Yönetmen Emin Alper: Çerçeve yasanın uygulanması mücadeleye bağlı
"Çerçeve yasa"nın eksikliklerine rağmen bir dönüm noktası olduğunu ifade eden yönetmen Emin Alper, “Sinemanın yaralarla yüzleşmesi için özgür olması lazım. Yasanın da uygulanması mücadeleye bağlıdır” dedi.
Yönetmen Emin Alper | Fotoğraf: Muhsin Akgün
Kamuoyunda "çerçeve yasa" olarak bilinen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun"a ilişkin konuşan yönetmen Emin Alper, "çerçeve yasa"nın eksik ve sorunlarına rağmen bir dönüm noktası özelliği taşıdığını söyleyerek, demokrasi mücadelesinin önümüzdeki süreçlerde de devam edeceğini belirtti.
Alper, “Her şeyden önce akan kanın duracak olması ve gelecek nesillerin çatışma ortamında büyümeyeceği ihtimali başlı başına çok kıymetli bir şey. Ancak yasanın önemini abartmamak ve ihtiyatlı olmak gerek. Elbette ki ‘terör’ bahanesi Türkiye’de yıllarca sivil ve demokratik siyasetin önünü tıkamak için kullanıldı. Bu bahanenin ortadan kalkacak olması mühim ama tek başına yeterli değil. Çünkü iktidar bir süredir belediyelere darbe yapmak ve insanları tutuklamak için ‘terör’ bahanesine sarılmaya ihtiyaç duymadığını bütün açıklığıyla gösterdi. Zaten hapishaneler yatarı olmayan suçlardan dolayı içeride yatanlarla dolu. Bırakın anayasayı kanunların bile uygulanmadığı bir ülkede sadece silah bırakma anlaşmasından demokratikleşme adına bir şeyler beklememek gerekir. Bu yönüyle demokrasi mücadelesi her zaman ki aciliyetiyle devam ediyor ve önümüzdeki süreçte de devam edecek” dedi.
"Yasanın adaletli biçimde uygulanması mücadele gerektirecek”
"Çerçeve yasa"nın varlığının tek başına yeterli olmadığını ve yasanın pek çok kararı birtakım kurullara bırakıldığının altını çizen Alper, “Silahların bırakıldığına MGK (Milli Güvenlik Kurulu) karar verecek ve ceza ertelemeleri o zaman başlayacak. Ancak kanunun nasıl uygulandığını görmeden PKK tümüyle nasıl iktidara güvenecek ve silah bırakacak? Bu altı aylık dönemin oldukça gergin geçeceğe benziyor. Bir de siyaset yasağı meselesi var. Siyaset yasağını kaldıracak olan da yine Cumhurbaşkanlığı denetiminde bir kurul. Bu kurula güvenmemek için fazlasıyla sebep var. Çerçeve yasanın var olan haliyle bile adaletli bir biçimde uygulanması ciddi mücadele gerektirecek” diye belirtti.
"Geniş soluklu bir barış ancak demokratikleşmeyle gelir"
Geçmişin yarattığı güvensizlikler bir yasayla ortadan kalkmayacağına ancak başlangıç noktası olabileceğini belirten Alper, "Yasa mucize yaratmayacak ama savaş devam ederken de karşılıklı husumetlerin sönümlenmesini beklemek büyük bir hayal. Önce barışalım sonra yasa yaparız düşüncesi pek gerçekçi değil. Gerçekçi olan önce iyi kötü bir yasayla başlamak ve barış sürecini sonrasında derinleştirip ilerletmek. Önce akan kan durmalı ki taze yaralar yeni düşmanlıkları körüklemesin. Silahlar susup siyaset konuşulmaya başlandığı zaman diyalog zemini ortaya çıkar ve ancak o zaman taraflar birbirini anlama, geçmişle yüzleşme konusunda adımlar atabilir” ifadelerini kullandı.
"Sinema da barışa destek için özgürleşme gerekiyor"
Sanat ve sinemanın, toplumsal hafızaya yönelik rehabilitasyonda ve barışın inşasında hem yapıcı hem de yıkıcı bir rol oynayabileceğini aktaran Alper, “Son yıllarda TV kanalarında özellikle TRT’de yayınlanan ve bonkörce finanse edilen dizilerin toplumsal barışa hiçbir katkı sunmadığı, tam aksine düşmanlıkları körüklediği ortada. Sanatın ve sinemanın toplumsal barışa destek sunar hale gelebilmesi için anlamlı bir kültür politikası gerekiyor. Kitlesel tüketime açık sinema dışında bağımsız sinemanın da geçmiş travmalarla ve yaralarla yüzleşebilmesi için öncelikle özgür olması gerekiyor. Bugün Türkiye’de Kürt sorununu en hafifinden ele alan filmlerin bile yapılması neredeyse imkansız. Bakanlık destekleri söz konusu olduğunda net bir sansür var. Bakanlık dışından finansal kaynak bulmanız da çok zor çünkü özel sermaye de iktidarın gazabını üzerine çekmekten korkuyor. Yapılabilen tek tük film ise çok kısıtlı imkanlarla yapılabiliyor ve onlar da doğrudan yasaklama tehdidiyle karşı karşıya. Yakın zamanda Kazım Öz ve Özkan Küçük’ün filmleri yasaklandı. Birkaç gün önce Bingöl Elmas’ın belgeseline Kültür Bakanlığından verilen fon belgeselin politik bulunduğu gerekçesiyle geri istendi. Kısacası bu alanda da barışa destek için demokratikleşme ve özgürleşme gerekiyor” diye kaydetti.
(MA)Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...

Evrensel'i Takip Et