21.08.2026 18:20

Hekimlerden 'tazminat' açıklaması: Yapısal sorunlar hekimin bireysel sorumluluğuna indirgenemez

Milyon dolarlık ceza davalarıyla karşı karşıya kalan hekimler için TTB ve İTO'dan ortak uyarı geldi: "Sistemik sorunların faturası hekime kesilemez; bu yük defansif tıbbı tetikler, ileride bakacak doktor bulunamaz."

Hekimlerden "tazminat" açıklaması: Yapısal sorunlar hekimin bireysel sorumluluğuna indirgenemez

Ekran görüntüsü: ANKA

Türk Tabipleri Birliği ve İstanbul Tabip Odası son dönemde hekimlere karşı açılan ve çok yüksek tutarlara ulaşan tazminat davaları ile ceza yargılamalarıyla ilgili açıklama yaptı. Tedavi sürecinde bazı komplikasyonlarla karşılaşmanın kaçınılmaz olduğunun anımsatıldığı açıklamada, “Eksik personel, artan iş yükü, yoğun emek gerektiren çalışma biçimi, yetersiz muayene ve değerlendirme süreleri, yoğun nöbet yükü, sağlık kuruluşlarının organizasyon eksiklikleri, tıbbi cihaz ve altyapı sorunları, sevk zincirindeki aksaklıklar ve sağlık hizmetinin örgütlenme biçiminden kaynaklanan yapısal sorunların sonuçları yalnızca hekimin bireysel sorumluluğuna indirgenemez" denildi.

İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Talat Kırış, Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konsey Başkanı Dr. Pınar Saip, İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Nadir Kalfazade ve İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Fikret Aydın'ın katıldığı basın toplantısında açıklamayı İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Irmak Saraç okudu.

İstanbul Tabip Odası'nda yapılan "Hekimleri Ağır Tazminat ve Ceza Tehdidi Altında Bırakan Sağlık Sistemi Sürdürülemez" başlıklı açıklamada, son dönemde hekimlere karşı açılan ve çok yüksek tutarlara ulaşan tazminat davaları ile ceza yargılamalarının, münferit uyuşmazlık olmaktan çıktığı; sağlık hizmetinin geleceğini, hekimlerin mesleki bağımsızlığını, hasta güvenliğini ve toplumun nitelikli sağlık hizmetine erişimini tehdit eden yapısal bir sorun haline geldiği savunuldu.

Açıklamada, son olarak, İstanbul’da özel bir sağlık kuruluşunda görev yapan bir çocuk hekimine karşı 50 milyon ABD doları tutarında tazminat talebiyle dava açıldığının kamuoyuna yansıdığı belirtilerek, “Daha önce bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı hakkında yaklaşık 78 milyon TL, bir kulak burun boğaz uzmanı hakkında ise 109 milyon TL tutarında tazminat kararlarının gündeme gelmesi; ayrıca hekimler hakkında ceza davaları, hapis cezaları ve gözaltı işlemlerinin uygulanması, mevcut sistemin hekimler bakımından öngörülemez ve ağır sonuçlar doğurduğunu göstermektedir” denildi.

“Ceza sistemi sağlık hizmetinin bütününü tehdit etmektedir”

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Türk Tabipleri Birliği ve İstanbul Tabip Odası olarak yıllardır uyarıyoruz: Hekimleri ekonomik ve hukuki açıdan yıkıma uğratabilecek bir tazminat ve ceza sistemi, yalnızca hekimleri değil, sağlık hizmetinin bütününü tehdit etmektedir. Böyle bir ortam, sağlık hizmeti sunumunda defansif tıp uygulamalarını artırmakta; hekimlerin riskli vakalara müdahale etmekten kaçınmasına, yüksek riskli uzmanlık alanlarının tercih edilmemesine ve sonuçta toplumun nitelikli sağlık hizmetine erişiminin zayıflamasına yol açmaktadır.

Hasta haklarının korunması, sağlık hizmeti nedeniyle ortaya çıkan zararların giderilmesi ve kusurlu tıbbi uygulamaların tespit edilmesi kuşkusuz vazgeçilmezdir. Ancak sağlık hizmeti sunumunda karşılaşılan her olumsuz sonucun yalnızca hekimin kişisel kusuru olarak değerlendirilmesi ve hekimlerin ömür boyu çalışsalar dahi karşılayamayacakları tazminatlarla karşı karşıya bırakılması, hasta güvenliğini ve sağlık hakkını koruyan adil ve sürdürülebilir bir yöntem değildir.”

“Komplikasyonlarla karşılaşmak kaçınılmazdır”

Yapılan her girişimin, verilen her ilacın istenmeyen sonuçlar doğurabileceği vurgulanan açıklamada, “Altı yıllık tıp eğitimi, sonrasında yapılan 4-6 yıllık uzmanlık eğitimleri, yan dal eğitimleri, hekimlerin her yıl katıldıkları kongreler, kurslar, çevrimiçi etkinlikler hep bu istenmeyen sonuçları önlemek, hastalarına en doğru ve sağlıklı hizmeti vermek üzerinedir. Buna rağmen komplikasyonlarla karşılaşmak kaçınılmazdır. Hiçbir insan aynı değildir. Anatomisinde, fizyolojisinde, hormonal sisteminde farklılıklar vardır. Aynı insanın dahi farklı yaşlardaki metabolizması farklıdır. Dolayısıyla her insanın uygulanacak tedaviye vereceği yanıt da aynı olmayabilir. Tıbbi uygulamalarda, tıbbın doğası gereği belirli riskler bulunmaktadır. Hastanın yaşı, mevcut hastalıkları, başvuru koşulları, sağlık kuruluşunun olanakları, çalışma koşulları, sağlık ekibinin yapısı, kullanılan tıbbi teknolojiler, başvuru ve sevk süreçleri ile hekimin sahip olduğu olanaklar birlikte değerlendirilmeden yalnızca sonuca bakılarak kusur tespit edilemez. Bu nedenle komplikasyon ile kusurlu tıbbi uygulama birbirine karıştırılmamalıdır” ifadeleri kullanıldı.

“Komplikasyon ile kusurlu tıbbi uygulama arasındaki ayrım; bilimsel, tarafsız, bağımsız ve ilgili uzmanlık alanlarından oluşan kurullar tarafından, olayın tüm koşulları değerlendirilerek yapılmalıdır” denilen açıklamada, “Eksik personel, artan iş yükü, yoğun emek gerektiren çalışma biçimi, yetersiz muayene ve değerlendirme süreleri, yoğun nöbet yükü, sağlık kuruluşlarının organizasyon eksiklikleri, tıbbi cihaz ve altyapı sorunları, sevk zincirindeki aksaklıklar ve sağlık hizmetinin örgütlenme biçiminden kaynaklanan yapısal sorunların sonuçları yalnızca hekimin bireysel sorumluluğuna indirgenemez” denildi.

“İlerleyen yıllarda hastaların tıbbi bakımını üstlenecek hekim bulunamaması riski büyümektedir"

Hekimin tek başına sağlık sistemi olmadığı vurgulanan açıklamada, şu görüşlere yer verildi:

“Amaç yalnızca bir kişiyi cezalandırmak değil; zararın nedenlerini ortaya çıkarmak, aynı zararın tekrarını önlemek, hastanın uğradığı zararı hızlı ve adil biçimde karşılamak ve sağlık hizmetinin güvenliğini geliştirmek olmalıdır. Bugün çocuk sağlığı ve hastalıkları, kadın hastalıkları ve doğum, genel cerrahi, beyin cerrahisi, çocuk cerrahisi, kalp ve damar cerrahisi gibi yüksek riskli alanlarda çalışan hekimler, mesleki sorumluluğun yanı sıra giderek büyüyen hukuki ve ekonomik risklerle de karşı karşıyadır. Bu durum hekimlerin riskli branşlardan uzaklaşmasına, genç hekimlerin bu uzmanlıkları tercih etmemesine ve mevcut uzmanların çalışma koşullarının daha da ağırlaşmasına yol açmaktadır. Riskli dallarda hekim açığı derinleşirken, ilerleyen yıllarda hastaların tıbbi bakımını üstlenecek hekim bulunamaması riski de büyümektedir.

Bu ortam kaçınılmaz olarak defansif tıp uygulamalarını artıracaktır. Hekimler, hastanın yararına olan en uygun tıbbi kararı vermek yerine, yalnızca hukuki riskten kaçınmak amacıyla gereksiz tetkik istemeye, gereksiz konsültasyon ve sevk yapmaya veya yüksek riskli hastalara müdahale etmekten kaçınmaya zorlanacaktır. Bunun bedelini yalnızca hekimler değil, tüm toplum ödeyecektir.

Bir hekimin, 'Yaptığım her tıbbi müdahale sonucunda hayatım boyunca karşılayamayacağım bir tazminatla karşılaşabilir miyim veya ceza alır mıyım?' kaygısıyla çalışması, ne hekimlik mesleğinin bilimsel gerekleriyle ne hasta güvenliğiyle ne de toplum yararı ile bağdaşır. Özel sağlık kuruluşlarında çalışan hekimler de hukuki güvenceye alınmalıdır.”

“Ceza ve tazminatların belirlenmesinde ölçülülük ilkesi gözetilmelidir”

Açıklamada, talepler de şöyle sıralandı:

  • "Sağlık hizmeti kaynaklı zararların bütüncül biçimde değerlendirilmesini sağlayacak yasal ve idari mekanizmalar oluşturulmalıdır.
  • Komplikasyon ile kusurlu tıbbi uygulama ayrımı bilimsel ölçütlerle ve olayın tüm koşulları dikkate alınarak yapılmalıdır.
  • Bilirkişi değerlendirmeleri bağımsız, tarafsız ve ilgili uzmanlık alanlarının bilimsel temsilcilerince gerçekleştirilmelidir.
  • Ceza ve tazminatların belirlenmesinde ölçülülük ilkesi gözetilmelidir.
  • Kamu ve özel sektörde çalışan hekimler arasındaki hukuki güvence farklılıklarını ortadan kaldıracak düzenlemeler yapılmalıdır.
  • Zorunlu mesleki mali sorumluluk sigortası gerçekçi ve etkin bir güvenceye dönüştürülmeli; sigorta primlerinin işveren tarafından karşılanması sağlanmalıdır.
  • Sağlık hizmetinden kaynaklanan zararların nedenlerini araştıran ve aynı hataların tekrarını önlemeye yönelik düzeltici ve önleyici çalışmalar geliştiren hasta güvenliği sistemi oluşturulmalıdır.
  • Sağlık hizmetiyle ilişkili zararların hastalar açısından hızlı ve adil biçimde karşılanmasını, hekimlerin ise bireysel ekonomik yıkıma uğramadan ve malpraktis korkusu altında kalmadan tıbbi gereklilikler doğrultusunda mesleklerini sürdürebilmesini sağlayacak kamusal bir fon kurulmalıdır.
(ANKA)

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
21.08.2026 12:09 / Güncelleme: 12:29

2026 CEV Kadınlar Avrupa Voleybol Şampiyonası: Türkiye - Letonya maçı ne zaman, saat kaçta, hangi kanalda?

2026 CEV Kadınlar Avrupa Voleybol Şampiyonası A Grubu ilk maçında A Milli Kadın Voleybol Takımı, bugün Letonya ile karşılaşacak. Türkiye Kadın Voleybol Takımı, İstanbul'da oynanacak mücadeleyle turnuvaya başlangıç yapacak.

2026 CEV Kadınlar Avrupa Voleybol Şampiyonası: Türkiye - Letonya maçı ne zaman, saat kaçta, hangi kanalda?

Fotoğraf: Cemal Yurttaş/AA

21.08.2026 11:42 / Güncelleme: 17:26

114 günlük direnişin ardından İBB’den görüşme adımı: Ağaç AŞ. işçileri pazartesiyi bekliyor

Ağaç AŞ işçileri, “güvenlik soruşturması” gerekçesiyle işten çıkarılmalarının 114’üncü gününde Saraçhane’de direnişi sürdürdü. Süresiz açlık grevine başlayan işçilerden biri yüksek tansiyon ve nabız nedeniyle hastaneye kaldırıldı.

114 günlük direnişin ardından İBB’den görüşme adımı: Ağaç AŞ. işçileri pazartesiyi bekliyor

İçerik yükleniyor...

(İşçi Sendika Servisi)
21.08.2026 15:34 / Güncelleme: 16:39

OVP revizyonunun tarihi belli oldu: İktidara yakın kalem ‘kaçınılmaz’ dedi

Yeni OVP öncesi iktidara yakın Sabah yazarı Dilek Güngör, Erdoğan-Şimşek ekonomi politikasında revizyonun kaçınılmaz olduğunu belirterek üretim, istihdam ve alım gücünün korunması çağrısı yaptı.

OVP revizyonunun tarihi belli oldu: İktidara yakın kalem ‘kaçınılmaz’ dedi
21.08.2026 10:52

Gazeteci Ruşen Çakır İBB davasında savunma yaptı: Galatasaraylı olarak maçlara gittiğim için suçlanıyorum

Gazeteci Ruşen Çakır, İBB davasındaki savunmasında Kandil’de röportaj yaptığı dönemi hatırlatarak "İfadem bile alınmadı ama burada bir suç örgütüne yardım etmek gibi abes bir suçlamayla karşı karşıyayım, bu çok ağrıma gidiyor" dedi.

Gazeteci Ruşen Çakır İBB davasında savunma yaptı: Galatasaraylı olarak maçlara gittiğim için suçlanıyorum

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!