İstanbul Barosu’ndan aşı reddi paneli: 'Çocuğun üstün yararı esas alınmalı'
İstanbul Barosu, İstanbul Tabip Odası ve Çocuk Hakları Merkezi’nin düzenlediği panelin sonuç bildirgesinde, çocukluk dönemi aşılarının çocuğun üstün yararı ilkesinin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulandı.
Fotoğraf: Unsplash
Eylem Nazlıer
[email protected]
İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi, Sağlık Hukuku Merkezi ve İstanbul Tabip Odası Çocuk Hakları Komisyonu’nun ortak çalışmasıyla düzenlenen “Çocuk Hakları Perspektifinden Aşı Reddi: Hukuki ve Tıbbi Boyut” başlıklı panelin sonuç bildirgesi yayımlandı. Bildirgede, çocukluk dönemi aşılarının çocuğun yaşam, sağlık ve gelişim hakkının ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulandı.
9 Mayıs 2026 tarihinde İstanbul Barosu’nda gerçekleştirilen panelde, aşı reddi konusu çocuk hakları, kamu sağlığı, etik ve hukuk boyutlarıyla ele alındı.
“Çocukluk dönemi aşıları temel bir koruyucu sağlık uygulamasıdır”
Panelde yapılan değerlendirmelerde, çocukluk dönemi aşılarının çağdaş sağlık sistemlerinin en etkili koruyucu sağlık uygulamalarından biri olduğu belirtildi. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve UNICEF verilerinin, küresel aşılanma oranlarındaki düşüşün kızamık başta olmak üzere önlenebilir bulaşıcı hastalıkların yeniden yayılma riskini artırdığını ortaya koyduğu ifade edildi.
Bildirgede, çocukların önlenebilir hastalıklara karşı korunmasının yalnızca sağlık politikası değil, aynı zamanda çocuk hakları ve devletin yükümlülükleri açısından da değerlendirilmesi gereken bir konu olduğu kaydedildi.
“Velayet hakkı sınırsız bir yetki değildir”
Panelde öne çıkan başlıklardan biri de ebeveynlerin sağlık kararları üzerindeki yetkisi oldu. Katılımcılar, anne ve babaların çocukları adına sağlık kararları alabilme hakkına sahip olduğunu ancak bu yetkinin çocuğun üstün yararına aykırı biçimde kullanılamayacağını vurguladı.
Bilimsel temele dayanmayan gerekçelerle çocukluk dönemi aşılarının reddedilmesinin yalnızca çocuğun sağlığını değil, toplum sağlığını da riske attığı değerlendirmesi yapıldı.
Toplumsal bağışıklığa dikkat çekildi
Panelde konu etik açıdan da ele alındı. Otonomi, zarar vermeme, yarar sağlama, adalet ve toplumsal dayanışma ilkeleri çerçevesinde yapılan değerlendirmelerde, özellikle bağışıklık sistemi baskılanmış bireylerin, kronik hastaların ve tıbbi nedenlerle aşı olamayan çocukların korunması için toplumsal bağışıklığın hayati öneme sahip olduğu ifade edildi.
Bu nedenle aşılama politikalarının yalnızca bireysel tercih kapsamında değerlendirilemeyeceği, kamusal sorumluluk boyutunun da göz önünde bulundurulması gerektiği belirtildi.
“Aşı Kanunu” çağrısı
Panelin sonuç bildirgesinde, Türk hukukunda çocukluk dönemi aşılarına ilişkin açık, erişilebilir ve öngörülebilir bir yasal düzenlemeye ihtiyaç bulunduğu vurgulandı.
Katılımcılar, hazırlanacak özel bir “Aşı Kanunu” ile zorunlu aşıların kapsamının, istisna durumlarının, ebeveyn itiraz mekanizmalarının, devletin sorumluluklarının ve olası tazmin süreçlerinin ayrıntılı biçimde düzenlenmesi gerektiğini ifade etti.
Sonuç bildirgesinde öne çıkan tespitler
Panel sonunda yayımlanan bildirgede şu değerlendirmelere yer verildi:
Çocukluk dönemi aşıları, çocuğun üstün yararı ilkesinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Devlet, çocukları önlenebilir hastalıklardan korumak konusunda pozitif yükümlülüğe sahiptir.
Aşı reddi yalnızca bireysel özgürlük kapsamında değerlendirilemez; toplum sağlığı ve sosyal dayanışma ilkeleri bakımından da ele alınmalıdır.
Çocukluk dönemi aşılarına ilişkin kapsamlı bir yasal düzenlemeye ihtiyaç vardır.
Bilimsel verilere dayalı, çocuk hakları eksenli ve insan hakları odaklı sağlık politikalarının geliştirilmesi gerekmektedir.
Evrensel'i Takip Et