Okyanuslar ve Akdeniz 'kaynıyor': Rekor sıcaklıklar ve kitlesel ölümler alarm veriyor
Copernicus verilerine göre 2026 Haziranı okyanuslarda şimdiye kadarki en sıcak haziran oldu. Küresel ortalamanın üç katı hızla ısınan Akdeniz'de deniz sıcak dalgaları ve kitlesel canlı ölümleri endişe yaratıyor.
Fotoğraf: Freepic
Özer Akdemir
[email protected]
Çanakkale — Copernicus İklim Değişikliği Servisi ve Copernicus Deniz Servisi verilerine göre, 21,0°C’ye ulaşan rekor düzeydeki küresel deniz yüzeyi sıcaklıkları, Haziran 2026’yı şimdiye kadar okyanuslarda gözlemlenen en sıcak Haziran ayı haline getirdi. Yılın ilk altı ayında küresel ortalama sıcaklık 20,94°C olarak ölçüldü ve haziran sonu itibarıyla okyanusların yüzde 82'sini kapsayan geniş bir alanda çeşitli şiddetlerde deniz sıcak dalgaları yaşandı.
Son üç yıldır kutup bölgeleri hariç olmak üzere küresel okyanuslar; uzun vadeli ortalamaya göre 0,35 - 0,73°C daha sıcak seyrediyor. Dünya Meteoroloji Örgütü'nün duyurduğu El Niño doğa olayının da etkisiyle beklenen bu rekor sıcaklıklar; fırtınalara yol açıyor, buharlaşmayı ve aşırı yağış riskini artırıyor, deniz seviyelerinin yükselmesine ve buzulların erimesine neden oluyor.

Akdeniz küresel ortalamanın üç katı hızla ısınıyor
Kendi çapında bir "iklim değişikliği sıcak noktası" olan Akdeniz, on yılda bir 0,38°C ısınarak 0,11°C'lik küresel ortalamadan üç kat daha büyük bir hızla ısınıyor. 2026'nın ilk yarısında havzanın yüzde 98'i deniz sıcak dalgalarından etkilendi ve haziran ayında Akdeniz'deki deniz yüzeyi sıcaklığı 24,3°C'lik rekor bir ortalamaya ulaştı.
Yaşanan bu şiddetli ve ardışık deniz sıcak dalgaları, Akdeniz'de benzeri görülmemiş kitlesel deniz canlısı ölümlerini tetikliyor. Özellikle diğer deniz canlıları için yaşam ve üreme alanı oluşturan "ekosistem mühendisi" yumuşak mercanlar ve makro algler bu durumdan en ağır darbeyi alan, yok olma tehlikesi altındaki türler arasında bulunuyor.
Türkiye kıyılarındaki yansımaları: Ege ve Doğu Akdeniz risk altında
Araştırmalar, Akdeniz genelinde kitlesel canlı ölümlerinin en şiddetli yaşandığı ekolojik bölgeler arasında Ege ve Doğu Akdeniz'in bulunduğunu ortaya koyuyor. Havzanın doğusunun, batısından daha hızlı ısındığı gözlemleniyor. Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Barış Salihoğlu, sığ kıyısal alanların ve zayıf karışan bölgelerin ısınmaya daha hızlı tepki verdiğine dikkat çekerek Mersin, İskenderun ve Antalya körfezleri ile Levant Havzası'nda (Doğu Akdeniz'in en doğusunda) deniz yüzeyi sıcaklıklarının hızla yükselebileceğini belirtiyor ve günlük izlemenin kritik olduğunu vurguluyor.

İklim değişikliği ve El Niño etkileşimi
Prof. Dr. Salihoğlu, deniz sıcaklıklarında yaşanan bu ekstrem olayların geçici anomaliler olmaktan çıkıp küresel iklim sisteminin geldiği son noktayı gösterdiğinin altını çiziyor. İnsan kaynaklı iklim değişikliğiyle ortaya çıkan fazla ısının çok büyük bir kısmı okyanuslar tarafından depolanıyor. Doğal bir iklim salınımı olan El Niño ise iklim değişikliğinin hazırladığı bu sıcak zemin üzerine eklenerek yeni sıcaklık rekorlarının kırılmasını kolaylaştırıyor.
Krize karşı mücadele önerileri ve çözüm yolları
Bir deniz sıcak dalgasının etkileri tam olarak onarılmadan yenisinin başlaması, ekosistemdeki stresi biriktirerek Posidonia oceanica deniz çayırları, mercanlar ve süngerler gibi yavaş büyüyen türlerin toparlanmasına engel oluyor. Bu türlerin kaybı; biyoçeşitliliği, kıyı ekonomilerini, karbon depolama süreçlerini ve balıkçılığı doğrudan tehdit ediyor.
Fotoğraf: Freepic
Uzmanlar deniz sıcak dalgalarının artık tıpkı kuraklık veya orman yangınları gibi acilen yönetilmesi gereken bir iklim riski olduğunu belirtiyor. Bu krize karşı önerilen başlıca mücadele yöntemleri şunlardır:
- Deniz sıcak dalgalarını önceden tespit edebilecek erken uyarı sistemleri ve risk yönetim planlarının oluşturulması.
- Deniz koruma alanlarının iklim değişikliğine dayanıklı olacak şekilde planlanması ve hassas habitatların acilen koruma altına alınması.
- Daha isabetli kararlar alabilmek için dijital ikiz (Digital Twin) teknolojilerinden faydalanılması ve okyanusların yüksek çözünürlüklü sistemlerle izlenmesi.
- Tehlike altındaki bölgeleri ve türleri öngörebilmek adına sahadaki biyoizleme çalışmalarının sürekli hale getirilmesi.
Evrensel'i Takip Et