Gümüşhacıköy’de maden projelerine tepki: 'İnegöl Dağı ve çevresindeki ruhsatlar iptal edilsin'
Gümüşhacıköy Çevre Platformu, maden ihaleleri kapsamında yaklaşık 40 bin dönümlük alanın maden sahası ilan edilmesine tepki gösterdi.
Amasya’nın Gümüşhacıköy ve Merzifon ilçeleri ile çevresindeki yaşam alanlarını etkilemesi beklenen maden projelerine karşı açıklama yapan Gümüşhacıköy Çevre Platformu, maden ihaleleri kapsamında geniş bir alanın madencilik faaliyetlerine açılmasına tepki gösterildi.
Maden projelerine karşı bölge halkı, çevre platformları, sivil toplum kuruluşları, muhtarlar ve siyasi parti temsilcileri ortak açıklama yaptı. Açıklamada, 25 Mart’tan bu yana gerçekleştirilen maden ihaleleri kapsamında Karaali, Aşağıovacık, Kılıçaslan, İmirler köyleri ile Tekke Mahallesi’ni kapsayan yaklaşık 40 bin dönümlük alanın maden sahası ilan edildiği belirtildi.
Bölgenin yalnızca ekonomik bir yatırım alanı olarak değerlendirilemeyeceği vurgulanan açıklamada, söz konusu sahaların ormanları, su kaynaklarını, tarım ve hayvancılık alanlarını, yaylaları, mezarlıkları ve kültürel mirası kapsadığı ifade edildi.
Platform, İnegöl Dağı ve çevresinin bölgenin su varlığını besleyen en önemli doğal alanlardan biri olduğuna dikkat çekerek, planlanan madencilik faaliyetlerinin su kaynakları, tarım arazileri, orman ekosistemi, biyolojik çeşitlilik ve halk sağlığı açısından ciddi riskler taşıdığını kaydetti.
Açıklamada ayrıca proje sahası ve çevresinde 1. derece sit alanları, tarihi yapılar, türbeler, mezarlıklar, anıtsal ağaçlar ve korunması gereken kültürel varlıkların bulunduğu belirtilerek, bu alanların zarar görme tehlikesiyle karşı karşıya olduğu ifade edildi.
Anayasa’nın sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını güvence altına alan 56. maddesi ile ormanların korunmasını düzenleyen 169 ve 170. maddelerine işaret edilen açıklamada, su havzalarının, ormanların, tarım alanlarının ve kültürel miras bölgelerinin madencilik faaliyetlerine açılmasının kamu yararıyla bağdaşmadığı kaydedildi.
Gümüşhacıköy Çevre Platformu, İnegöl Dağı ve çevresindeki maden projelerinin iptal edilmesini, bölgenin doğal, tarihi ve kültürel varlıklarının koruma altına alınmasını, halkın görüşü alınmadan herhangi bir sürecin yürütülmemesini ve yaşam alanlarını tehdit eden ruhsatlandırma politikalarından vazgeçilmesini istedi.
Açıklamada, yürütülen mücadelenin yalnızca birkaç köyün değil, suyun, toprağın, ormanların ve gelecek kuşakların yaşam hakkını savunan ortak bir mücadele olduğu vurgulandı.
(Haber Merkezi)
Evrensel'i Takip Et