01.07.2026 00:08

ABD ile mutabakat, İran içindeki ayrımları alevlendiriyor

ABD ile varılan mutabakata dair dış politikada gerilimler sürerken İran yönetimi içindeki farklı siyasi kanatların çatışması da Hürmüz Boğazı, nükleer faaliyetler ve Kürt sorunu üzerinden derinleşiyor

ABD ile mutabakat, İran içindeki ayrımları alevlendiriyor

İran Uzmanlar Meclisi (Fotoğraf: Sharq)

Ela Ava
[email protected]


İran ile ABD arasındaki gerilim bir adım ileri, iki adım geri devam ediyor. ABD’nin ve Trump’ın güvenilmezliği, bugüne kadar yaptığı anlaşmalardan kolayca caydığını göstermiş olması ve Hürmüz-nükleer faaliyet meselesinde çatlakların kolay kolay kapanmayacağı ortada. Öte yandan İran’daki iç siyasetin karmaşıklığı da süreçte önemli bir rol oynuyor. 

İran’da yönetimin muhafazakarlar ile reformcular (ılımlılar) olarak iki ana kliğinin olduğu ve bunların içinde de çeşitli eğilimler olduğu biliniyor. ‘Aşırı’ muhafazakarlar ve reformcular bugün daha görünür bir çatışmanın içinde. Hürmüz Boğazı yeni bir tartışma olarak İran’ın gündeminde ihtilaf yaratmışken, İran’daki uranyumun zenginleştirilmesi meselesi de yıllardır ‘kırmızı çizgi’ olarak tartışılıyor. Çizgilerin esnetilerek ‘Yeni bir İran’ diyenler ile, karşısında ‘Humeyni’nin yoluna sadık’ olan ‘aşırı muhafazakarlar’ bugün beka, İran’ı yönetme biçimi ve esasen İran’daki yeni sermaye bölüşümünü nasıl gerçekleştirecekleri üzerinde çatışıyorlar.

Bunun en bariz örneği uzmanlar meclisinde (Meclis-i Hobregan) çok rastlanmamış bir tutumun ortaya çıkması oldu.

Trump için ölüm fetvası

İran’da 27 Haziran Cumartesi günü, 88 üyeli uzmanlar meclisi üyelerinin yaklaşık dörtte üçü, Eski Dini Lider Ali Hamaney’in öldürülmesinin ‘intikamını almak’ amacıyla ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’ya yönelik ‘ölüm fetvası’ niteliğinde bir bildiri yayımladı. 28 Haziran’da ise meclis sekreterliğinden bu bildiriyi ‘teamüllere aykırı’ olarak nitelendiren bir açıklama yayımlandı.

Aralarında Ali Hamaney’in halef adaylarından Alireza Arafi’nin de bulunduğu 63 uzmanlar meclisi üyesinin imzaladığı cumartesi günkü bildiride, ‘dindar Müslümanların ABD ve İsrail liderlerine ulaşmaları halinde onları öldürmelerinin “şer’i bir görev” olduğu belirtilmişti. Ancak pazar günü meclis sekreterliği tarafından yapılan duyuruda, başkanlık divanının yayımlanan bu içeriği “olağan dışı ve teamüllere aykırı” bulduğu ve metnin daha fazla incelenip tartışılması gerektiği ifade edildi.

Cumartesi günü “İran halkına” hitaben yayımlanan bu sert mektup ve bildiride, ayrıca İranlı müzakerecilerden “İslam Cumhuriyeti liderinin kırmızı çizgilerine sadık kalmaları” ve İran’ın nükleer hakları konusunu müzakerelerin dışına çıkarmaları talep edilmişti. Bildiride ayrıca, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nın açılmasını kesinlikle kabul etmemesi de savunulmuştu. Bildirinin bir diğer bölümünde ise Trump ve Netanyahu “mehduru’d-dem” (kanı helal) ilan edilmiş ve onlara erişimi olan herkesten bu liderleri öldürmeleri istenmişti.

Uzmanlar meclisi sekreterliğinin duyurusu ise, bildirinin yayımlanma şekline dair bir açıklama niteliği taşırken, aynı zamanda başkanlık divanı ile meclis üyelerinin önemli bir kısmı arasındaki görüş ayrılığını da gözler önüne serdi.

İlk bildirideki açıklamaların, İran’ın yeni Lideri Mücteba Hamaney’in ilkesel olarak onay verdiği İran ile ABD arasındaki mutabakat zaptının ve müzakerelerin içeriğiyle açıkça çelişir nitelikte olduğunu belirtmek gerekiyor.

Bildirinin yayımlanmasıyla eş zamanlı olarak, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Kum şehrine gerçekleştirdiği ziyaret kapsamında ülkenin önde gelen bazı büyük müctehidleri ve üst düzey din adamlarıyla bir araya geldi.

Pezeşkiyan bu görüşmeler sırasında; kendi ifadesiyle “Ülke içindeki ve dışındaki bazı akımların ulusal birliğe ve bütünlüğe zarar verme, ayrıca varılan anlaşmaların sürecini baltalama çabalarına” yönelik duyduğu derin endişeyi dile getirdi. Bu görüşme aynı zamanda bir ara buluculuk niteliği de taşıyor.

Mecliste imza tartışması

Nitekim tartışmalar sadece bununla da sınırlı değil. İran-ABD arasında imzalanan metnin yürürlüğe girmesi için İslami Şura Meclisinin onayına ihtiyaç olup olmadığı tartışması da tetiklendi. Bu soru, siyasi akımlar arasında hem destekçiler hem de muhalifler buluyor.

Konunun bu denli dikkat çekmesinin bir diğer önemli sebebi ise, İran müzakere heyeti başkanlığını, aynı zamanda meclis başkanı olan Muhammed Bakır Galibaf’ın yürütüyor olması. İran ile ABD arasındaki mutabakat metni, İran yasalarına göre uluslararası anlaşmaları meclise sunmakla yükümlü olan İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan tarafından imzalandı. Buna rağmen ne Galibaf ne de Pezeşkiyan, mutabakat metninin mecliste incelenmesinin zorunluluğu konusunda net bir açıklama yaptı.

İran’daki bazı isimler meclis onayına gerek olmadığını savunuyor. Örneğin Muhafazakar Milletvekili ve Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Üyesi Alaaddin Burucerdi, “Mutabakat muhtıraları genellikle meclis onayı gerektirmez” açıklamasında bulundu. Buna karşılık, ‘aşırı muhafazakar’ çizgideki Keyhan gazetesi, “Anayasa ilkelerine ve Anayasa Koruyucuları Konseyinin yorumuna” dayanarak, milletvekillerinin mutabakat metnini uygulamaya konulmadan önce incelemesi ve onaylaması gerektiğini yazdı.

Ancak bu süreçte meclisin böylesi bir alana dahil edilmesi çok olası görülmüyor.

İran Kürdistanı’nda yeni çatışmalar

İran’ı “Hangi güç ve nasıl idare edecek” meselesi İran rejimi içindeki kliklerin ana gündemi, her biri arenadan silinmemek için sonuna kadar kozlarını kullanıyorlar. Ancak İran’ın içindeki gelişmeler sadece rejim içindeki çatışmayla sınırlı değil.

Devrim Muhafızları ile “Kürdistan Özgür Hayat Partisi”ne (PJAK) bağlı birimler, 28 Haziran Pazar günü İran’ın batısındaki Mahabad yakınlarında çatışmaya girdi. Devrim Muhafızları “6 teröristi öldürdük” açıklaması yaptı. Bu hadise, Kürdistan eyaletinde iki devrim muhafızının ölümü ve iki kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan Kirmanşah’daki bir başka çatışmadan iki gün sonra meydana geldi.

PJAK’nin askeri kanadının resmi medya organı olan “Doğu Kürdistan Savunma Birlikleri” (YRK) Basın ve İrtibat Merkezi, pazar gecesi yayımladığı kısa açıklamada Devrim Muhafızlarının Batı Azerbaycan eyaletine bağlı Mahabad’ın güneyindeki Gageş köyünde bir “operasyon” başlattığını ve bu hamlenin PJAK ile Devrim Muhafızları güçleri arasında çatışmaya yol açtığını duyurdu. Öte yandan İran’a karşı savaşın başlangıcından bu yana, Irak Kürt Bölgesel Yönetimindeki İranlı Kürt örgütlere ait alanlar da, İran tarafından toplamda 855 İHA ve füze saldırısının hedefi olmuştu.

İran rejimi bir yandan Kürt bölgelerinde kontrolü kaybetmemek için yeni adımlar atarken öte yandan bu hamleler İran Kürdistanı’nda yeni gerilimlere de sebep olabilir. Ancak Kürt güçlerine yönelik politikalarda İran rejimi içinde bir ayrım gözlemleniyor. Birincisi Irak üzerinde diplomasi ve baskıyla Kürt güçlerin kontrol edilmesi ve içeride çatışmanın minimuma indirilmesi savunuluyor, ama diğer yandan Devrim Muhafızlarının belirli saha komutanları Kürdistan’da doğrudan çatışma ve operasyonları destekliyor.

Bu ayrım, İran’da muhalifler ve çeşitli hareketlerden oluşan rejim karşıtlarına karşı da ikilemleri gözler önüne seriyor. Yeni ittifakların kiminle, hangi biçimde olacağı meçhul, ancak her halükarda halk hareketlerine yönelik baskının günden güne arttığını gözlemlemek mümkün.

30.06.2026 13:50

Bolu'da nilüfer çiçeğini koparmanın cezası 700 bin liraya dayandı

Bolu'daki Abant ve Gölcük tabiat parklarında havaların ısınmasıyla nilüferler açtı. Çevre Kanunu kapsamında korunan göllerin ekosistemine zarar vermenin ve çiçekleri koparmanın cezası bu yıl 699 bin 197 TL'ye ulaştı.

Bolu'da nilüfer çiçeğini koparmanın cezası 700 bin liraya dayandı

Fotoğraf: DHA

30.06.2026 15:18

İstanbul’da binlerce kişiyi etkileyecek su kesintisi: İSKİ tarih ve saat verdi

İSKİ, Avcılar’daki isale hattında yapılacak iyileştirme çalışmaları nedeniyle 1 Temmuz Çarşamba günü 7 mahallede 8 saat süreyle su kesintisi uygulanacağını açıkladı.

İstanbul’da binlerce kişiyi etkileyecek su kesintisi: İSKİ tarih ve saat verdi

Fotoğraf. Pixabay

30.06.2026 14:02 / Güncelleme: 21:26

Çeşme Alaçatı'da bir gecede servet harcandı

Çeşme Alaçatı'da bir gecede araba parası harcanan lüks mekanın sahibi konuştu: Toplam faturanın 851 bin TL'si sadece 49 şişe şampanya ve lüks içkilere gitti, yiyecek bedeli 18 bin TL'de kaldı.

Çeşme Alaçatı'da bir gecede servet harcandı

Carna Alaçatı (solda) ve bir masaya gelen 870 bin 150 TL'lik hesap

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!