Çerçeve yasa sonrası 'Demirtaş' bilmecesi: Hukuken tamam, siyaseten beklemede
"Çerçeve yasa" tartışmaları, iktidarın siyasi tutsakların durumunu pazarlık konusu haline getiren yaklaşımını bir kez daha gözler önüne serdi.
Fotoğraf: Dilan Temiz/ Evrensel
Dilan Temiz
[email protected]
TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaşan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” (çerçeve yasa) sonrasında, 4 Kasım 2016’dan bu yana Edirne F Tipi Cezaevinde rehin tutulan Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın hukuki durumu kamuoyunun ana gündemlerinden biri haline geldi. Yasanın kapsamı ve infaz süreçleri üzerine farklı yorumlar yapılırken, iktidar kanadından Demirtaş’ın kapsama girip girmediğine dair çelişkili mesajların gelmesi, sürecin yine bir "beklenti yaratma ve sürüncemede bırakma" politikasına dönüştürüldüğü yorumlarını güçlendirdi.
Saray rejimi için Demirtaş açmazı
Yaklaşık 9 yıldır siyasi nedenlerle cezaevinde rehin tutulan Demirtaş’ın serbest bırakılacağına dair spekülasyonlar Saray rejimi ve medyası tarafından sürecin belirli zamanlarında (Sarayın’ın ihtiyaç duyduğu zamanlarda) gündeme getirildi. İktidar ortağı Bahçeli’den başlayarak defalarca tekrarlanan bu iddialar, Kürt sorunundaki yeni süreçte halkta beklenti yaratma ve talepleri karşılamayan süreçte de bir kabul görme aparatı olarak kullanılıyor.
İktidar özellikle de çerçeve yasanın kabulünün beklenen ilgiyi görmemesi bölgedeki yurttaşların hala ‘Demirtaş’ın tahliyesini süreçte samimiyet’ aşaması olarak görmesinin Demirtaş’ın AİHM ve AYM kararlarına rağmen cezaevinde tutulmasının yarattığı sıkışmışlığı yaşıyor. Demirtaş’ın serbest bırakılmasının Kürt halkında sürece dair umut ve beklentiyi artıracağını bilen Saray rejimi; yasayla beraber bu durumun belirsizliğini derinleştiriyor.
Fotoğraf: Dilan Temiz/Evrensel
Yandaş medyadan "gelmekte olan" haberleri, MHP'den not
İktidar medyasından Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, yasanın kabul edilmesini değerlendirdiği yazısında “Bu sefer gerçekten geliyor gelmekte olan: Selahattin Demirtaş üç vakte kadar serbest kalacak galiba” diyerek tahliye beklentisini köpürttü. Oysa yine Hürriyet’ten Abdulkadir Selvi, 7 Ağustos’taki yazısında Adalet Bakanı Akın Gürlek’in AKP MKYK toplantısında “Demirtaş düzenlemeden yararlanamayacak” dediğini aktarmıştı.
Saray bloğu içindeki bu çelişkili havaya MHP’den de müdahale geldi. Habertürk TV yayınında Demirtaş’ın durumunun belirsiz olduğu yönündeki değerlendirmeler üzerine yayına not gönderen MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, “Selahattin Demirtaş yasa kapsamındadır” ifadelerini kullandı.
Avukatlar: Hukuken tereddüt yok
Siyasetteki bu gel-gitli tablonun aksine hukukçular ve avukatlar durumun net olduğuna dikkat çekiyor. Demirtaş’ın Avukatı Mahsuni Karaman, yaptığı açıklamada “Demirtaş ve arkadaşları sadece yasa kapsamındaki TCK 302’den tutuklu. Düzenleme yürürlüğe girdiğinde tahliyeleri konusunda hukuken bir tereddüt yok” dedi. Karaman, yasa bir yana, mevcut AİHM kararları gereği de derhal tahliye sağlanması gerektiğini vurguladı.
DEM Parti Milletvekili Meral Danış Beştaş da düzenlemenin kesinleşmemiş cezalar, durdurulan yargılamalar ve ceza ertelemeleri açısından Demirtaş’ı dışarıda tutan hiçbir istisna içermediğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ise “Yasalar kişiye özel yapılmaz” diyerek genel bir çerçeve çizmekle yetindi.
AİHM ve AYM kararları ne diyor?
Demirtaş hakkında bugüne kadar verilen kararlar, meselenin hukuki değil siyasi olduğunun kanıtı niteliğinde verilen kararları ve mahkumiyetleri de hatırlamak büyük önem taşıyor:
• AİHM kararları: AİHM Büyük Dairesi, tutukluluğun “siyasi saiklere dayandığını” belirterek Sözleşme’nin 5. ve 18. maddelerinin ihlal edildiğine hükmetmiş ve derhal serbest bırakılmasını istemişti. AİHM, 2018, 2020 ve en son 8 Temmuz 2025’te olmak üzere 3 kez ihlal kararı verdi.
• AYM kararları: Anayasa Mahkemesi’nin uzun tutukluluk ihlali kararlarına rağmen yerel mahkemeler, iktidarın talimatıyla açılan yeni soruşturmalar ve ikinci tutuklama kararlarıyla Demirtaş’ı cezaevinde tutmaya devam etti.
• Kobanê kumpas davası: 6-8 Ekim olayları bahane edilerek açılan davada Demirtaş’a toplam 42 yıl hapis cezası verildi. İstinaf ve Yargıtay aşamasındaki dosyada Demirtaş, “Kasten öldürmeye azmettirme” suçlamasından beraat etmiş durumda.
Çerçeve yasaya göre eğer Kobanê davasında Demirtaş “İnsan öldürmeye azmettirmeden” yargılanıyor ya da ceza almışsa kapsam dışı kalacak. Ancak Demirtaş Kobanê davasında “Kasten öldürmeye azmettirme” suçlamasından beraat etti. Bu beraat kararı ise henüz kesinleşmiş değil. Bunun bir engelleme gerekçesi olarak sunulup sunulmayacağı süreçte, önümüzdeki dönemin siyasi atmosferi belirleyici olacak.
Fotoğraf: Dilan Temiz/Evrensel
Yasa bahaneleri değil, siyasi rehineliğe son verilmeli
Gelinen aşamada çerçeve yasa tartışmaları, iktidarın Kürt sorununu ve siyasi tutsakların durumunu bir pazarlık konusu haline getirme yaklaşımını bir kez daha gösteriyor. Aslında yeni bir yasal düzenlemeye dahi gerek duyulmaksızın, altına imza atılan uluslararası sözleşmeler ve kesinleşmiş AİHM kararları gereği Demirtaş ve tüm siyasi tutsakların derhal serbest bırakılması gerekiyor. İktidarın yasa maddelerinin arkasına sığınarak yürüttüğü bu muğlaklık politikası, sürece dair samimiyetin en temel test alanı olmaya devam ediyor.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et