PTT'de torba yasa, iş güvencesinin tabutuna son çivi
TBMM'de görüşülen torba yasa teklifiyle PTT'de personel rejimi köklü biçimde değişirken, Haber-Sen düzenlemenin iş güvencesini ortadan kaldıracağını belirterek Adana'da "Adil geçiş ve güvenceli istihdam istiyoruz" çağrısıyla basın açıklaması yaptı.
Fotoğraf: Evrensel
Volkan Pekal
[email protected]
Adana — TBMM'de görüşülen torba kanun teklifinde yer alan düzenlemeler, PTT'nin personel rejimini köklü biçimde değiştiriyor. Teklif, 399 sayılı KHK'ye tabi personelin İdari Hizmet Sözleşmeli (İHS) statüsüne geçişini düzenlerken, işe alımdan ücretlere, görevde yükselmeden sözleşmenin sona erdirilmesine kadar birçok konuda PTT Yönetim Kuruluna geniş yetkiler tanıyor. Sendikalara göre düzenleme yalnızca personel statüsünü değiştirmiyor; 2013'te başlayan şirketleşme ve 2018'de Türkiye Varlık Fonu'na devredilmesiyle hızlanan piyasa odaklı dönüşümün son halkasını oluşturuyor.
PTT'nin anonim şirkete dönüştürülmesinin ardından kurumda üç farklı istihdam modeli oluştu. 399 sayılı KHK'ye tabi personel, İdari Hizmet Sözleşmeli personel ve alt işveren çalışanları aynı işyerlerinde farklı haklarla çalışmaya başladı.
399 sayılı KHK'ye tabi personel ek ödeme, görev güvencesi ve kariyer olanakları bakımından daha avantajlı bir statüde bulunurken, İHS personeli daha sınırlı mali ve özlük haklarına sahip. Alt işveren çalışanları ise 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında çalışıyor ve iş güvencesi ile sosyal haklar açısından en dezavantajlı grubu oluşturuyor.
Sendikalar yıllardır bu çok başlı yapının kaldırılarak bütün çalışanların güvenceli kamu personeli statüsünde eşitlenmesini talep ediyor. Ancak torba yasa şirketleşme öncesinde güvenceli statüde bulunan 399'lu personeli başka kamu kurumlarına gönderirken, PTT bünyesinde kalacak çalışanların önemli bölümünü İHS statüsünde toplamayı hedefliyor. Böylece ücretler, sosyal haklar ve çalışma koşulları büyük ölçüde PTT Yönetim Kurulunun alacağı idari kararlara bağlı hale geliyor.
Daha önce Taşeron uygulaması ve ardından esnaf kurye uygulaması ile posta dağıtım ve kargoda iş güvencesini ortadan kaldıran kölelik koşulları dayatan PTT bu son uygulama ile güvenceli çalışmamanın tabutuna son çiviyi çakmış oluyor.
2013'te başlayan dönüşüm tamamlanıyor
23 Mayıs 2013'te yürürlüğe giren 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu ile PTT'nin yapısı köklü biçimde değiştirildi. Yaklaşık iki asır boyunca kamu kurumu olarak faaliyet yürüten PTT, Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi'ne dönüştürüldü. Kanunun gerekçesinde posta sektörünün serbestleştirilmesi, rekabete açılması ve mali açıdan güçlü bir sektör oluşturulması hedefi açıkça ifade edildi. Böylece kamu hizmeti anlayışının yerini şirket mantığı aldı.
Şirket büyüdü, iş yükü arttı
Şirketleşmenin ardından PTT'nin faaliyet alanı önemli ölçüde genişledi. Klasik posta hizmetlerinin yanı sıra PTTBank, lojistik, kargo, e-ticaret, PTTAVM, HGS, kamu tahsilatları ve dijital hizmetler kurumun temel faaliyet alanları arasına girdi. Özellikle COVID-19 salgınıyla birlikte e-ticaret hacmindeki büyüme, kargo operasyonlarını katlayarak artırdı. PTT’nin elde ettiği zenginlikler taşeron firmalara aktı.
Ancak çalışanlara göre büyüyen şirket, istihdamı aynı oranda artırmadı. Dağıtıcılar ve gişe görevlileri artan iş yükü altında çalışırken fazla mesailer, performans baskısı ve hedef odaklı çalışma uygulamaları yaygınlaştı. Haber-Sen'in uzun süredir dile getirdiği değerlendirmelere göre PTT'de birçok işyerinde personel açığı kronik hale gelirken çalışanlar dinlenme hakkını dahi kullanmakta zorlanıyor.
Varlık Fonu’ndan sonra 13 Milyar zarar
PTT'nin 2018 yılında Türkiye Varlık Fonu'na devredilmesinin ardından kurum üzerindeki kamu denetimi zayıflarken ticari öncelikler daha belirleyici hale geldi. Sayıştay raporları ve şirket mali tablolarına göre PTT’nin son yedi yıllık toplam zararı 13 milyar lirayı aşarken Haber-Sen'e göre zararların gerekçesi personel maliyetleri değil; siyasi kadrolaşma, yüksek yönetim giderleri ve denetimden uzak şirket yönetimi.
Haber-Sen: Güvenceli istihdam istiyoruz
Torba yasa teklifine karşı tepkiler sürerken, Haber-Sen 8 No'lu Şube üyeleri Adana'da Toros Caddesi üzerindeki PTT Cemalpaşa Şubesi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Şube Kadın Sekreteri Gülcan Aydin okudu.
Aydin, PTT'nin yaklaşık 200 yıllık geçmişine rağmen yıllar içinde kamu kurumu niteliğinden uzaklaştırıldığını belirterek, yanlış yönetim politikalarının bedelinin çalışanlara ödetildiğini söyledi. Mevcut yönetim anlayışının çalışanların kuruma olan aidiyet duygusunu yok ettiğini ifade eden Aydin, "Bugün tabanda çalışan hiçbir emekçi PTT ile barışık değildir” dedi.
"Plan ve Bütçe Komisyonu'nda emekçilerin sesi olacağız"
Torba yasa teklifinin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşüleceğini hatırlatan Aydın, Haber-Sen olarak komisyon sürecinde PTT emekçilerinin taleplerini dile getireceklerini, Hiçbir emekçinin hakkının yok sayılmasına, hiçbir kazanımın gasp edilmesine sessiz kalmayacaklarını söyledi.
"399'lu personelin hakları korunmalı"
Aydin, yasanın geçmesi durumunda yaşanacak mağduriyetlere dikkat çekerek bu konuda taleplerde bulundu. Düzenlemeden sonra başka kurumlara geçecek olan 399’luların var olduğundan bahseden Aydin, bu personelin mali, sosyal ve özlük haklarında kayıp yaşamadan, eğitim durumlarına uygun kadrolara, objektif kriterlerle atanmasını istedi.
PTT'de kalmayı tercih edecek 399'lu personelin ise mevcut haklarının yasal güvence altına alınmasını isteyen Aydin, dağıtıcı personelin başka kurumlara "dağıtıcı" unvanıyla değil, memur unvanıyla geçirilmesi gerektiğini belirtti.
"İHS yönetmeliği çalışanları güvencesiz bırakıyor"
İdari Hizmet Sözleşmeli (İHS) personelin yıllardır güvencesizlik içinde çalıştırıldığını belirten Aydin, İHS Yönetmeliği’nde iş güvencesini ortadan kaldıran 108. maddenin kaldırılmasını, işe giriş şartlarından birinin sonradan kaybedilmesi halinde iş akdinin sona erdirilmesine olanak tanıyan 107. maddenin ise değiştirilmesini istedi. Dağıtım personelinin ağır çalışma koşulları nedeniyle sağlık sorunları yaşayabildiğini belirten Aydin, "İşini yaparken sağlığını kaybeden emekçinin iş akdini feshetmek vicdan dışıdır" dedi.
"Performans baskısı kaldırılmalı"
İş yükünü arttıran performans uygulamasının kaldırılmasını talep eden Aydin, işe alım, sözleşmenin yenilenmesi veya sona erdirilmesi ile mali, sosyal ve disiplin haklarının yeni düzenleme ile PTT Yönetim Kurulunun takdirine bırakılmasına da tepki göstererek bu süreçlerin genel kamu personeli rejimine tabi olması gerektiğini söyledi.
"Yıpranma hakkı ve yeşil pasaport istiyoruz"
Aydin, dağıtım personeline fiili hizmet süresi zammı, yani yıpranma hakkının verilmesini isterken, başta İHS'liler olmak üzere PTT emekçilerinin kamu hizmeti yürütmelerine rağmen yeşil pasaport hakkından yararlanamamasının da önemli bir eşitsizlik olduğunu söyledi.
İHS statüsüne geçen personelin Emekli Sandığı kapsamındaki haklarının korunmasını ve mali-sosyal hakların toplu iş sözleşmesiyle güvence altına alınmasını isteyen Aydin, sendikaların görüşü alınmadan hazırlanacak düzenlemelerin yeni mağduriyetler yaratacağını dile getirdi.
Bugüne kadar bu haksızlıklara karşı hukuk önünde onlarca dava açtıklarını hatırlatan Aydin, “Adalet arayışımızdan, meydanlardan ve hak mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Siyasi iktidarı ve PTT yönetimini emekçilerin sesine kulak vermeye ve torba yasa teklifindeki adaletsiz düzenlemeleri geri çekmeye çağırıyoruz" dedi.
BTS Genel Başkanı Tonguç Özkan, “PTT'deki dönüşüm diğer KİT'ler için de bir model”
Basın açıklamasında konuşan Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) Genel Başkanı Tonguç Özkan, PTT'de hayata geçirilmek istenen düzenlemenin yalnızca PTT çalışanlarını değil, tüm kamu iktisadi teşebbüslerini ilgilendiren bir dönüşümün parçası olduğunu söyledi.
"Ortak mücadele olmadan bu süreci durduramayız"
Türk Telekom'un özelleştirilme sürecini hatırlatarak benzer bir tablonun PTT'de yaşandığını ifade eden Özkan, BTS olarak Haber-Sen ve PTT çalışanlarıyla dayanışma içinde olduklarını belirterek saldırıların ancak ortak mücadeleyle durdurulabileceğini vurguladı.
Geçmişte çalışanlar aleyhine yapılan birçok düzenlemenin Danıştay kararlarıyla geri çevrilebildiğini hatırlatan Özkan, bugün ise yargının siyasal iktidarın etkisi altında olduğunu savunarak çalışanlar lehine karar alınmasının giderek zorlaştığını belirtip “Hukuki mücadele tek başına yeterli olmuyor. Sendikaların bölünmesi ve ortak mücadele yürütememesi de çalışanların hak kayıplarını artırıyor." dedi.
"399'luların tercihleri dikkate alınmalı"
399 sayılı KHK'ye tabi personelin başka kamu kurumlarına gönderilmesi halinde çalışanların sosyal yaşamlarının bozulmaması, ekonomik ve sosyal hak kaybına uğramaması ve kendi tercihleri doğrultusunda kurumlara yerleştirilmesi gerektiğini belirten Özkan, bunun çalışanların en temel talebi olduğunu ifade etti.
"Kamulaştırma yeniden gündeme gelebilir"
Özkan, ileride siyasal koşulların değişmesi halinde özelleştirilen kurumların yeniden kamulaştırılabileceğini ve güvenceli kamu istihdamının yeniden oluşturulabileceğini belirterek, bunun ancak emek örgütlerinin ve toplumun ortak mücadelesiyle mümkün olacağını söyledi.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et