OSTİM işçisi: Zam ayı değilse, sattığımıza da zam yapmayın
Senede bir kez ücretlerine zam yapılan OSTİM işçilerinim yılın ortasında ek zam talebiyle patronun kapısını çaldığında aldığı yanıt ‘Şimdi zam ayı değil’, ‘İş bu, para bu; beğenmiyorsan helalleşelim’ oldu.
OSTİM | Fotoğraf: Sinancem Alikoç/Evrensel
Orçun Uslu
Ankara OSTİM Sanayi Sitesindeki atölyelerde çalışan işçilerin gündeminde bugünlerde tek bir soru var: “Ay sonunu nasıl getireceğiz?” Senede bir kez ücretlerine zam yapılan işçilerin yılın ortasında ek zam talebiyle patronun kapısını çaldığında aldığı yanıt ‘Şimdi zam ayı değil’, ‘İş bu, para bu; beğenmiyorsan helalleşelim’ oldu. OSTİM işçisi “Şimdi zam ayı değilse sattığımız demire de zam yapmayalım. Müşteriye ‘şimdi zam ayı değil eski fiyattan satıyoruz’ diyelim. Madem zam ayı değil öyle değil mi?” diye sordu.
Temmuz ayı ara zammı talebine ilişkin bir OSTİM işçisiyle ettiğimiz sohbetimizden yola çıkarak OSTİM işçilerinin düşüncelerini, korkularını ve mücadelenin yollarını aktarmaya çalışacağız.
Bir süredir atölyelerde ek zamma dair tartışmalar sürüyor. İş yerine son uğradığımızda çalıştığı makineden inip “Gelin, oturalım” diyen OSTİM işçisiyle yine uzun bir sohbet ediyoruz. Çalıştığı yerden bu hafta ayrılacağını söylüyor. İşçi yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Biz sadece ocak ayında, yılda bir kere zam aldık. Ocak ayından bu yana ekmeğe, suya, mazota, her şeye defalarca zam geldi. Bir kızım var, süt burgeri çok seviyor. Geçen gün markete gittim, ona bile yüzde 25 zam gelmiş. Büyük çocuklarım ‘Para yok’ deyince anlıyorlar ama küçük kızım haliyle anlamıyor. Durum böyle olunca insan sürekli düşünüyor; parayı nasıl idare edip yetireceğiz diye. Dedim ki ben çıkıp konuşacağım patronla, böyle olmuyor. Bir gün diğer işçilerle birlikte 4-5 kişi yukarı çıktık. Öncesinde sürekli molalarda, kapı önünde konuşuyorduk, ‘Böyle geçinemiyoruz’ diye. Yukarı çıkınca, ‘Abi böyle olmuyor, ben idare edemiyorum, yılbaşından beri her şeye zam geldi. Biraz zam yaparsan bize çok iyi olur’ dedim. Sonra ustabaşı araya girdi, ‘Şimdi zam ayı değil’ diyerek. Hal böyle olunca patron da ‘İş bu, para bu; beğenmiyorsan helalleşelim’ dedi. Ben gittim, bir gece sabaha kadar düşündüm. Çıkamıyorum işin içinden; sürekli hesaplama, ay sonunu getirememe... Gittim, başka yerle anlaştım. Buranın şartları daha iyi; servisi var, hafta sonu tatil.”
Ustabaşına da bir hayli sinirlenen işçi, “Onun bizim derdimizi anlatması lazım patrona. Geçinemiyoruz bize zam yap diye. Ama dönüp zam ayı değil diyor. Şimdi zam ayı değilse sattığımız demire de zam yapmayalım, müşteriye şimdi zam ayı değil eski fiyattan satıyoruz diyelim. Madem zam ayı değil öyle değil mi?” diye konuştu.
Korkunun panzehri: Birlikte mücadele
“Peki tek başına değil de diğer işçilerle birlik olup konuşsaydınız durum farklı olur muydu?” diye sorduğumuzda şöyle cevaplıyor: “Biz birlik olup hep bir ağızdan söyleseydik ‘Geçinemiyoruz, zam istiyoruz,’ diye; o zaman seve seve zam yapacaktı. Hiçbirinize zam yok, hepinizi çıkarıyorum diyemezdi. Çünkü o zaman üretimi durdurmak zorunda kalırdı, yapamaz böyle bir şey. Ama işçilerde işimi kaybederim korkusu var, kimse birlik olup sesini çıkarmaya yanaşmıyor. Durum böyle olunca ben de yeni bir yerle anlaştım.”
'Mücadele sayesinde cumartesileri çalışmıyoruz’
Yeni başladığı yerde de durumun böyle olabileceğini söylediğimizde orada çalışan birkaç işçiyi tanıdığını ve böyle bir durumda birlikte mücadele edeceklerini anlatıyor. Daha önce çalıştığı yerlerde de benzer şeyler yaşadığını aktaran OSTİM işçisi, “Biz önceki çalıştığım yerde cumartesileri yarım gün çalışıyorduk. Ben kafama koydum cumartesiyi tatil ettireceğim diye. Önce tüm atölyede böyle bir şey olamaz gibi konuşmalar geçti. Günler süren konuşmaların sonunda cumartesiyi tatil ettirdik. Geçen gün oradan bir işçi arkadaşım beni aradı; ‘Abi hâlâ senin mücadelen sayesinde cumartesi günleri çalışmıyoruz’ dedi. Çok mutlu oldum.”
Bireysel arayış değil, örgütlü yanıt
OSTİM’de genel durum bu tabloya benziyor. Saray rejiminin politikaları sonucunda patronların kârı büyüyor, işçilerin ise enflasyon karşısında ücretleri eriyor. Fakat birlik olup bir söz söylemedikçe; patronların “Bu ay zam ayı değil”, “Biz hepimiz bir aileyiz”, “İşler şu sıralar kesat” gibi sözleriyle geçiştirilen, işten çıkarılan yine işçiler oluyor. İşten çıkarılma korkusu, birleşip birlikte zam isteme zorunluluğunun önündeki en büyük engele dönüşüyor. Bu korkuyu yenmenin, ek zam talebini büyütmenin yolu ise işçinin dile getirdiği gibi birlikte hareket etmekten, örgütlü mücadele etmekten geçiyor.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et