Dünya Arı Günü’nde arıcılar sorunlarını anlattı: 'Emeğimizin karşılığını alamıyoruz'
Şırnak’ta arıcılık yapan Enver ve Bahar Külter çifti, uzun süren yağışlar nedeniyle arılarının yarısını kaybettiklerini söyledi. Arıcılar, sahte bal, yayla yasakları ve artan maliyetler nedeniyle geçim sıkıntısı yaşadıklarını anlattı.
Fotoğraf: MA
Şırnak — Birleşmiş Milletler’in (BM) 20 Aralık 2017 tarihinde düzenlenen Genel Kurulu’nda 115 ülkenin katılımıyla 20 Mayıs Dünya Arı Günü ilan edildi. Oy birliğiyle alınan karardan bu yana arı popülasyonlarının artışına dikkat çekmek için 20 Mayıs çeşitlik etkinliklerle kutlanıyor.
BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri arasında yer alan arı popülasyonlarının artış hedefi; Dünya Arı Günü ilanına rağmen istenilen etkiyi yaratmadı. Zirai ilaçlarda kimyasalların kullanılması, sanayileşme, egzoz gazı salınımında yaşanan artış nedeniyle her geçen yıl arı popülasyonlarında azalma gerçekleşiyor. Bu olumsuz etkilere Şırnak’ta uzun yıllardır süre gelen çevre sorunları da eklendiğinde arıcılık için tehlike çanları daha yüksek çalıyor.
Fotoğraf: MA
Şırnak genelinde yaklaşık 700 aile geçimlerini arıcılık ile sağlıyor. Bu yıl yağışların uzun sürmesi arıcılığı olumsuz etkilediği gibi arıların yarısına yakınının ölümüne de neden oldu. Yaylalara çıkması gereken arıcılar, hâlâ kar bulunması ve ovalarda arıların konacağı çiçeklerin bol olmasından kaynaklı gidişlerini erteledi. Geçimlerini 15 yıldır arıcılık yaparak sağlayan Enver ve Bahar Külter çifti, 20 Mayıs Dünya Arı Günü’nde yaşadıkları sorunları anlattı.
Fotoğraf: MA
Merkeze bağlı Divin köyünde 350 kovan ile arıcılık yapan Külter çifti, bir yandan da yayla yolculuğuna hazırlanıyor. Her kovanda 30-70 bin arası arı yaşadığını belirten Enver Külter, arıcılığın uğraş isteyen bir meslek olduğunu kaydetti. Kış aylarında arıcılığın zahmetlerinin katlandığına dikkati çeken Külter, “Bu yıl kış uzadı bu bize çok zarar verdi. Neredeyse arıların yarısı bu yıl öldü. Bahar geç geldi, arıların beslendiği bal kovanlarda birince öldüler. Şimdi havalar ısınıyor. Burada yeşillik kalmadığı zaman Beytüşşebap’ta bulunan yaylalara çıkıyoruz. 20 gün sonra Faraşîn’e çıkacağız. Son bahara kadar orada çadırlarda kalıyoruz. Arıları gece araçlar ile yaylaya götürüyoruz. Akşam çöktüğünde kovanları araçlara yüklüyoruz ve güneş doğmadan yaylada indirmemiz gerek. Güneş çıkarsa arılar büyük zarar görür” diye belirtti.
“Birçok yayla hâlâ yasak”
Emeklerinin karşılığını tam anlamıyla alamadıklarını ifade eden Külter, “Balımız şifadır, orijinaldir. İçinde şeker yok. Çünkü balımız dağlardaki çiçeklerden oluşuyor. Hiçbir şekilde şeker vermiyoruz. Şırnak Yayla Balı olarak bir markada kurduk ve ülkede bir marka oldu. İngiltere’ye bu balı yarışmaya gönderdik, altın madalya aldık. İnsanlar sahte bala dikkat etmeli. Arı yüzü görmeyen ballar piyasaya sürülüyor. Bundan kaynaklı sorunlarımız katlanıyor, bu sefer orijinal balı satmakta zorlanıyoruz. Bugün orijinal balın kilogramı bin 500 TL’dir. Gelecek yıl 2 bin TL’yi geçer” ifadelerini kullandı.
Fotoğraf: MA
Arıcıların yaylalardaki yasaklardan olumsuz etkilendiğini belirten Külter, “Birçok yayla hâlâ yasaklı. Bir süreç var ve bir yıldan fazladır sürüyor. Bu süreçte biraz daha rahatladık. Aile olarak bu işi yapıyoruz. Yaşamımız bu arılar üzerinde. Arılar çok faydalı hayvanlar. Sadece bal için değil. Ekosistem içinde de rolleri çok önemli. Arılar sayesinde birçok bitki ve çiçek poleni yayılıyor. Ancak arıcılık bugün hak ettiği değeri görmüyor” dedi.
“Kolektif emekle sürdürüyoruz”
Bahar Külter arıcılığın zorlularına değinerek, verdikleri emeğin karşılığını alamadıklarını dile getirdi. 15 yıldır arıların içinde olduğunu söyleyen Bahar Külter, “Birçok zorluğu var. En büyük zorlukları da kadınlar çekiyor. Kovanların temizlenmesinden balların toplanmasına kadar her iş uğraş istiyor. Zorluklarının yanında güzellikleri de var. Yaylalara gittiğimizde oralardaki doğal güzellikler bütün yorgunluğumuzu alıyor. Yaylalarda 3-4 ay kalıyoruz. Kadınlar olarak yaylada hem arılar ile uğraşıyoruz hem de barındığımız çadırların temizliğinden yemeğine kadar yapıyoruz. Çocuklarımız için bu işi yapıyoruz. Yaylalara gittiğimizde kentleri hiç özlemiyoruz. Bütün zorluklara rağmen orası kentlerden daha güzel. Bizim dışımızda da gelen arıcılar oluyor. Bizler bir arada birbirimize yardım ederek kolektif bir emekle bu işi sürdürüyoruz. Hepimiz birbirimize yardım ediyoruz” şeklinde konuştu.
(MA)
Evrensel'i Takip Et