Enflasyon ve düşük ücret kıskacında yazı geçirmek
Ankara’nın Batıkent semtinde farklı meslek gruplarından yurttaşlarla yüksek enflasyon ve düşen alım gücü, zam yapılmayan ve enflasyon karşısında eriyen ücretleri konuştuk.
Fotoğraf: ANKA
İrem Hazal Kelleci
[email protected]
Ankara- Batıkent'te farklı meslek gruplarından yurttaşlarla yüksek enflasyon ve düşen alım gücü, zam yapılmayan ve enflasyon karşısında eriyen ücretleri konuştuk.
Bu ücretlerle sağlıklı beslenmek mümkün mü?
Yurttaşların büyük çoğunluğu gıda fiyatlarındaki artışın durmadığı ve kaliteli beslenmenin imkânsız hale geldiği görüşünde birleşiyor:
Ezgi (Muhasebeci) fiyatlarda bir ucuzlama olmadığını, aksine her hafta yeni zamlarla karşılaştıklarını belirtiyor.
Gülcan (Muhasebeci) sebze ve meyvede gözle görülür bir ucuzlamanın söz konusu olmadığını, mevcut gelir düzeyiyle insanların dengeli ve sağlıklı beslenmesinin mümkün olmadığını ifade ediyor.
Yeşim (Odyolog) pazara uzun zamandır gitmediğini, marketlerdeki fiyat skalasında bir düşüş gözlemlemediğini söylüyor. Ürünlerin çoğunun diri göründüğünü ancak bazı yeşilliklerde solma, meyvelerde sineklenme olduğunu ekliyor. Ürün ulaşılabilirliğinde sorun olmasa da satın aldığı miktar ve çeşitliliğin azaldığını vurguluyor.
Atilla (Emekli) geçtiğimiz yıllardaki kuraklık ve don olaylarının bu baharda yaşanmaması nedeniyle sadece birkaç meyveye ulaşımın kolaylaştığını dile getiriyor. Ancak diğer sebze ve meyvelerin aşırı pahalı olduğunu; düşük ücretler nedeniyle gıdaya erişmekte zorlandığını belirtiyor. Ayrıca tarımdaki denetimsizlik ve aşırı ilaç kullanımı nedeniyle sağlıklı ürün tüketildiğine inanmadığını, ihraç ürünlerinde çıkan yüksek tarım ilacı kalıntılarının da bunu kanıtladığını savunuyor.
Cemile (Öğretmen) bazı istisnalar dışında ucuzluktan söz edilemeyeceğini, kaliteli ve besin değeri yüksek gıdaya ulaşmanın pahalı olduğunu aktarıyor. Et, süt, yumurta ve kuruyemiş gibi gıdaların pahalılığı nedeniyle insanların mecburen karbonhidrat ağırlıklı beslendiğini, bunun da obezite ve diyabet gibi sağlık sorunlarını tetiklediğini vurguluyor.
Yasemin (Ev Hanımı) fiyatlarda az da olsa bir değişim görse de gıdaları çok sağlıklı bulmadığını, gıda güvenliğiyle ilgili her gün karşılaştığı haberlerin kafasında soru işaretleri yarattığını söylüyor. Bolluk olmasına rağmen fiyatların belirleyici bir engel oluşturduğunu kaydediyor.
Tatil yapabiliyor muyuz, yeterince dinlenebiliyor muyuz?
Artan maliyetler ve çalışma temposu, tatil yapmayı ve dinlenmeyi geniş kesimler için bir lükse dönüştürmüş durumda.
Ezgi (Muhasebeci) ekonomik koşullar nedeniyle tatile gidemediklerini net bir şekilde dile getiriyor.
Gülcan (Muhasebeci) tatil planının bulunmadığını, aksine çok yoğun bir tempoda çalıştığı için yeterince dinlenemediğini söylüyor.
Yeşim (Odyolog) aktif çalışma hayatı içinde yeterince dinlenemediğini belirten Yeşim, tüm bir yılın sonunda yalnızca 7 günlük bir deniz tatili ve 5 günlük bir dinlenme molası verebildiğini ifade ediyor.
Atilla (Emekli) yerli turiste uygulanan fahiş fiyatlar nedeniyle herhangi bir tatil planı yapamadığını açıklıyor.
Cemile (Öğretmen) tatil planlarının bulunmadığını ve yeterince dinlenemediğini aktarıyor.
Yasemin (Ev Hanımı) tatil yapma isteği ve planı olsa da zorlu mali durumlar nedeniyle yeterli dinlenmeyi sağlayamadıklarını; enflasyon etkisiyle planlarında sürekli değişiklik yapmak zorunda kaldıklarını belirtiyor.
Ücretler yeterli mi, ara zam ve enflasyon için ne yapmalı?
Konuştuğımuz yurttaşların tamamı mevcut ücretlerin alım gücünü korumada yetersiz kaldığı ve alım gücünü eritmeyecek çözümler üretilmesi gerektiği konusunda hemfikir:
Ezgi (Muhasebeci) ara zam ihtiyacına dikkat çekerek en düşük emekli maaşının en az 30.000 TL olması gerektiğini vurguluyor.
Gülcan (Muhasebeci) maaşlar belirlenirken açıklanan resmi verilerin değil, gerçek enflasyon oranlarının dikkate alınması gerektiğini savunuyor. Yaşama maliyetinin yüksekliği karşısında ara zammın şart olduğunu; piyasa koşullarına göre asgari ücretin en az 50.000 TL seviyesine çekilmesini ve emekli maaşlarının da asgari ücretle eşitlenmesi gerektiğini belirtiyor. Şahsen emeklilere farklı bir ücret belirlenmesini mantık dışı bulan Gülcan, hükümetin enflasyonu kontrol altına alması gerektiğini, aksi takdirde yapılan zamların piyasadaki fiyat artışlarıyla anında eridiğini ifade ediyor.
Yeşim (Odyolog) aldığı ücretin yalnızca barınma ve beslenme gibi temel ihtiyaçları karşılamaya yettiğini, refah bir yaşam veya kültür-sanat etkinlikleri (tiyatro, konser vb.) için bütçe ayıramadığını söylüyor. Memur zamlarının yetersiz kaldığını ve sürekli artan fiyatlar karşısında alım gücünün ciddi şekilde düştüğünü vurguluyor.
Atilla (Emekli), enflasyonun düşürülmemesini eleştirerek ücretlere en az %50 zam yapılması gerektiğini savunuyor. Fırsatçılık ve denetimsizlik nedeniyle tek başına zammın da yeterli olmayacağını, alım gücünü koruyacak kararlı ekonomik ve siyasi adımların atılması gerektiğini ekliyor.
Cemile (Öğretmen) yüksek enflasyon ve düşük alım gücü karşısında mevcut ücretlerin tamamen yetersiz kaldığını ve ara zammın kaçınılmaz olduğunu belirtiyor.
Yasemin (Ev Hanımı) açıklanan enflasyon rakamlarının gerçeği yansıtmadığını düşündüğünü ifade ediyor. Ara zamma ihtiyaç olduğunu ancak zam haberinin hemen ardından gelen fiyat artışları nedeniyle bu iyileştirmelerin eridiğini dile getiriyor. Başka bir geliri olmayan emeklilerin 23.000 TL ile geçinmesinin imkânsız olduğuna dikkat çeken Yasemin; devletin maaş artışları yaparken özel sektörün bunu fiyatlara yansıtmasını engelleyecek ve devletin emisyon politikalarıyla uyumlu olacak adımlar atması gerektiğini savunuyor.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et