09.08.2026 00:30

'Film üzerinden Homeros’a yaklaşmak tarihsel mirasa haksızlık'

Christopher Nolan’ın “The Odyssey” filmi, Homeros metinlerini yeniden gündeme getirdi. Arkeolog ve Yazar İsmail Gezgin’e göre destanlar; savaş, kölelik ve iktidarın köklerini anlamak için eleştirel okunması gereken kurucu metinler.

"Film üzerinden Homeros’a yaklaşmak tarihsel mirasa haksızlık"

Odyssey adlı filmden bir sahne.

Kavel Alpaslan


Son haftaların en tartışılan filmi Christopher Nolan’ın The Odyssey’i oldu. Odysseia destanından ilham alan filmin ardından Homeros üzerine yazılan eserler kitapçıların giriş bölümündeki masalara yerleştirildi, internet akışımızsa filmi tarihi ve sinematik yönlerden değerlendiren uzun makalelerle dolu. 

Fakat bu tartışmalar çoğu zaman bir filmin çizdiği sınırlar çerçevesinde yüzeysel kalıyor. Ne okumalar ne konuşmalar Homeros eserlerinin özünü ıskalıyor. Dün mitler üzerine yaptığı çalışmalarından tanıdığımız arkeolog ve yazar İsmail Gezgin ile insan doğası üzerine konuşmuştuk. Söyleşimizin bugünkü ikinci kısmında Gezgin ile destanlara yaklaşım üzerine sohbet ettik. Gezgin, insanlığın kurucu metinlerinin Hollywood perspektifiyle kolay tüketilebilir bir ürün haline getirildiğinden bahsetti. Homeros gibi temel metinlerin her zaman aydınlatıcı olduğunu hatırlattı.

İsmail Gezgin

İsmail Gezgin

 

"Birkaç gün sonra herkes unutup gidecek"

Son dönemde bir film nedeniyle Homeros'un İlyada ve Odysseia’sı yeniden gündeme geldi. Hatırlıyorum ben çocukken de Truva filmiyle aynı tema benzeri bir ‘popülerlik’ kazanmıştı. Şimdi yine bir filmle birlikte gündeme gelen tartışmalara rastlıyoruz. Fakat Homeros üzerine sanki biraz meselenin özünden kopuk tartışmalar yapılıyor gibi. Bu gündemin bir film üzerinden alevleniyor oluşu hakkında neler söyleyebilirsiniz? 

Bunda beni rahatsız eden bir taraf var açıkçası. Daha önce de mesela 2004 yılında Wolfgang Petersen’in yönettiği ve Brad Pitt’in oynadığı Troy ve 2003 yılında vizyona giren Truvalı Helen filmiyle de Troia tartışması olmuştu. Ve hakikaten insanlar bunun üzerine yeniden Homeros'a yönelmiş ve Troia’ya gözlerini dikmişlerdi. Hatta o dönem, bu filmin Türkiye’de çekilmesini sağlayamadıkları için dönemin yetkilileri çok eleştirilmişti. Filmde kullandıkları atı hediye ettiler ve o bile Troia’nın tanıtımına katkıda bulundu, ziyaretçi patlaması yaşandı. Bu ilgi Kültür Bakanlığını da oraya yatırım yapmaya, bazı düzenlemelere girişmeye mecbur bıraktı. Herhangi bir arkeoloji politikamızın olmaması ve arkeolojinin sadece bir turizm cazibesi olarak değerlendirilmesi nedeniyle filmlerden medet umar olduk. 

Rahatsız eden pek çok şey var ama en önemlisi şu: bu tür metinler zaten kendimizi anlamak için, içinde bulunduğumuz yaşamı, kültürü anlamak için arkeolojik veri niteliği taşıyor. Çünkü içinde bulunduğumuz kültürden hepimiz rahatsızız. Hepimizin şikâyeti var. Bu düzenin ne zaman kurulduğunu, nasıl buraya geldiğimizi anlamak ve daha iyi bir gelecek kurmak için bu metinlere ihtiyacımız var. Bu metinleri zaten hiç gündemden düşürmemeliyiz. Hep tartışmamız lazım. Metnin yüceltilmesi bir kutsal metin gibi kabul edilmesinden bahsetmiyorum. Ama bir Hollywood perspektifiyle bunun tüketilebilir bir ürün haline getirilmesi, indirgemeci ve kolay yutulur bir lokmaya dönüştürülmesi ve metnin taşıdığı ideolojinin daha geniş kitlelere yayılması biraz canım sıkıyor. Şimdi bu ilgi olumlu bir tartışmaya dönüştürülebilirse güzel olur. Ama bizim gündemimiz buna müsaade edecek bir gündem değil, tartışma mecramız da sosyal medyadan öteye gitmiyor. Filmin etkisiyle oluşan gündem uzun bile kaldı kaç gündür konuşuluyor. Biliyorsunuz her gün değişiyor gündemimiz. Yarın da öyle olacak. Biliyoruz ki birkaç gün sonra herkes unutup gidecek ve hiç kimse Homeros falan okumayacak, üzerine düşünmeyecek. 

Cinsiyetçi-sınıfçı tarımsal uygarlığın izleri

Oysa ki, neredeyse tüm Akdeniz dünyası binlerce yıl boyunca zihinlerini ve yaşamlarını Homeros’un metinleriyle doldurmuş. Prenseslerin, kraliçelerin güzelliğini, kralların güçlü ve zengin olmasını, birilerinin onlara hizmetkarlık, kölelik etmesini, kadına şiddeti, savaşın ve zaferin güçlünün hakkı olduğunu, Zeus ve benzeri gök tanrıların insanların yaratıcısı olduğunu, ölünce kendilerini cezalarla dolu bir ‘ölüler ülkesi’nin beklediğini ve daha pek çok şeyi bu metinlerle normalleştirmişlerdi. Bugünkü yaşamın, vahşi kapitalizmin, bir tek kişinin bir ülkeyi yönetme arzusunun, nereden geldiğini bu kurucu mitler ve metinlerden okumak mümkün. 

Bilmek, okumak gerekir derken bunu kastediyorum, eleştirel bir söylem analizine tabi tutalım, zihnimizdeki etkilerini silmek için didik didik edelim demek istiyorum. Homeros’un ve temsil ettiği felsefenin, dünya görüşünün, kahramanlık övgüsünün, savaşın gündelik yaşamın ve siyasetinin bir parçası haline gelip normalleştiği bugünün nedeni olduğunu görelim. Buradan anlıyoruz ki aslında Homeros’un metinleri tarihin her döneminde üstlendiği misyonu yerine getirerek yaşamayı başarmıştı. Çünkü son on bin yıldır uygarlığın temel paradigmaları değişmedi. Üretilen tüm eserler, metinler cinsiyetçi, sınıfçı tarımsal uygarlığın ideolojisini taşımış, kullanılan simgesel dille insanların zihnini bu bilgilerle işgal etmişti. 

Mitoloji çalışan birisi olarak söyleyeyim, herhangi bir ihtiyacı karşılamıyorsa, bir mitin binlerce yıl boyunca anlatılmaya devam etmesi mümkün değil. Tıpkı mitlerle aynı kaynaktan türeyen masallarda olduğu gibi. Klasik masallar vardır. Erken Tunç Çağ'a kadar giden masallar var. Hâlâ anlatıyoruz. ‘Kırmızı Başlıklı Kız’ ya da ‘Demirci ile Şeytan’ masalları gibi. Günümüzde de pek çok masal yazılıyor ama hiçbirisi bu denli benimsenmiyor. Homeros ve benzerlerinin günümüzde hala ilgi çekiyor olmasının nedeni tam olarak budur. Filmler ve kolay tüketilebilir görselliklerle antikçağdan bu yana gelen bu iktidar yapısının devamı sağlanıyor. 

Biz rasyonel varlıklar olduğumuzu söylüyoruz. Diyoruz ki insan aklı, insan uygarlığı, kültürü... Sonra bu kültürü oluşturan, bu aklı oluşturan, bu düşünce sistemini bize verecek olan metinleri çok hafif bir şekilde ele almaktan ya da görmezden gelmekten rahatsızlık duymuyoruz. Bu beni biraz irkiltiyor açıkçası. Bu sadece 3-5 entelektüelin, arkeoloğun, felsefecinin sorunu olmamalıdır diye düşünüyorum. 

Bu kitapları Avrupa Orta Çağın bitiminden, Rönesans’tan itibaren ders kitabı olarak okuttu. Hatta orijinal dilleriyle okutanlar oldu. Bazen biz nerede yanlış yaptık diyoruz ya, biraz da böyle bakmak lazım. Bizim masal, hikâye gibi gördüğümüz kitaplar, egemen güçler için kendi iktidarlarını devam ettirmenin yolunu açıyordu. 

"Derya içre olup deryayı bilmeyen balık gibiyiz"

Peki metinlere yaklaşımda bizim nasıl bir ihmalimiz söz konusu? Yanlışlarımızın hatalarımızın kökü nerede? 

Ülke olarak üzerinde oturduğumuz tarihsel ve arkeolojik kültürün farklılığı çok vurgulandı, bu mirasın bize ait olmadığı ders kitaplarından filmlere kadar resmi ideolojinin bir öğesi olarak belletildi. Etnik ve dinsel kimliğimizin ne olduğundan bağımsız olarak içinde yaşadığımız uygarlığın yapıtaşları olduğunu fark etmedik. Bu kitaplar, bu arkeolojik veriler sadece basit ‘metinler’ değil, bize gerçekten kim olduğumuzu, hangi kültürel ve tarihsel süreçlerin sonucu olduğumuzu anlatan metinler. Örneğin, pek çok tarihsel mirasın yanı sıra ‘kahpe Bizans’ diye ötekileştirdiğimiz Doğu Roma İmparatorluğu’nun mirasına sahibiz. Bu arkeoloji çalışmalarına da yansıdı elbette, uzun yıllar bu konuda çok az araştırma yapıldı. Şairin dediği gibi “Derya içre olup deryayı bilmeyen balık gibiyiz”.

Bugün dijital dünyanın diktatörlüğünden söz ediyoruz. Peki buraya nasıl geldik? Hangi tarihsel süreçler bizi buraya getirdi? Nereye gidiyoruz? Bütün bunların yanıtları bu metinlerde, arkeolojik verilerde gizli. Bu arkeolojik verilerin bugünle bağlantılarını kurmalıyız. Resmi ve her türlü körleştirici ideolojiden kurtulup daha evrensel ölçekte bakmalıyız. Bu metinler bugünkü uygarlığın binlerce yıl önceki kurucularıdır. Bugün dünyaya hakim olan kültür Doğu Akdeniz’de şekillenmiş, antik Yunan ve Roma ideolojisiyle yapılanmış, yeni kıtanın keşfi, kapitalizm, sanayileşme ve küreselleşmeyle bütün dünyayı kaplamış. 

Şimdi bu kültürün içerisinde bir piyon olmayacaksak, sürekli olarak dış güçlerden, mihraklardan söz edip kendimizi kandırmayacaksak, daha iyi bir dünyanın kurulmasında aktif bir güç olacaksak, bu metinleri bilmemiz gerekiyor. Sadece Homeros metinlerini de değil, Vergilius’u da bilmemiz gerekiyor, kutsal metinleri de, Semavi inançların metinlerini de Zerdüştlüğü de bilmemiz gerekiyor. Çünkü bu kültürün içinde bunların hepsi var ve bu kültürün bileşenlerini oluşturuyorlar.

Yani biz Nolan ne yapmış, film aslına uygun muymuş, şunu mu kullanmış diye bu metinlere yaklaşırsak kendimize de tarihsel mirasa da haksızlık etmiş oluruz. Bu yaklaşım bir körleşmeye sebep olur ve içinde yaşadığımız kültürü görmeyen Oidipus’lara dönüşürüz.

Metinler hangi ideolojiye hizmet ediyordu?

Gerçekten de bugün filmden yola çıkarak yürüyen iki tartışma var: Teknik açıdan ilerleyen tartışmalar tarihe uygunluğu ele alıyor: Kostümlerin döneme uygunluğu vs. konuşuluyor. Ya da bambaşka bir açıdan “Helen siyah mı olmalı, beyaz mı olmalı” gibi bir eksene rastlıyoruz. Bunlardan sıyrılarak Homeros’u incelerken nasıl bir bakış açısına sahip olmalıyız? 

Bir kere çoklu bir yaklaşım sergilememiz gerekiyor. Çünkü çok katmanlı bir eserle karşı karşıyayız. Her şeyden önce bu eser, ortaya çıktığını düşündüğümüz tarihlerde hangi fonksiyonları yerine getiriyordu, hangi ideolojiye hizmet ediyordu? Buna bakmamız lazım. Yani bu denli şiddet içeren cinsiyetçi dizeler insanlara ne anlatıyordu? ‘Şimdi bize ne anlatıyor’ kısmı da önemli ama o dönemin insanlara ne anlatıyordu? Niye bu kadar önemli oldu? 

Yani biz antik metinlerden biliyoruz, Antik Yunan döneminde de Homeros’un metinleri, okutuluyor ezberletiliyordu. Odysseia'da dizeleri arasında da örneğini görüyoruz. Metnin bazı yerlerinde, tüm dizeleri ezbere bilen ozanlar, savaşta neler olup bittiğini şiirsel ve melodik bir biçimde anlatıyorlar. Yani tüm antikçağ dünyası Homeros’un metinlerinin taşıdığı ideolojinin pasif yüklenicileri haline gelmişti.

Öte yandan Troia savaşı, antikçağda yaşanmış tek bir savaş değil, öyle değil mi? Binlerce savaş olmuş. Yunanistan’da Miken yıkılmış mesela, dönemin en büyük güçlerinden biri. Anadolu’nun süper gücü Hitit yıkılmış. Onlara dair böyle bir destan, bir epik anlatı yok. Burada başka bir şey var. Bunu değerlendirmemiz lazım. Ne oldu da insanlar bunu önemsediler ve bunu sözel olarak yaşattılar, ezberlerinde tuttular binlerce yıl boyunca, parça parça da olsa bunları anlatmayı sürdürdüler? Örneğin Zeus’un Helena’yı Doğu ve Batı arasında bitmeyecek bir savaşı başlatmak için yarattığını anlatan bir mit var. İdeolojik olarak Doğu’nun sınırlarının çizildiği en eski metin. MÖ 5.yy’da yazan Herodotos, Pers-Yunan savaşlarının nedeni olarak kız kaçırmaya işaret ederek Troia savaşına atıfta bulunur…

Gerçekliğinden emin dahi olmadığımız bir mitle karşı karşıyayız. Bir prens ve bir kralın kadın bedeni üzerindeki iktidar mücadelesi. Onlarca ülkenin, binlerce askerin karşı karşıya geldiği bir kültürün tümüyle yok edildiği, erkeklerin kılıçtan geçirilip kadınların tutsak edildiği bir şiddet sarmalı. Dizelerde geçen kadınların çoğunun kaçırılıp köleleştirildiğini aktaran bir metin. Güçlü olan azınlığın, kalabalıklar üzerine iktidarının haklılığını savunuyor. İnsanın varlığını tanrılara borçlu olduğunu okuyanın dinleyenin zihnine akıtan, onu kullaştıran bir evren kuruyor. Tanrılar, insanlar, ölüm ve cehennem. Odysseus’un tanıklığında öldükten sonra insanın başına neler geleceğini aktaran, yaşamını tehditlerle dolduran bir kutsal metin. Tüm bunları ve daha fazlasını düşününce savaşın gerçekten olup olmadığının bir anlamı da kalmıyor. Çünkü savaş olmasa bile yukarıda saydıklarım olmuştu. Bu cinsiyetçi, patriyarkal düzen bugün de aynen devam etmektedir. İnsanlar, kendi iktidarları, arzuları ve şehvetleri için ayrıcalıklı azınlığın kurduğu bu şiddet cehenneminde yaşamış ve bu kültürü sonraki nesillere aktarmışlardı.

Kaldı ki Homer metinlerinde sıklıkla “Anlat bana Tanrıça, söyle bana Tanrıça…” diye sözlerin ve bilgilerin kutsallığına vurgu yapıyor. Bir peygamber gibi ancak tanrıların bilebileceği ‘gerçekler’. Yani “Benim bu anlattıklarım benim söylediklerim değil, tanrıların bana ilettikleri, söyledikleri” demeye getirip inandırıcılığını güçlendiriyor. Dizelerde anlatılan hikâyenin büyüsünden çıkıp topografyaya ve kahramanların konumlarına bakıldığında dönem insanlarının zihnindeki evrenin bugün yaşayanlardan farklı olmadığı da görülebilir. 

Ölüler ülkesine yolculuk kitapta benim en çok dikkatimi çeken bölümdü. Mesela Achilleus'un konuşması hikayesi. Yaptığı kısa bir hayat ve şan şöhret tercihinin o kadar da iyi bir tercih olmadığını söylüyordu. Bence en çarpıcı kısımdı, Gılgamış ile benzerliği aklımıza geliyor hemen. Fakat bu sahneler filmle birlikte atlanmış oldu. 

Homeros kahramanı Odysseus’u Tartaros’a indirip ölülerin ahvalinin tanıklığını yaparken aslında yaşamı da dizayn ediyor. Ölüler Ülkesi’ne inişin ilk yazılı örneğini Gılgamış’ta görmüştük, ikincisini de Odysseia’da okuyoruz. Sonrasında zaten bir geleneğe dönüşüyor, Vergilius, Ardavirafname ve Dante en bilinen örnekler. Gök tanrıların hâkim olduğu yaşam düşüncesi. Yaşamın geçici ölümün kalıcı olduğunu dinleyenine aktaran metinler. İktidarın elini güçlendirecek, insanlar üzerine kurguladığı o inanç yasasını sürdürmeye yardımcı olacak metinler. Yaşadığımız çağdan ne farkı var. Bir çeşit miraç hikayesi…

Sonuç olarak bu metnin, insanın etrafına ördüğü semiosferin inşasını yapar, hangi iktidar ve yasalarla çevrili bir dünyada yaşadığını insana sürekli hatırlatır. 

Evrensel'e Abone Ol

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
08.08.2026 15:15 / Güncelleme: 16:50

8 Ağustos Dünya Kedi Günü: Evlerimizin minik kaplanlarını ne kadar tanıyoruz?

8 Ağustos Dünya Kedi Günü, kedilerin yaşam koşullarına ve insanlarla kurdukları bağa dikkat çekiyor. Peki evlerimizi ve sokaklarımızı paylaştığımız kedileri ne kadar tanıyoruz? İşte kediler hakkında 5 dikkat çekici özellik...

8 Ağustos Dünya Kedi Günü: Evlerimizin minik kaplanlarını ne kadar tanıyoruz?

Fotoğraf: Evrensel 

08.08.2026 12:23

Galatasaray'ın transfer listesindeki ilk isim belli oldu

Galatasaray'ın transfer listesinin ilk sırasında Lokomotiv Moskova forması giyen Aleksey Batrakov'un yer aldığı öne sürüldü. Sarı-kırmızılıların 21 yaşındaki futbolcu için bonuslarla birlikte 20 milyon avro teklif ettiği iddia edildi.

Galatasaray'ın transfer listesindeki ilk isim belli oldu

Galatasaray

08.08.2026 11:16 / Güncelleme: 11:18

Cinayete kurban gittiği değerlendiriliyor: Evindar'ın cansız bedeni aranıyor

Cinayete kurban gittiği değerlendirilen Evindar Tiğrak'ın cansız bedenine ulaşılması için ekiplerin arama çalışmaları sürerken, ailesi de kızlarının bulunmasını bekliyor.

Cinayete kurban gittiği değerlendiriliyor: Evindar'ın cansız bedeni aranıyor

Fotoğraf: DHA

08.08.2026 12:52

Fenerbahçe'de golcüler sıralaması değişti: Talisca, Deivid'i geride bıraktı

Fenerbahçe formasıyla 42 gole ulaşan Anderson Talisca, Deivid'i geride bırakarak kulüp tarihinin en golcü dördüncü Brezilyalı futbolcusu oldu. Listenin ilk sırasında 171 golle Alex de Souza yer alıyor.

Fenerbahçe'de golcüler sıralaması değişti: Talisca, Deivid'i geride bıraktı

Fotoğraf: AA

08.08.2026 13:41

Milli pentatlet İlke Özyüksel Mihrioğlu, Avrupa şampiyonu oldu

2026 Avrupa Modern Pentatlon Şampiyonası'nda milli sporcu İlke Özyüksel Mihrioğlu altın madalya kazandı. Türkiye modern pentatlon branşında Avrupa şampiyonalarında ilk kez altın madalya elde etti.

Milli pentatlet İlke Özyüksel Mihrioğlu, Avrupa şampiyonu oldu

Fotoğraf: AA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!