerinde tam teşekküllü bir gözetim sistemi kurmak istiyor. Her sokağın, her insanın, her vakitte kameralarla izlendiği ve bir yapay zekanın bu verileri saniyesi saniyesinde kontrol ettiği bir sistem kuruyor. Palantir’in İsrail’de uzmanlaştığı bu sistem, şu an “flock kameralar” ile beraber ABD’ye de taşınıyor. Bunların yanında yapay zekanın savaşlar sırasında kullanımına dair çalışmalar ve anlaşmalar sürüyor. Örneğin ABD’nin İran'a ilk saldırısı sırasında Palantir'in Maven adlı yapay zekâsı, binden fazla “stratejik” hedefi belirlemek ve koordineli saldırılar gerçekleştirmek için kullanılıyor. Savaşın ilk günü bir kız okulunun bombalanması ve 120’si öğrenci 156 sivilin tek bir saldırıda katledilmesinin arkasında da bu sistem yatıyor.
NATO neyi hedefliyor?
Peki NATO’nun böyle bir firma ile anlaşması, üzerine bu firmanın geliştirdiği sistem için üye ülkelerde bulunan diğer firmaları seferber etmesi ne anlama geliyor? İran'da kız okulunun bombalanmasına yol açan bu sistemi NATO çapında entegre etmek ve geliştirmek isteniyor.
Bu, şu anlama geliyor: ABD’de Trump’ın faşist rejiminin inşasının en büyük destekçilerinden olan bir şirket, NATO üyesi tüm ülkelerin askeri ve stratejik bilgilerine sahip olacak. Bu bilgi ile ülkelerin askeri ve stratejik güçleri, tamamen ABD’nin güdümünde koordineli bir şekilde mobilize edilebilecek. Yani ABD’nin NATO’da kurduğu politik, ekonomik ve askeri tahakkümün üzerine teknik yeni bir boyut daha ekleniyor.
Şimdilik NATO’da yapay zekâ entegrasyonuna dair tablo bu. Fakat Genç Hayat’ta ve birçok başka mecrada çeşit çeşit yazılarla ifade edilen faşizmin küresel yükselişi ile birliktedüşünürsek, gelecekte NATO’nun da ABD ve İsrail gibi yapay zekayı bir kitlesel gözetim aracı olarak kullanması şaşırtıcı olmayacaktır. Neticede Palantir faşizmin karşısında bir kurum değil. Şirket kurucularından Peter Thiel’in “Özgürlük ve demokrasi uyumlu değil.” gibi sözleri bunu kanıtlar nitelikte. Ya da Palantir’in Birleşik Krallık CEO’sunun, Britanya Faşistler Birliği kurucusu Oswald Mosley’in torunu olduğu.
Suçlu yapay zekâ mı?
Bu yazıya yakışabilecek birçok son var. Mesela dünyanın sonunun geldiğine dair serzenişlerde bulunulabilir. Veya yapay zekanın aslında şeytanın yeryüzündeki gölgesi olduğunu tartışabiliriz. Fakat bu tartışmalar gerçeklikle çok da tutarlı değil. Gerçek şu ki; yapay zekâ, insanlığın teknolojik gelişimindeki adımlardan sadece birisi. Kesinlikle büyük bir adım, hatta en büyük adımlardan olduğu bile iddia edilebilir. Yalnızca unutmamak gerekir ki teknoloji, insanın kullanımı ile somut karşılığını bulur.
Yazıyı bitirirken düşündüğüm tek şey şu: Yapay zekanın savaş ve kontrol için kullanımına ayrılan kaynaklarla başka neler yapabilirdik? Kaç ülkenin ekonomisi en optimal ve insancıl olacak biçimde planlanabilirdi? İklim krizi tepemize çökmüşken doğaya verdiğimiz zararı minimize etmek için nasıl kullanılabilirdi? Yapay zekanın bilimsel gelişme adına kullanılması insanlık olarak bizi ne kadar ileri götürürdü? İnsanların profilini, baskılamak adına değil de sağlık ve sosyal güvenlik gibi hizmetleri en iyi biçimde sunmak için çıkaramaz mıydık?
Öyle görünüyor ki, kapitalizmi yerle bir edip kendimizi kurtardığımız vakit yapay zekayı da kapitalizmin çelişkilerine hizmet eden konumundan kurtarıp insanlık adına gerçekpotansiyelini gerçekleştirebileceğimiz bir hale getirebileceğiz.
(Genç Hayat)
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et