KYK yurdunda çalışan Naciye Kabak: İşimi geri istiyorum
Afyon’da KYK yurdunda çalışan Naciye Kabak’ın hikayesi, devletin kamu işçilerini tüketip ardından tazminatsız, hatta borçlu çıkarılarak kullan-at işçiler olarak gördüğünün bir örneği.
Sıla Altun
[email protected]
KYK yurtlarında çalışan kadın işçiler, uzun yıllardır emek verdikleri kurumlarda son dönemde dozu iyice artan bir hak gasbı ve mobbing kıskacında. Ağır yük taşımaktan lağım temizlemeye kadar görev tanımları dışındaki her işe koşturulan, karşı çıktıklarında ise tutanak ve sürgün tehdidiyle karşılaşan kadınlar, Tüm Otel ve Turizm İşçileri Sendikasında (OTİS) örgütlendikten sonra baskıların hedefi haline geldiklerini anlattı. OTİS Genel Başkanı Birsel Tuğlu, Afyon KYK’de görev yapan Naciye Kabak’ın ağır kimyasallara bağlı sağlık sorunları yaşamasına rağmen haksız yere işten atıldığını söyledi.
Rapor alana iş feshi, tazminat hakkı gasbı
Tuğlu, Afyon’da KYK yurdunda uzun yıllardır temizlik personeli olarak çalışan Kabak’ın kurumda kullanılan tarihi geçmiş ağır kimyasallar ve deterjanlar nedeniyle ciddi egzama ve sağlık sorunları yaşamaya başladığını ifade etti. İş yeri hekimi ve hastaneden “Kimyasallara maruz kalmadan çalışabileceği uygun bir işe yerleştirilmesi” yönünde heyet raporu alan Kabak, bu hakkını talep ettiğinde okumasına bile izin verilmeyen bir fesih belgesiyle işten çıkartıldı.
Normalde sağlık durumuna uygun bir iş verilememesinden kaynaklı bir işçi işten çıkartılırsa kıdem tazminatı ödenmesi gerektiğini belirten Tuğlu, “Kanun böyle. Ancak kurum, tazminat ödemediği gibi, daha önce hesabına yatan tediye ücretini de Naciye Hanım’ın hesabından çekmiş. Yani devlet kurumu yaptığı hatanın üzerine tüy dikiyor ve Naciye Hanım’ın geçim sıkıntısına düşüp dava açmasını da engelliyor” ifadelerini kullandı.
Uğradığı haksızlığı anlatan Kabak, “Ben işimi bugüne kadar layıkıyla, düzgün yaptım. Herkes de arkamdan bunu söylüyor. İşimi seviyordum ve sadece işime geri dönmek istiyorum” diyerek mücadelesini sonuna kadar sürdüreceğini vurguladı.
Tır dolusu yük kadınların sırtında
Üç bin kişilik yurtların tüm yükü bir avuç kadının sırtına yıkılmış durumda. Tuğlu durumu şu sözlerle özetliyor: “30 kiloluk deterjan bidonları, tır dolusu malzeme kadın işçilere taşıtılıyor. Ağır yük taşımaktan kadınlarda ne bel kaldı ne diz. Boyun fıtığı, bel fıtığı, varis, menisküs kronikleşti. ‘Kendi işimiz değil, sağlığımız elvermiyor’ dediğimiz an amirler çocuk azarlar gibi bağırıyor, hemen tutanak tehdidi başlıyor.”
Koruyucu ekipman yok
İş sağlığı ve güvenliği kurallarının KYK yurtlarında tamamen hiçe sayıldığını söyleyen Tuğlu, işçi kadınların patlayan lağımları hiçbir koruyucu ekipman verilmeden, ayaklarında terliklerle temizlemek zorunda bırakıldıklarını anlatıyor: “Yağmur yağdıkça sığınakları lağım basıyor. Koruyucu teçhizat olmadan o pisliği bize temizletiyorlar. İtiraz edince ‘Gelmeyene tutanak tutarız’ diyorlar. Çapa Hastanesinde önlem alınmadan kanalizasyon temizlediği için enfeksiyon kapıp ölen Zafer Açıkgözoğlu gibi olmak istemiyoruz.”
Kadınların dinlenme ve giyinme alanlarında ise havalandırma ya da pencere olmadığını, karanlık odalarda kadınların hem yemek yemeye hem kıyafet değiştirmeye zorlandığını belirten Tuğlu, kadın işçiler için hijyenik tuvalet ya da banyonun da var olmadığını söyledi.
‘Meclis sesimizi duymak zorunda’
Tuğlu, OTİS üyesi kadın işçilerin sendikal haklarını öğrendikçe idarenin üzerlerindeki baskıyı “Gözdağı vermek amacıyla” daha da artırdığını, asılsız CİMER ihbarlarıyla soruşturmalar geçirdiklerini belirtiyor. Ancak kadınlar kararlı: “Biz iş kanununu, iş sağlığı kanununu ve haklarımızı öğrendik. Bugün sendikalı işçilere yönelik açık bir ayrımcılık var. Biz bu hukuksuzluğu mahkemeye taşıdık, savcılığa da suç duyurusunda bulunacağız.”
Tuğlu ve KYK yurtlarında çalışan kadınlar, bu mücadelenin sadece birkaç işçinin davası olmadığını, atılan işçi kadının işe iadesinin yapılmasını talep ederlerken, KYK bünyesindeki tüm taşeron ve güvencesiz çalışan kadınların ortak sorunu olduğunu hatırlattı: “Bizim görev tanımımızın netleşmesi, bu kölelik düzenine son verilmesi için Meclisten soru önergeleri çıkmalı, sesimiz duyulmalı. Birleşik bir mücadeleyle bu korku duvarını yıkacağız” dedi.
Evrensel'i Takip Et