Eğitim Sen’den Bilgi Üniversitesi kararına tepki: 'Üniversiteler şirket değildir, eğitim hakkı tasfiye edilemez'
Eğitim Sen, İstanbul Bilgi Üniversitesinin kapatılmasının yükseköğretimin piyasalaştırılmasının sonucu olduğunu belirtti. Açıklamada, öğrencilerin eğitim hakkı ile eğitim emekçilerinin iş güvencesinin tehdit altında olduğu vurgulandı.
Fotoğraf: Google masp
Eylem Nazlıer
[email protected]
Eğitim Sen, İstanbul Bilgi Üniversitesinin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kapatılmasına ilişkin yaptığı açıklamada, kararın yükseköğretimin piyasalaştırılması ve sermayenin ihtiyaçlarına göre yeniden şekillendirilmesinin sonucu olduğunu belirtti. Sendika, “Üniversiteler şirket değildir, eğitim hakkı tasfiye edilemez” dedi.
Eğitim Sen açıklamasında, siyasi iktidarın yükseköğretim alanını sermayenin ihtiyaçlarına göre dizayn etme ve ticarileştirme politikalarının binlerce öğrenci ile eğitim ve bilim emekçisini “büyük bir enkazla” karşı karşıya bıraktığı ifade edildi. Açıklamada, “Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyetlerine son verilmesi, basit bir idari tasarruf ya da mali başarısızlık olarak geçiştirilemez. Bu karar; yükseköğretimi kamusal bir hak olmaktan çıkarıp şirket mantığıyla piyasanın vahşi koşullarına terk eden neoliberal politikaların kaçınılmaz bir sonucudur” denildi.
“20 binden fazla öğrencinin eğitim hakkı risk altında”
Sendika, karar sonrası 20 binden fazla öğrencinin eğitim hakkının risk altına girdiğini, binlerce akademik ve idari emekçinin ise iş güvencesini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya bırakıldığını belirtti. Açıklamada, “Öğrenciler ‘Diplomamız ne olacak?’, ‘Geleceğimiz nerede?’ kaygısıyla; eğitim ve bilim emekçileri ise ‘İşimizi, emeğimizi, ekmeğimizi kaybeder miyiz?’ endişesiyle baş başa bırakılmıştır” ifadeleri kullanıldı.
Üniversitelerin “patronların kâr ortaklığı kurduğu yatırım alanları değil, toplumun ortak geleceğini, aydınlanmasını ve bilimsel gelişimini inşa eden kamusal kurumlar” olduğu belirtilen açıklamada, öğrencilerin “müşteri”, akademisyenlerin ise “ucuz ve güvencesiz iş gücü” olarak görüldüğü ifade edildi. Eğitim Sen, “Eğitim ve bilim emekçilerinin bir kararname ile iş güvencesinin ellerinden alınması, öğrencilerin borç sarmalı ve gelecek kaygısı üzerinden baskı altında tutulması kabul edilemez” dedi.
“Kararnameyle üniversite kapatılamaz”
Açıklamada ayrıca, kanunla kurulan bir üniversitenin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kapatılmasının Anayasa’ya ve hukukun temel ilkelerine aykırı olduğu savunularak, “Bu karar, idari bir tasarruf değil; akademiyi bütünüyle ranta ve tek adam rejiminin kararlarına bağımlı kılma politikasının bir tezahürüdür” denildi.
Eğitim Sen, yaşanan sürecin gençliğin sürüklendiği geleceksizlik, diplomalı işsizlik, esnek ve güvencesiz çalışma koşulları ile kamusal ve özerk eğitimin tasfiyesiyle bağlantılı olduğunu belirtti. Açıklamada, “Siyasi iktidar ve sermaye ortaklığı, yarattığı bu kaosla yükseköğretimin tüm bileşenlerini cezalandırmaktadır” ifadelerine yer verildi.
YÖK ve iktidara tepki
Yükseköğretim alanında yaşanan sorunların sorumlusu olarak siyasi iktidar ve Yükseköğretim Kurulu’nu işaret eden sendika, öğrencilerin, akademik ve idari personelin yaşadığı hak kayıplarının “derhal ve şartsız olarak güvence altına alınması” çağrısında bulundu. Açıklamada, “Tek bir eğitim ve bilim emekçisi bile güvencesizliğe, işsizliğe ve sendikasızlığa mahkûm edilmemelidir” denildi.
Eğitim Sen açıklamasının sonunda ise, “Kanunla kurulan üniversitelerin tek bir kararnameyle kapatıldığı bu hukuksuz düzen, akademiyi bütünüyle ranta ve siyasi iktidarın iki dudağı arasına mahkûm etmiştir. Bilim üretim merkezleri olması gereken üniversiteler, sermayenin kâr-zarar hesaplarıyla kepenk indirme korkusu altında değil; özgür bilim, demokratik-özerk işleyiş ve kamusal sorumluluk anlayışıyla var olmalıdır” ifadelerine yer verdi.
Sendika, “Öğrencilerin geleceğinin karartılmasına, eğitim ve bilim emekçilerinin güvencesizliğe teslim edilmesine sessiz ve tepkisiz kalmayacağız” dedi.
Evrensel'i Takip Et