Bilgi Üniversitesi Erdoğan’ın kararıyla kapatıldı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararıyla Bilgi Üniversitesinin faaliyetlerine son verildi.
Resmi Gazete’de yayınlanan karara göre Bilgi Üniversitesinin faaliyetleri sona erdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan kararda, “Kurucu vakfına kayyım atanan İstanbul Bilgi Üniversitesinin faaliyet izninin kaldırılmasına 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun ek 11’inci maddesi gereğince karar verilmiştir” ifadeleri yer aldı.
Neden kapatıldı?
Üniversitenin kapatılmasını eylül 2025'te Can Holdinge yönelik başlatılan adli bir soruşturma tetikledi. Soruşturma kapsamında, holdinge ait 121 şirketle birlikte İstanbul Bilgi Üniversitesi de sürece dahil edildi.
Bu kapsamda üniversitenin de içinde bulunduğu şirketlere TMSF tarafından el konuldu. Küçükçekmece 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12 Eylül 2025 tarihli kararı ile üniversitenin kurucu vakfı Bilgi Eğitim ve Kültür Vakfına kayyım atandı.
Kayyım heyetinde YÖK Denetleme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ahmet Ulusoy, Levent Çetin ve Av. Mehmet Çiçek yer aldı. Bu atama ile 2547 sayılı Kanun'un ek 11. maddesi uyarınca üniversitenin mütevelli heyetinin ve tüm yöneticilerinin görevlerinin kendiliğinden sona ermesine yol açtı.
Can Holding ile ilgili yürütülen soruşturmada, holding yöneticileri hakkında “suç örgütü kurmak”, “vergi kaçakçılığı”, "dolandırıcılık" ve "kara para aklama" gibi ağır suçlamalar bulunuyor. Soruşturma kapsamında, holding ve bağlı 121 şirkete ait hesaplarda toplam 88 milyar TL'lik şüpheli para hareketi tespit edildi.
Öğrenciler ve akademisyenlerin durumu ne olacak?
Faaliyet izninin kaldırılması, üniversitenin yaklaşık 22 bin öğrencisi ve 1000’den fazla akademik personeli için bir dizi belirsizliği ve olası sorunu da gündeme getirdi.
YÖK mevzuatına göre, faaliyet izni kaldırılan bir vakıf üniversitesinde öğrenim gören öğrenciler, eğitimlerine bir garantör devlet üniversitesi nezdinde devam edebilirler. Bu bağlamda, Bilgi Üniversitesinin garantör üniversitesi Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) olarak belirlendi. Bu geçişin nasıl yönetileceği ve öğrencilerin haklarının nasıl korunacağı, önümüzdeki günlerde YÖK tarafından netleştirilecek.
Personelin iş sözleşmelerinin durumu da belirsizliğini koruyor. 2547 sayılı Kanun'un ek 11. maddesi, bu durumda çalışanların hizmet sözleşmeleri hakkında 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerinin uygulanacağını belirtiyor. Bu da personel için iş güvencesi ve tazminat hakları gibi konularda yeni bir sürecin başlayacağını gösteriyor.
(Haber Merkezi)
Evrensel'i Takip Et