Dipsizgöl ayakta: Raporların görmezden gelindiği alanda heyelan
Dipsizgöl’de maden ruhsat sahasında yaşanan heyelanın ardından köylüler, daha önce raporlarda da yer alan riskler nedeniyle projenin durdurulması için yeniden hukuki süreç başlatacaklarını açıkladı.
Fotoğraf: Çınar Doğan
Özer Akdemir
[email protected]
Sivas — Sivas'ın Zara ilçesine bağlı Dipsizgöl köyünde meydana gelen heyelan, bölgede yapılması planlanan stronsiyum tuzu (selestit) madeni projesine yönelik tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Köylüler heyelan tehlikesine karşı yeniden mahkemeye gidiyor
Köylülerden Çınar Doğan, yoğun kar yağışı ve yağmurların ardından dev kayaların çöktüğü ciddi bir heyelan yaşandığını ve bu alanın tam da maden şirketine verilen 150 hektarlık ruhsat alanının içinde yer aldığını belirtti. Keşif esnasında bu tehlikeyi defalarca dile getirmelerine rağmen yetkililerin ve uzmanların konuyu dikkate almadığını vurgulayan Doğan, "Maden şirketi yetkilileri bölgede heyelan riskinin bulunmadığını iddia ederek durumu polemik konusu haline getirdi" dedi.
Fotoğraf: Çınar Doğan
Bölgede otlayan hayvanlar için büyük tehlike oluştuğunu ve her yağışta kaymanın büyüyerek devam edeceğini belirten Doğan, "ÇED gerekli değildir" kararının geri çekilmesi ve projenin durdurulması için yeniden hukuki süreç başlatacaklarını, köy muhtarının da AFAD ve kaymakamlığa resmi dilekçe ile başvuracağını duyurdu.
Bilirkişi ve uzman raporunda heyelan uyarısı
Aslında bölgedeki heyelan tehlikesi, köylülerin açtığı davada hazırlanan bilirkişi raporuna ve resmi kurumlara ait belgelere de yansımıştı. Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Günaydın'ın hazırladığı raporda, ÇED alanının hemen içerisinde ve 1-1.5 km gibi çok yakın çevresinde yeni/aktif heyelanların gözlemlendiği açıkça belirtilmiş ve kütle hareketlerinin (heyelan, kaya düşmesi vb.) oluşmaması, iş sağlığı ve güvenliğinin riske atılmaması için ocak basamak şev açıklıklarına özen gösterilmesi gerektiği uyarısı yapılmıştı. Ayrıca Kırsal Çevre Derneğinin raporunda, MTA ve AFAD verilerine göre kazı yapılması planlanan alanlar ile heyelan alanlarının birbiriyle çakıştığı belgeleriyle sunulmuştu.

Ruhsat alanı devasa ama başvuru sınırı kurnazca ayarlanmış
Projeye yöneltilen eleştiriler sadece heyelan riskiyle sınırlı kalmıyor. Şirketin 150 hektarlık devasa bir maden ruhsatına sahip olmasına rağmen, ÇED Raporu hazırlama yükümlülüğünden kaçmak için başvuru alanını 25 hektar sınırının hemen altında (19,14 hektar) göstermesi büyük tepki çekiyor. Köylüler ve çevre platformları, projenin Dipsizgöl'ün tek su kaynağını yok edeceğini, nesli tehlike altındaki endemik türleri (dikenli körmen gibi), yüzlerce yıllık yaylacılık, hayvancılık ve arıcılık faaliyetlerini bitireceğini belirtiyor.
Aynı zamanda proje sahasının, Alevi inancına mensup yurttaşlar için kutsal sayılan Seyid Kasım Baba Ziyaret Alanı'nı, tarihi mezarlıkları ve Can Gölleri'ni (Beyaz Göz, Mavi Göz vb.) doğrudan tehdit ettiği ve yöre halkının inanç alanlarını yok saydığı ifade ediliyor. Uzmanlar, kükürt barındıran selestit mineralinin pasalarında oluşacak asidik suyun (asit maden drenajı) yeraltı sularına, bitkilere ve tarıma kalıcı zararlar vereceği konusunda da uyarıyor.
Şirket taahhüdü kurtarmadı
Tüm bu devasa risklere rağmen, Sivas İdare Mahkemesi'nin projeye dair yürütmeyi durdurma talebini reddetmesi ve mahkemeye sunulan bilirkişi raporunun içeriği ciddi eleştirilere neden oldu. Bilirkişilerin, kazılar sırasında yeraltı sularının ve tarımın olumsuz etkileneceğini tespit etmelerine rağmen, yörenin geleceğini "şirket taahhütlerine eksiksiz uyarsa kabul edilebilir" şeklinde şirketin inisiyatifine bırakması kamuoyunda "bilirkişi talanı seçti" başlıklarıyla eleştirildi.
Fotoğraf: Çınar Doğan
Bilirkişi raporuna eleştiri
Jeoloji Yüksek Mühendisi Dr. Eşref Atabey ise hazırladığı değerlendirme raporunda bilirkişi raporunu bilimsel olmaktan uzak bulduklarını; bilirkişilerin mahkemenin asıl sorusu olan "çevre ve insan sağlığına sakıncaları" konusunda kendi bilimsel incelemelerini yapmak yerine şirketin ÇED raporundaki bilgileri kopyalayarak sübjektif tahminlerle karar verdiklerini dile getirmişti.
Mahkeme ÇED Gerekli Değildir kararına karşı açılan davayı reddetmişti
Sivas İdare Mahkemesi'nde yöre halkı tarafından stronsiyum madeni projesi için verilen "ÇED Gerekli Değildir" kararının iptali istemiyle açılan davada, mahkeme sunulan bilirkişi raporunu esas alarak 3 Nisan 2026 tarihinde davanın reddine karar verdi. Bilirkişi heyeti raporda tarım, su kaynakları ve kütle hareketleri (heyelan) risklerini açıkça tespit etmesine rağmen, "şirketin taahhütlerine eksiksiz uyması ve sıkı denetim" şartıyla projenin çevresel etkilerinin kabul edilebilir düzeyde kalacağı yönünde kanaat bildirmiş ve mahkemenin kararı bu eksende şekillendi.
Buna karşın, maden ruhsat alanında beklenen büyük heyelanın fiilen gerçekleşmesinin ardından köylüler, risklerin artık somutlaştığını belirterek maden ruhsatının ve ÇED kararının iptali için AFAD ve kaymakamlık nezdinde yeni resmi başvurular yapacaklarını ve hukuki süreci yeniden başlatacaklarını duyurdu.
Evrensel'i Takip Et