‘Çerçeve yasa’ TBMM’den geçerken KESK'li KHK'liler görmezden gelinemez
KHK mağduriyetlerini siyasi hesaplaşmaların konusu olmaktan çıkarın. İnsanların hayatlarını daha fazla bekletmeyin. KHK’li kamu emekçilerinin sorunlarını açık, net ve bağlayıcı bir yasa hükmüyle çözün.
Fotoğraf: Evrensel
Yaşar Polat
KESK Haber Sen 2 No’lu Şube Başkanı
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), yalnızca bir yasa teklifini değil, aynı zamanda Türkiye’nin demokratikleşme, hukuk devleti ve toplumsal barış konusunda hangi yolu tercih edeceğini belirleyecek önemli bir düzenlemeyi görüşmektedir.
'Çerçeve yasa' olarak adlandırılan ve barış, toplumsal bütünleşme, demokratik siyaset ve toplumun farklı kesimleri arasındaki yaraların sarılması açısından önemli sonuçlar doğurması beklenen bu düzenleme, eğer gerçekten toplumsal barış iddiası taşıyorsa, geçmişte yaşanan ağır hak ihlallerini görmezden gelemez. Çünkü toplumsal barış yalnızca geleceğe bakarak kurulamaz.
Toplumsal barış, geçmişte mağdur edilen insanların hukukunu teslim etmekle, haksızlıkları gidermekle ve devletin yurttaşına karşı yaptığı yanlışları düzeltmekle mümkündür. Tam da bu nedenle, yıllardır KHK’lerle ihraç edilen kamu emekçilerinin durumu çerçeve yasa görüşülürken mutlaka ele alınmalıdır. Özellikle KESK’e bağlı sendikalarda örgütlü olan, sendikal faaliyetleri nedeniyle hedef haline getirilen, ihraç edilen, yıllarca yargılanan ve yaşamları altüst edilen kamu emekçilerinin görmezden gelinmesi kabul edilemez.
KHK’liler bu ülkenin vatandaşlarıdır
KHK ile ihraç edilen kamu emekçileri yıllardır yalnızca işlerinden değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal yaşamlarından da koparılmıştır. Bir kamu emekçisinin görevinden ihraç edilmesi sadece maaşının kesilmesi anlamına gelmez. Bir insanın mesleği elinden alınır, emeklilik planları bozulur, ailesinin ekonomik düzeni sarsılır. Çocuklarının eğitiminden evinin kirasına, sağlık giderlerinden günlük yaşamına kadar bütün hayatı etkilenir. Üstelik KHK mağduriyetleri birçok insan açısından yıllarca süren soruşturma ve yargılama süreçleriyle birleşmiştir. Bazıları hakkında hiçbir kesinleşmiş mahkûmiyet bulunmadığı halde yıllarca “suçlu” muamelesi görmüş, toplumsal ve ekonomik dışlanmaya maruz bırakılmıştır.
KESK’lilerin sendikal faaliyetleri suç gibi gösterilemez
Burada özellikle altını çizmek gerekir. KESK ve bağlı sendikalar, kamu emekçilerinin ekonomik, demokratik ve özlük haklarını savunan sendikal yapılardır. Sendika üyeliği ve sendikal faaliyet, demokratik toplumun temel unsurlarından biridir. Bir kamu emekçisinin sendikal tercihinden dolayı fişlenmesi, hedef gösterilmesi, soruşturulması veya ihraç edilmesi kabul edilemez. Sendikal haklar anayasal güvence altındadır. Bugün çerçeve yasa konuşulurken yapılması gereken, KESK’li KHK’lileri yeniden sessizliğe mahkûm etmek değil, onların yaşadığı mağduriyetleri ortadan kaldıracak açık ve bağlayıcı düzenlemeler yapmaktır.
Barış yalnızca silahların susması değildir. Barış, insanların düşünceleri, sendikal tercihleri ve demokratik faaliyetleri nedeniyle cezalandırılmamasıdır. Barış, kamu emekçisinin ekmeğini elinden almamaktır, bir insanı yıllarca hukuki belirsizlik içinde bırakmamaktır.
KHK’lilerin görevlerine iadesi sağlanmalıdır
KESK’li KHK’liler bakımından öncelikli mesele görevlerine iadenin sağlanmasıdır. Bir kamu emekçisinin demokratik bir eyleme katılmış olması tek başına onun yıllarca çalışma hakkından mahrum bırakılmasının gerekçesi olamaz. Bu nedenle yeni düzenleme, KHK ile ihraç edilen kamu emekçilerinin durumlarının yeniden ve adil biçimde değerlendirilmesini, hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet bulunmayanların görevlerine iadesini, göreve iade edilenlerin tüm özlük ve mali haklarının korunmasını, geçmişte uğranılan hak kayıplarının giderilmesini, emeklilik haklarının korunmasını, hizmet sürelerinin ve sosyal güvenlik haklarının eksiksiz şekilde değerlendirilmesini, ihraç nedeniyle oluşan ekonomik ve sosyal mağduriyetlerin giderilmesini, sendikal faaliyet nedeniyle yapılan işlemlerin yeniden incelenmesini güvence altına almalıdır.
Yılların mağduriyeti bir KHK maddesiyle yok sayılamaz
Devlet, bir kamu emekçisini yıllarca çalıştırmayıp ardından “Artık mesele kapanmıştır” diyemez. Çünkü insanların kaybettiği yıllar geri getirilemez. Kaybedilen gelirler, emeklilik süreleri, çocukların eğitiminde yaşanan kayıplar, bozulan aile düzenleri, insanların mesleklerinden koparılmasıyla ortaya çıkan ağır sonuçlar vardır. Bu nedenle sadece “göreve iade” kelimesinin yasaya yazılması da yeterli değildir. Gerçek bir adalet düzenlemesi, mağduriyetin bütün sonuçlarını ele almak zorundadır. İhraç edilen bir kamu emekçisi yıllar sonra görevine döndüğünde, geçmişte kaybettiği bütün haklarının da hesabını sorabilmelidir.
TBMM’ye çağrımızdır: Bu mağduriyeti daha fazla ertelemeyin
TBMM’de bulunan bütün siyasi partilere açık çağrımızdır: KHK mağduriyetlerini siyasi hesaplaşmaların konusu olmaktan çıkarın. İnsanların hayatlarını daha fazla bekletmeyin. KHK’li kamu emekçilerinin sorunlarını açık, net ve bağlayıcı bir yasa hükmüyle çözün. KESK’li kamu emekçilerini görmezden gelmeyin. Sendikal faaliyetleri suç gibi değerlendiren anlayışa son verin. Hukuk devletinin, adaletin, toplumsal barışın gereğini yapın. Çünkü gerçek bir toplumsal bütünleşme, mağduriyetleri halının altına süpürerek sağlanamaz.
KESK’li KHK’liler yalnız değildir
KESK’li KHK’liler yıllardır mücadele ediyor; meydanlarda haklarını, mahkemelerde adalet arıyor. Sendikal örgütlülükleriyle seslerini duyurmaya çalışıyor. Baskılara, soruşturmalara, ihraçlara ve ekonomik zorluklara rağmen mücadelelerini sürdürüyor. Onların mücadelesi yalnızca kendi hakları için değildir. Bu mücadele, Türkiye’de kamu emekçilerinin sendikal haklarının, örgütlenme özgürlüğünün ve hukuk devletinin geleceği açısından da önemlidir. Bugün bir sendikacının hakkı gasbedildiğinde sessiz kalınırsa, yarın başka bir kamu emekçisinin hakkının gasbedilmesinin önü açılır. Bugün KHK’li bir emekçinin yaşadığı mağduriyet görmezden gelinirse, yarın aynı yöntem başka insanlara uygulanabilir. Bu nedenle mesele yalnızca KHK’lilerin meselesi değildir. Bu mesele demokrasi, hukuk, emek, sendikal özgürlük ve insan hakları meselesidir.
Adaleti ertelemek, adaletsizliği büyütmektir
TBMM, çerçeve yasa görüşmeleri sırasında tarihi bir sorumlulukla karşı karşıyadır. Eğer gerçekten yeni bir dönemden söz edilecekse, bu yeni dönem geçmişin mağduriyetlerini de çözmek zorundadır. KHK’li kamu emekçileri için açık bir düzenleme yapılmadan, ihraçların yarattığı sonuçlar giderilmeden, görevlerine dönüşlerinin ve özlük haklarının güvence altına alınması sağlanmadan “toplumsal bütünleşme” söylemi eksik kalacaktır.
TBMM, çerçeve yasa görüşmelerinde KHK mağduriyetlerini mutlaka gündemine almalı, açık, kapsamlı ve uygulanabilir bir düzenlemeyle yıllardır devam eden bu ağır mağduriyete son vermelidir. Çünkü adalet ertelendikçe mağduriyet, hukuk işletilmedikçe güvensizlik büyür. Çünkü emekçinin hakkı teslim edilmedikçe toplumsal barış eksik kalır.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et