AKP’nin ‘mizahla mücadele’ karnesi
Deniz Göktaş’ın tutuklanması, AKP döneminde mizahçılara yönelik baskıların son halkası oldu. Karikatürlerden stand-up sahnesine uzanan süreçte davalar, gözaltılar ve tutuklamalar arttı.
Leman dergisinin binasına gerici saldırı anı
Ahmed Ziya Aydın
Geçtiğimiz günlerde YouTube’da yayımladığı “Ölü Deniz” stand upıyla gündeme gelen ve birkaç günde milyonlarca izlenen Deniz Göktaş tutuklandı. Oldukça beğeni toplayan, birkaç günde 10 milyonu aşkın görüntülenme alan performansıyla gündem olan Göktaş’ın tutuklanması da büyük bir tepki topladı. Ancak AKP’nin bu “alınganlığı” yeni değil.
AKP’li yıllara baktığımızda böylesi örnekleri görmek zor değil. Ama iktidarının ilk zamanlarından bu yana bu saldırıların biçim değiştirdiği bir durum da söz konusu.
Karikatürler ve tazminat davaları
2000’li yılların başında baskılar daha çok mali ambargo ve itibar davaları şeklinde ilerliyordu. Bunun ilk örneklerinden biri Karikatürist Musa Kart’ın kedi karikatürü davası. Dönemin Başbakanı Erdoğan, imam hatip okulları tartışmalarını konu edinerek kendisini bir yumağa dolanmış kedi olarak resmeden Cumhuriyet Gazetesi Çizeri Musa Kart’a 5 bin TL’lik manevi tazminat davası açtı. İlk başta Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesi karikatürü “kişilik haklarına saldırı” sayarak cezayı onaylasa da sonrasından dava Yargıtay tarafından bozuldu.
Dönemin bir diğer davası da Musa Kart’a açılan davaya tepki olarak hazırlanan Penguen dergisinin kapağı için açıldı. Erdoğan’ın fil, maymun, deve, kurbağa ve yılan gibi hayvanlar şeklinde resmedildiği kapağa 40 bin TL’lik tazminat davası açıldı. “Mizahın eleştiri sınırlarında kaldığına” hükmedilerek dava reddedildi.
Bu dava dalgasından nasibini alan bir diğer çizim de 6 Temmuz 2006 tarihinde Leman dergisinin kapağında yer alan ”Reco Kongo kenesi Türkiye’nin anasını ağlatıyor” başlıklı karikatür oldu. Açılan 25 bin TL’lik manevi tazminat davası da reddedilmişti.
‘Cumhurbaşkanına hakaret’ sopası
Erdoğan’ın 2014’te cumhurbaşkanı seçilmesi ve Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinin (cumhurbaşkanına hakaret) sistematik bir yargı silahına dönüşmesiyle birlikte saldırıların biçimi de değişti.
Penguen dergisinin 2014 yılındaki bir kapağında, Erdoğan’ın köşke çıkışını selamlayan bir memurun ceketinin önünü iliklerken yaptığı el hareketinin “gizli bir eşcinsellik işareti/hakaret” barındırdığı iddiasıyla bir suç duyurusunda bulunuldu. Savcılık jet hızıyla “kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret” suçlamasıyla Çizer Bahadır Baruter ve Özer Aydoğan hakkında 2 yıl 4 aya kadar hapis cezası istemiyle dava açtı.
Türkiye mizah tarihinin en köklü dergilerinden Gırgır, Hz. Musa ile ilgili yayımlanan bir karikatürün ardından hedef alındı. Dergi, yayıncı şirket tarafından alelacele kapatıldı ve tüm çalışanları işten çıkarıldı.
Sonraki süreçlerde de Penguen ve Uykusuz gibi ana akım haftalık mizah dergileri; resmi kurumlardan ilan alamama, dağıtım ağlarının yüksek komisyon oranları, yükselen kağıt maliyetleri ve her an kapıda bekleyen dava baskılarının getirdiği yıpranmayla zaman içinde basılı yayın hayatlarına son vermek zorunda kaldılar.
Son yıllarda gündeme gelen bir diğer olay ise geçtiğimiz sene Leman dergisinde yayımlanan bir karikatürün hedef alınması olmuştu. Gazze’de hayatını kaybeden Muhammed ve Musa isimli iki çocuğun el sıkışmasını tasvir eden karikatür “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek” gerekçesiyle hedef haline geldi. Derginin bulunduğu binaya saldırılar düzenlendi, önünde şeriat çağrıları yapıldı. Derginin çizer, yönetici ve yazı işleri müdürlerinden oluşan 4 kişi ile saldırıya tepki gösteren Barış Akademisyeni Aslı Aydemir tutuklandı.
Komedyenler de hedef alındı
Ünlü tiyatro sanatçıları da bu saldırıların hedefi olmaktan kaçamadı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Halk TV’de yayımlanan “Halk Arenası” programında yaptıkları eleştirel açıklamalar nedeniyle “Bedelini ödeyecekler” diyerek hedef gösterdiği Sanatçılar Metin Akpınar ve Müjdat Gezen hakkında hapis cezası istemiyle dava açılmıştı. Evlerine gelen polisler tarafından ifade vermek üzere adliyeye götürülen sanatçılar için “cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçundan 1 yıl 2 aydan 4 yıl 8 aya kadar hapis cezası istenmişti.
Komedyenler de bu baskıdan payına düşeni aldı. Farklı zamanlarda Komedyen Emre Günsal Atatürk ve Mevlana, Pınar Fidan Aleviler, Tuba Ulu Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan hakkında yaptığı şakalar gerekçesiyle “tarihi, milli ve manevi değerlere hakaret”, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” gibi suçlamalarla gözaltına alınmıştı. YouTube’da yayımlanan Soğuk Savaş isimli programda kullandığı ifadeler sebebiyle gözaltına alınan Boğaç Soydemir ve konuğu Enes Akgündüz de tutuklanmıştı.
Cuma hutbeleriyle hedef alındılar
AKP döneminde mizahı susturmanın bir diğer işlevsel aracı da görüldüğü üzere TCK 216/3 maddesindeki “Dini değerleri aşağılama” suçlaması oldu. İktidar, linç kampanyalarını engellemek yerine yargıyı yine bir cezalandırma aracına dönüştürdü. Bu saldırılar Diyanetin hutbelerine de yansıdı: Leman çalışanlarının gözaltına alındığı dönemde cuma hutbesinde “Bize düşen Peygamber Efendimiz’e yapılan çirkin saldırılara karşı yekvücut olmak” dendi. Deniz Göktaş’ın mahkemeye çıkarıldığı gün yine cuma hutbesinde “Modern çağın getirdiği tüketim kültürü, dijital mecraların bilinçsiz kullanımı, zaman zaman kutsallarımızın mizah adı altında alaya alınması, çocuklarımızı günden güne değerlerimizden uzaklaştırmaktadır” ifadeleriyle hedef alındı. Diyanetin hutbeleriyle büyüyen bu baskı iklimi, dini değerleri, mizahı tasfiye etmenin kullanışlı bir aparatına dönüştürdü.
Evrensel'i Takip Et