YTÜ öğrencilerinden 'mutlak butlan' tepkisi: 'Bu saldırılara cevap topyekun mücadeleyle verilebilir'
"Yargı eliyle yapılan bu dizayn girişimi, üniversitelerden fabrikalara, hayatın her alanına kadar uzanan topyekun bir baskı dalgasının parçasıdır. Bu saldırıya cevap da halkın tüm kesimlerinin topyekûn mücadelesiyle verilmelidir."
Fotoğraf: CHP
İstanbul — Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin ana muhalefet partisi CHP'de Özgür Özel'in genel başkan seçildiği kurultaylara dair verdiği 'mutlak butlan' ve partinin eski yönetime devredilmesi kararı üniversite gençliği arasında da yankı buldu. Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) öğrencileri, kararı Evrensel'e değerlendirdi.
Mühendislikten fen fakültesine kadar farklı bölümlerden öğrenciler; yaşananların parti içi mesele olarak değerlendirilemeyeceğini, yargının siyasallaşmasının ve gençliğin sorunlarının üstünün örtülmesinin bir tezahürü olduğunu belirtti.
"Halk iradesini korunmasını savunmalıyız"
Kararın halk iradesini hiçe saydığını belirten bir Gemi İnşaatı ve Gemi Makineleri Mühendisliği Bölümü öğrencisi, Türkiye tarihinin benzer krizlerle dolu olduğunu ancak çıkış yolunun her zaman toplumsal mücadeleden geçtiğini ifade etti.
Öğrenci, "Son seçimde birinci parti konumunda olan ana muhalefet partisine karşı 'mutlak butlan' ilan edilmesi ve partinin iradesinin hiçe sayılması, ülkemizde demokrasinin ne kadar kırılgan hale geldiğinin önemli göstergelerinden biridir. Ancak demokrasi, yalnızca siyasi aktörlerin değil, toplumun tamamının ortak kazanımıdır ve bu nedenle kolayca ortadan kaldırılabilecek bir yapı değildir. Türkiye tarihinde farklı dönemlerde benzer siyasal gerilimler ve demokrasi krizleri yaşandı. Buna rağmen toplumun siyasi katılım talebi, hak arayışı ve örgütlü mücadelesi sayesinde bu süreçler aşılabildi. Bugün de ihtiyaç duyulan şey; geçmiş deneyimlerden ders çıkarmak, demokratik değerlere sahip çıkmak ve hukuk ile halk iradesinin korunmasını savunmaktır."
"Bu karar bir skandaldır"
Yargı eliyle yürütülen bu sürecin gençliğin ve halkın yakıcı sorunlarını perdelediğini belirten Kontrol ve Otomasyon Mühendisliği Bölümü öğrencisi, kararın "hukuki değil tamamen siyasi" olduğunu ifade etti. Yargının iktidarın aracı haline getirilmesini eleştiren öğrenci, şunları dile getirdi:
"Açıkçası bu karar ve yakın tarihli benzer kararlar artık bana hukuki bir hak arama veya adalet sürecinden çok, siyasi güç mücadelesinin yargı üzerinden devamı gibi geliyor. Mahkemenin doğrudan seçilmiş parti yönetimini görevden uzaklaştırıp eski yönetime dönüş kararı vermesi bir skandaldır. Memleketin asıl gündemi olan ekonomi, gelecek kaygısı ve işsizlik gibi konulara odaklanmak yerine halkın konu dışına itilmesi ve hâlâ kendi güç eksenlerini koruma peşinde olunması kabul edilemez."
Sürecin iktidarın siyasi mühendislik çabalarından bağımsız düşünülemeyeceğini ifade eden bir İstatistik Bölümü öğrencisi de tepkisini kısa ve net bir biçimde dile getirdi: "Ülkenin kurucu partisi, siyasi oyunlarla ya da masa başı hesaplarla iktidarın kontrolüne teslim edilemez."
"Mesele ne Özgür Özel ne de Kemal Kılıçdaroğlu"
Elektrik Elektronik Mühendisliği Fakültesi 4. sınıf öğrencisi bir genç ise, "Burada mesele ne Özgür Özel ne de Kemal Kılıçdaroğlu. Asıl mesele, ekonomik krizle, yoksullukla ve yönetememe kriziyle her geçen gün kan kaybeden Saray iktidarının, elindeki yargı mekanizmasını toplumsal muhalefeti ve ana muhalefeti kendi istediği sınırlar içinde tutmak için bir sopa gibi kullanmasıdır. Bir siyasi partinin iç işleyişine, delegelerinin özgür iradesine mahkeme eliyle bu denli radikal ve pervasız bir müdahale yapılması, güç kaybeden bir rejimin ayakta kalmak için attığı histerik adımlardan ibarettir" dedi.
Bu kararın arkasındaki mantığı üniversitelilerin çok iyi tanıdığını söyleyen öğrenci, şöyle devam etti: "Bugün CHP’ye yönelik 'mutlak butlan' kararını veren zihniyet; dün ve bugün nitelikli eğitim ve demokratik, özerk üniversite talep eden öğrencilere jet hızıyla soruşturma açan, yüzlerce sıra arkadaşımızı uydurma gerekçelerle tutuklatan yargı sisteminin ta kendisidir. Sokakta hakkını arayan işçilere, sendikacılara, gazetecilere, doğa savunucularına, kampüste ses çıkaran öğrencilere kelepçe vuran yargı, bugün muhalefetin sınırlarını çizmek için devreye sokulmuştur. Bu yüzden yargı eliyle yapılan bu dizayn girişimi, sadece bir parti içi usul tartışması değil; üniversitelerden fabrikalara, hayatın her alanına kadar uzanan topyekün bir baskı dalgasının parçasıdır. Bu saldırıya cevap da işçilerin, emekçilerin, gençlerin ve halkın tüm kesimlerinin topyekûn mücadelesiyle verilmelidir."
(Evrensel)
Evrensel'i Takip Et