Özen Academy’de 6 öğretmen işten çıkarıldı: Haklarımızı aradığımız için hedef alındık
İzmir'deki Özen Academy'de işten çıkarılan öğretmenler, geç yatırılan ücretler, eksik SGK primleri ve mobbinge itiraz ettikleri için hedef alındıklarını söyledi.
Fotoğraf: Google maps
Bahar Emreoğlu
[email protected]
İzmir — İzmir'de faaliyet gösteren Özen Academy'de 6 öğretmen işten çıkarıldı. İşten çıkarılan öğretmenler, sendikalı oldukları ve haklarını talep ettikleri için hedef alındıklarını, ücretlerinin geç yatırıldığını, SGK primlerinin eksik yatırıldığını, mobbinge maruz bırakıldıklarını ve güvencesiz çalışma koşullarında çalıştırıldıklarını söyledi. Süreci işten çıkarılan öğretmenler ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası İzmir İl Meclis Üyesi İpek Karenfil anlattı.
Üç buçuk yıldır öğretmenlik yaptığını, bu kurumda ise Ağustos 2023’te işe başladığını söyleyen bir öğretmen, “19 Mayıs günü SGK’den ‘18 Mayıs 2026 tarihinde çıkışınız yapılmıştır’ mesajını aldım. Bu yıl sigortalarımız eksik yatmıştı, maaş geç yatıyordu ve yılın sonuna doğru atamalarımızın yapılmadığını öğrendik. Hakkımızı aradığımız için işten çıkarıldık” dedi.
“Mutfağı kullanmamız bile engellendi”
Çalışma koşullarına değinen öğretmen, “Maaş genel olarak Türkiye koşulları için yetersizdi. Çalışma ortamına gelince ilk iki yıl son yıla göre daha iyiydi. Öğretmenlerin kendi arasında bir problemi yoktu. Benim de idare ile bir problemim yoktu. İdare genellikle yönetim kadrosuna karşı daha sertti. 2025-2026 döneminde ise kurumun ortağı olan Y.Ö’nün kuruma daha fazla gelmesiyle bazı mobbingler başladı. Mutfaktaki eşyaların kullanılmasını ve hatta mutfağın kullanılmasını yasaklamaya çalıştı” ifadelerini kullandı.
“Mayıs’ta yapılan bu erken çıkarmayla maaşsız geçireceğim süre arttı”
Özel sektör öğretmenlerinin günün büyük kısmını kurumlarda geçirmesine rağmen yeterli ücret alamadığını vurgulayan öğretmen, “Özel sektör öğretmeni olarak yaz maaşı alamıyoruz. Mayıs’ta yapılan bu erken çıkarmayla maaşsız geçireceğim süre arttı. Bu da ekonomik olarak beni zora sokuyor. Bundan sonraki süreçte içeride kalan haklarımı almaya çalışacağım” dedi.
“Baskılar gün geçtikçe arttı”
Kurumdaki ilk yılı olduğunu söyleyen bir başka öğretmen ise, “İşten çıkarıldığımı, sendika temsilcilerimizin kurucu müdürle görüşmek için kuruma geldiği günün hemen sonrasında, öncelikli olarak telefonuma SGK’den gelen mesajla, ardından kurumun gönderdiği çıkış bildirgesiyle öğrendim. Çıkarılma sebebim haklarımı istediğim, sendikal hakkımı kullandığım içindi ve bu bir suç” ifadelerini kullandı.
Kurumda mobbingin olduğunu söyleyen öğretmen, ikinci dönemde bu baskıların daha da arttığını ekledi. Yönetimdeki bazı kişilerin öğretmenlerle kişisel problemi varmış gibi davrandığını ifade eden öğretmen, “Maaşlar sürekli olarak geç yatıyordu ve buna sebep olarak da veliler gösteriliyordu. Veliler ayın ortasında ödeme yaptıkları için bizim maaşlarımızın da geciktiği söyleniyordu. Biz kendimiz gidip konuşmak zorunda kalmıştık. Ne maaş gecikmesi hakkında ne de işleyişle ilgili öğretmenle doğrudan iletişim hiçbir zaman kurulmadı. Öğretmenlerin varlığından rahatsız oluyorlarmış gibi bir tavır takınılıyor, öğretmenin alanı daraltılmaya çalışılıyordu. En son mutfakta kahve yapmamız bile yasaklanmıştı ve buna sebep olarak gösterilen şey, kantin ve temizlik işleriyle ilgilenen kişinin ayağının altında bulunmamamızın istenmesiydi. Oysa kahve yapmak kaç dakika sürer? Kantin ve mutfak kısmı beraberdi, hijyen ise sıfırdı. Kokudan mutfağa girilmiyordu” diye konuştu.
“Maaşımızın ne zaman yatacağını bilmiyorduk”
Her ay maaşın ne zaman yatacağı konusunda gerginlik yaşadıklarını söyleyen öğretmen, “Maaşımızın ne zaman yatacağını sorduğumuz zaman ‘ihtiyacınız mı var, sıkıştınız mı?’ diye soran bir ön büro çalışanı vardı. Sanki maaşımızı almamız için illa acil paraya ihtiyacımızın olması gerekiyormuş gibi davranılıyordu. Bizi kendi paramızın dilencisi haline getirmişlerdi. Aynı ön büro çalışanının, daha önce bir öğretmen arkadaşımız aramızdan ayrıldığı zaman ‘bir öğretmen gider, bir öğretmen gelir’ gibi talihsiz bir sözü de olmuştu. Patrondan çok patronculuk oynamayı seven üç kişi vardı. Biri de oydu. Genel anlamda öğretmene değersiz hissettiren bir kurumdu. Biz sadece işimizi ve öğrencilerimizi seviyorduk. Bizi oraya bağlayan tek şey buydu” ifadelerini kullandı.
Özel sektör öğretmenlerinin 10 aylık sözleşmelerle yazın işsiz bırakılmasının büyük bir sorun olduğunu belirten öğretmen, “Aynı kurumda senelerce çalışsak bile zorla girdi-çıktı yaptırılarak tazminat hakkımızın elimizden alınması, asgari ücret dolaylarındaki düşük ücretlere mahkum edilmemiz ve öğretmene değer vermeyen, öğretmeni üzerinden para kazanılacak bir nesne gibi gören kurum müdürleri de yaşadığımız diğer sorunlar. 12 aylık sözleşmelere tüm kurumlar uymalı ve özel sektörde öğretmenlik için taban maaş belirlenmelidir” dedi.
“Hakkını savunmak isteyen öğretmenler tehdit edildi”
Hakkını savunmak isteyen her özel sektör öğretmeninin, müdürler tarafından kendi aralarındaki gruplarda ifşa edilip iş bulamamakla tehdit edildiğini anlatan öğretmen, “Öncelikle hakkımı savunabilmiş olmanın gururunu yaşıyorum. Çünkü genelde öğretmenler sektörde iş bulamama korkusuyla bu tür durumları kabul edip sessiz kalabiliyorlar. Tıpkı bizde de olduğu gibi. Tehditlerden korkmuyorum. Sadece sektörün genel olarak kötü olduğunu bilmek moralimi bozuyor. İşten çıkarılmamız çok ani olduğu için öğrencilerimle düzgün vedalaşamamış olmak da beni çok üzdü. Sınava kadar onlarla devam etmeyi çok isterdim. Bu hakkım elimden alındığı için üzgün ve kızgınım” diye konuştu.
2023 yılından beri Özen Academy’de çalıştığını söyleyen bir başka öğretmen, kurumdan çıkarılma sebebinin sendikaya üye olması ve haklarını araması olduğunu söyledi. Kurumda öğretmenler ve yönetim arasında büyük bir kopukluk olduğunu ifade eden öğretmen, “Müdür olmanın ya da yönetici olmanın, öğretmenlerle konuşmamak, onları kendi ücretli çalışanları olarak görmek ve bu yüzden de çok fazla iletişim kurmamak anlamına geldiğini düşünüyorlardı. Bu anlayış bu sene daha da arttı ve öğretmenlere yönelik mobbing olarak yansımaya başladı. İlk olarak maaşlarımız geç yatmaya başladı. İlk dönem içimizden ses çıkarmayacağını düşündükleri birkaç arkadaşımızın maaşını geç yatırıyorlardı. İkinci dönemde ise artık herkesin maaşı geç yatmaya başladı” dedi.
“Yaşadığımız sorunları söylediğimizde mobbingler de artmaya başladı”
Bu durum karşısında mağdur olduklarını anlatan öğretmen, “Yaşadığımız mağduriyetleri, borçlarımız olduğunu söylediğimizde kurum müdürü akla hayale sığmayacak açıklamalar yapmaya çalıştı. Biz hakkımızı aramaya, konuşmaya çalıştıkça mobbingler de artmaya başladı. Sürekli derslerdeyken kapılardan bakarak bizi izliyorlardı. Bir öğretmene yapılan zammı çeşitli gerekçelerle geri almaya çalıştılar. Bazı arkadaşlarımızı kötü öğretmen olmakla ve ‘onlar yüzünden kayıt silindi’ şeklindeki söylemlerle köşeye sıkıştırmaya çalıştılar. Hakkımızı aradığımızda bizi müdürlerin olduğu grupta ifşa ederek iş bulmamızı engelleyecekleri yönünde tehditlerde bulundular” dedi.
Kısa süreli sözleşmelerden dolayı sorun yaşadıklarını söyleyen öğretmen, “Kurum patronları öğretmenlerden çok düşük ücretlere saatlerce çalışmalarını bekliyorlar. Özellikle işe yeni başlayan ve tecrübesiz bir öğretmensen ‘senin tecrüben yok’ diyerek düşük ücretlerle başlatıyorlar. Bir an önce özel sektör içinde taban ücret uygulamasına geçilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Öğrencileriyle vedalaşamamasının kendisini çok üzdüğünü söyleyen öğretmen, “Sınav sürecinin sonuna kadar onların yanında olup destek olmak istiyordum. Diğer taraftan hukuksuzluk yapan, insanları kandıran bir kuruma karşı ses çıkarmak beni mutlu ediyor. Biz öğretmenler olarak çocuklarımıza da örnek olmalıyız. Haksızlık ve adaletsizlik karşısında susmamayı öğretmeliyiz. Bunu gösterebildiğimi düşünmek de beni mutlu ediyor” diye konuştu.
“Özel sektör öğretmenlerinin yaşadığı en büyük sorun güvencesizlik”
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası İzmir İl Meclis Üyesi İpek Karenfil, Özen Academy’de yaşananların Türkiye çapında özel sektör öğretmenlerinin yaşadıklarının özeti niteliğinde olduğunu söyledi. Özel sektör öğretmenlerinin yaşadığı en büyük sorunlardan birinin güvencesizlik olduğunu vurgulayan Karenfil, “Her yıl eğitim öğretim dönemi sona yaklaşırken binlerce öğretmen ‘Acaba yazın işsiz kalacak mıyım?’ kaygısını yaşıyor. Bugün birçok kurumda öğretmenler istifaya zorlanıyor. Çünkü patronlar öğretmeni yaz boyunca çalıştırmak, maaşını ödemek ya da yasal haklarını vermek istemiyor. Bunun yerine öğretmene baskı yapılıyor, çeşitli bahaneler üretiliyor ve kendi isteğiyle ayrılmış gibi gösterilmeye çalışılıyor” ifadelerini kullandı.
Haklarını talep eden öğretmenlerin de doğrudan hedef haline geldiğini belirten Karenfil, “Maaşını isteyen, sigortasını sorgulayan, fazla mesaisine itiraz eden ya da sendikaya üye olan öğretmenler işten çıkarılma tehdidiyle karşı karşıya bırakılıyor. Birçok arkadaşımızın yaşadığı gerçeklik bu. Asıl sorun ise bunun münferit birkaç örnek olmaması. Bu durum eğitim alanında yıllardır sürdürülen politikaların sonucu. Öğretmen emeğini koruyacak mekanizmalar işletilmiyor, denetimler yapılmıyor ve patronlar fiilen korunuyor” dedi.
“Öğretmenin güvencesi ile öğrencinin nitelikli eğitim hakkı birbirinden ayrı düşünülemez”
Özel sektörde çalışan yüz binlerce öğretmenin emeğinin değersizleştirildiğini belirten Karenfil, “Güvencesiz çalışan, yarın işsiz kalıp kalmayacağını bilmeyen bir öğretmenden nitelikli eğitim üretmesini bekleyemezsiniz. Bu nedenle bizim mücadelemiz yalnızca ücret mücadelesi değil. Aynı zamanda eğitim hakkı mücadelesidir. Çünkü öğretmenin güvencesi ile öğrencinin nitelikli eğitim hakkı birbirinden ayrı düşünülemez” diye konuştu.
Yıllardır verilen sözlerin tutulmamasına da itiraz ettiklerini söyleyen Karenfil, “Taban maaş hakkının kaldırılmasının ardından öğretmenler patronların insafına bırakıldı. Bugün yaşadığımız ücret adaletsizliğinin, güvencesizliğin ve işten atmaların temel nedenlerinden biri de budur” dedi.
Öğretmenlerin yalnız olmadığını, haklarını tek tek değil, birlikte mücadele ederek kazanabileceğini belirten Karenfil, “Öğretmenin yalnızlaştırıldığı yerde patron güçlenir, öğretmenin örgütlendiği yerde ise sömürü düzeni geriler. Tam da bu sebeple verilen sözlerin tutulması için 14 Haziran’da Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası olarak Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde olacağız. Özel sektörde çalışan öğretmen arkadaşlarımızı haklarımızı hep birlikte kazanmak için yan yana gelmeye çağırıyoruz. Tüm kamuoyunu ve emek dostlarını dayanışmaya davet ediyoruz. Öğretmenler kazanırsa hep birlikte kazanırız” ifadelerini kullandı.
Evrensel'i Takip Et